Gazze ye insani yardım malzemesi götürmek üzere yola çıkan Mavi Marmara Gemisi nin uluslararası sularda İsrail tarafından önünün kesilmesi ve arkasından gemiye düzenlenen baskın ile 9 insanımızın katledilişi ile gemideki insani yardım malzemelerine de el konulması sanki unutulmaya terk edilmiş gibi görünüyor. Arada bir İsrail tarafından katledilen kardeşlerimizin ailelerine tazminat ödenmesi hususu gündeme getiriliyor, iki taraf arasında bu husustaki görüşmelerin devam ettiği belirtiliyor. Böyle olunca da Mavi Marmara baskınında katledilenlerin ailelerine miktarı ne olursa olsun bir tazminat ödenmesi ile İsrail in sorumluluktan kurtulacağı gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Kısacası İsrail in cezalandırılması ödenecek tazminatla sınırlandırılmış olmuyor.

İsrail ister tazminat ödesin ister ödemesin, ödediği tazminatın miktarı ne olursa olsun sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. Çünkü uluslararası sularda bir sivil gemiye baskın düzenlemek suretiyle korsanlık yapılmıştır. Bu korsanlığı yapan da bir devlettir. İkincisi, bu baskında 9 insanımız katledilmiştir. Dokuz insanımızın hayatını ödenecek hiçbir bedel karşılayamaz/karşılamamalı. Bunun da ötesinde Mavi Marmara baskını olayının her fırsatta ödenecek tazminata ve miktarına bağlanması baskında hayatını kaybedenlerin ailelerine saygısızlık anlamına gelir. Hiç kimse alacağı tazminatın miktarı ile ilgili değildir. Hukuki gereklilik olarak elbette tazminatta ödenmelidir ama, mesele bundan ibaretmiş gibi gösterilmemelidir.

Bunun için İsrail in uluslararası mahkemede yargılanması, uluslararası sularda sergilediği korsanlığın ve eşkıyalığın hesabını vermesi sağlanmalıdır. Ayrıca Gazze ye götürülen yardım malzemelerine ne hakla el koyduğunun hesabını da vermesi icap eder. Bu arada işlenen cinayetlerin sorumları mutlaka cezalandırılmalıdır. Çünkü, bir sivil yardım gemisine baskın yapılmış, insanlar katledilmiş, gemi yolundan çevrilmiştir. Dolayısıyla mesele uluslararası mahkemeye taşınmadan ve olayın sorumluları yargı önüne çıkartılmadan birilerinin aralarında yapacakları anlaşma ile İsrail i aklamaları mümkün değildir/olmamalıdır. Yani mesele alınacak bedele indirgenmemeli, bundan kaçınılmalıdır.

Bununda ötesinde özellikle İsrail in medya aracılığı ile gündeme taşıdığı bazı haberler ve bu haberlere Türk Dışişleri nden verilen cevaplarla meselenin tartışılması da olayın ciddiyeti ile bağdaşmıyor. Son olarak bir İsrail gazetesinde yer alan haberde, iki taraf arasında İstanbul da gerçekleşen toplantının gündemini İsrail tarafından verilecek tazminat miktarının oluşturduğunun ileri sürülmesi ve bu iddiaların medyada yer alması dikkat çekicidir:

İstanbul daki görüşmelerde Türkiye, bahsedilen meblağın altında bir tazminat talep etti. Anlaşma hazır. Geriye sadece miktarın karşısındaki boş bölümü doldurmak kaldı. Miktar konusunda halen ihtilaf var ama eskisi kadar değil.

Görüldüğü kadarıyla Mavi Marmara baskının sorumluluğundan İsrail sadece ödenecek bir miktar para ile kurtulmanın peşindedir ve böyle bir ortam da oluşmuş görünüyor.

Bu haberlere karşılık Dışişlerimizden bir yetkilinin yaptığı açıklamada şöyle denilmektedir:

Aralık ayı başında yeni bir görüşme İstanbul da yapıldı. Zaten görüşmeler yüz yüze ve telefonla 9 aydır devam ediyor. Türkiye nin tek taraflı miktarı azalttığı iddiası doğru değil. Hakkaniyete uygun, işleyebilir bir çerçevede bir formül        arayışı var.

Kısacası haberlerde Mavi Marmara baskınına yönelik korsanlık tazminata düğümlenmiş görünüyor. Böyle bir yaklaşım ne şehit ailelerini ne de milletimizi memnun edecektir. Çünkü olay para değil, eşkıyadan hesap sorulması meselesidir.