Türkiye inanılmaz bir ahlâk tahribatıyla karşı karşıya... Gönüllerdeki maneviyat boşluğu, pek çok sıkıntı ve huzursuzluğa yol açıyor. Yüz kızartıcı suçlar artıyor, kap-kaç ve hırsızlık olaylarının nerede duracağı belli değil... İntihar ve aile faciaları günlük olaylar haline gelmiş... Stres ve bunalım içinde yaşayan toplum, gelecek endişesi içinde... Ahlâkî ve manevî alanda yaşanan erozyon, sonu gelmez problemleri de beraberinde getiriyor. Ahlâk ve maneviyat, toplumu ayakta tutan en güçlü dinamiklerin başında yer alır. Sevgi, saygı, hoşgörü; iyilik, yardımlaşma ve kaynaşma duygusu gibi hasletler ancak ahlâk ve maneviyatla elde edilebilir. Devam etmekte olan ahlâk ve maneviyat tahribatı önlenemezse, Türkiyemizin yaşanmaz bir ülke haline gelmesi hiç de uzak bir ihtimal değildir. Hırsızlık olayları hızla artmakta, mafya ve çeteler at oynatmakta, şiddet olayları ilköğretim okullarına kadar inmiş bulunmaktadır. Fuhuş ve ahlâksızlık yaygınlaşmakta, aileler dağılmakta, boşanma olaylarında anormal bir artış gözlenmektedir.

Hastalık en ileri noktaya ulaştı

Yaşanananlar, hastalığın boyutlarının en ileri noktaya ulaştığını, toplumu çürüme noktasına getirdiğini göstermektedir. Tedbir alınmazsa, yok oluş; Allah korusun- kaçınılmaz bir son olarak karşımıza çıkacaktır. Türkiyeüzerinde emelleri olan fesat odaklarının da istediği budur. Ahlâk ve maneviyat tahribatına hız veren şer güçler, bu yolla Türkiye nin direncini kırarak, yutulabilir bir noktaya getirmeyi arzulamaktadırlar.

Hayır, hayır!.. Türkiye nin böyle bir duruma düşürülmesine müsaade edemeyiz, etmemeliyiz... Allah bize, problemlerini çözsün, çıkış yolunu bulsun, diye akıl gibi bir cevher vermiştir. İyi, güzel, doğru, faydalı ve adil olanı, ancak akıl cevheriyle bulabiliriz.

Çözüm için, önce insanı iyi tanımak lâzımdır. Doğru düşünmesi, sağlıklı kararlar vermesi ve dengeli bir hayat sürmesi için nelere ihtiyacı olduğunu bilmek zorundayız. İnsanın huzurlu bir hayat yaşayabilmesi için, insanda var olan cihazların beslenip doyurulması gerekmektedir: Midesi, kafası, kalbi, gözü...

Bu cihazlardan mide yeyip içmekle, kafa ilimle, kalb ahlâk ve maneviyatla, göz kanaatle beslenmesi gerekiyor. Sadece insanın yeme, içme, barınma ve giyim ihtiyaçlarını gidermek, onun problemlerinin çözüldüğünü göstermez. İlim, aklına rehberlik edecek, kalbe Allah korkusu yerleşecek, göz hırslanıp yaşama dengesini bozmamak için kanaat edecek.

Ahlak tahribatını önlemek

Bugünkü ahlâk tahribatını önleyebilmenin yolu, ahlâk ve maneviyata önem vermek, manevi değerlerle donanmış nesiller yetiştirmektir. Çünkü maneviyat, kötülükler için en büyük fren görevi yapmaktadır. Yalnız polisiye tedbirlerle kötülükleri önleyemezsiniz. Her insanın kalbine adeta bir polis durumundaki Allah korkusunu yerleştirmek zorundasınız. O zaman insan; alkol, uyuşturucu, fuhuş, zina, hırsızlık, şiddet, terör gibi toplum huzurunu bozan her kötülükten uzak duracaktır. "İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır." Prensibi gereğince, insanlığa hizmet etmeyi en büyük görev sayacak; şefkat, merhamet, fedakarlık, sevgi, hoşgörü gibi insanî duyguları gelişecektir. Siyaset sahnesinde var olduğundanberi, Millî Görüş çalışma modelinde "ahlak ve maneviyat"ın hep en önde tutulduğuna şahit oluyoruz.

Bugüne kadar kendilerine verilen güç ve imkanı bu önemli iş için seferber ettiklerini gördük. Bugün, inanılmaz boyutta bir ahlâk ve maneviyat  tahribatı ile karşı karşıya bulunuyorsak, bunun en başta gelen sebebi Millî Görüş hareketinin önüne engeller çıkarılmasıdır. Saadet Partisi nin son genel seçimlerden bu yana yaptığı etkinlikler, Millî Görüş modelinin, ülkenin geleceği ile ahlâk ve maneviyata verdiği önemin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Türkiye de, ABD nin işgal, saldırı, zulüm ve işkencelerine karşı, Saadet Partisi nden başka "Zalimlere Lânet Mitingleri" düzenleyen olmamıştır.

Bölme ve parçalama planları

Türkiye nin bölünme ve parçalanma plânları ile yabancılara sınırsız toprak satışı devam ederken "2. Sevr e Hayır! Türkiye Nereye sürükleniyor " konferansları ile tehlikeye en geniş anlamda dikkat çeken de Saadet Partisi oldu. IMF reçetelerinin ekonomiyi felç etmesi karşısında "IMF Yıkımı Değil, Millî Ekonomik Çözüm." diyen yine SaadetPartisi ydi.

Allah ın son elçisine hakaret içeren karikatürleri protesto etmek için, milyonluk katılımla, "Peygambere sevgi ve bağlılık" mitingini yalnız Saadet Partisi düzenledi. Halkımızı uyarmak için "Millî Uyanış Geceleri" tertip etti. Toplumu çürüme ve yok oluşa götüren ahlâk ve maneviyat tahribatı karşısında, problemi teşhis edip "Manevî Tahribat ve Çözüm Yolları" başlıklı konferanslarla tedavi yöntemlerini gösteren Saadet Partisi ve Millî Görüşçülerden başka bir kuruluşu görüyor musunuz   Herşey ortadadır. Problem de, çözüm yolu da bellidir. Toplum hangi noktaya gelirse gelsin, eğer problemlerin çıkış yolunu bilip yol gösteren öncüler varsa, o toplum için kurtuluş yolu her zaman açık demektir.