Bismillâhirrahmanirrahîm;

DÜNYA tarihinin en önemli olaylarından biri de “Malazgirt Meydan Savaşı”dır. Selçuklu’nun Anadolu’ya açılmasını sağladı, zalim Bizans’ın gururunu yıktı. Anadolu toprakları İslâm’la Hz. Ömer’in (r.a.) halifeliği, Halid bin Velid’in başkomutanlığı döneminde tanıştı. Onlar, İyaz bin Ganem’i el-Cezire bölgesine göndererek 639’da Diyarbakır’ı fethetti; devamında da bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da il statüsündeki 14 yeri fethettiler.

Bizans İmparatoru, Selçuklu devletiyle beraber İslâm âlemini yok etmeyi planlamıştı. Bizans, Sakarya boylarından Denizli’ye kadar uzanan Türk akınlarını durduramıyor; hele çok güvendikleri komutanları Romen Diyojen’in Afşin Bey karşısında çaresiz kalması imparatoru endişelendiriyordu.

Anadolu egemenliği için 1070 yılında İstanbul’dan yola çıkan Bizans ordusu, Eskişehir ve Kızılırmak vadisini geçerek Sivas’a; oradan da Erzurum’a ulaştı. İmparator, Alp Arslan’a mektup yazarak Malazgirt, Ahlât ve Erciş’in kendilerine bırakılmasını istedi. Buralar istila yolları üzerindeki önemli mevkilerdi. Alp Arslan Mısır seferindeydi. Romen Diyojen’in Erzurum’a doğru ilerlediğini öğrenince seferden geri döndü.

Alp Arslan Ahlât’a ulaşınca, Bizans’ın öncü kuvvetleri Malatya’ya doğru kaçtı. Malazgirt Ovası’nda karşılaşan iki orduda orantısız güç farkı bulunuyordu. Selçuklu ordusu 50 bin askerden oluşurken; Bizans ordusu 200 bin civarındaydı. Fakat inanç ve fikir birliği içindeki Selçuklu ordusunun morali çok yüksekti. Bizans, böylesi birlikten yoksundu. Asker ve komutanları arasında husumetler vardı.

ALLAH’A TESLİMİYET

ALP Arslan, İslâm savaş hukuku gereği komutanlarından Sav-tekin’i imparatora göndererek barış önerdi. Mağrur imparator, barışı reddettiği gibi; ukalâlıklarda bulundu.

İslâm uleması Alp Arslan’a, “Sen cihat ediyorsun. Cuma günü savaşa giriş ki, bütün Müslümanlar sana dua etsin” dediler. Abbasi halifesi Kaim Biemrillah’ın emriyle Cuma günü mimberlerden, “Allah’ım! İslâm sancaklarını yükselt, yardım et! Alp Arslan’ın Sen’den istediği yardımı esirgeme!” dualarını içeren hutbe okundu. Cuma günü Sultan ve ordusu birlikte namaz kıldılar. Alp Arslan, secdeye kapanarak şöyle dua etti:

“Yarabbi! Sana kendimi Vekil yapıyorum. Bana yardım et!” Bundan sonra askerine şöyle seslendi: “Burada Allah’tan başka sultan yoktur. Emir ve kader tamamen O’nun elindedir. Benimle birlikte savaşıp savaşmamakta serbestsiniz!” Daha sonra ok ve yayını bıraktı. Kılıç ve kopuzunu alıp atına bindi. Askerlerine vasiyetini yaptı:

“Şehit olursam, bu beyaz elbise kefenim olsun! Melikşah’ı yerime tahta çıkarınız!”

Öğle sonrası iki taraf savaş düzenine girdi. Alp Arslan, ordusunun yarısını savaş alanının yanlarındaki tepelerde pusuya yatırdı. Dörtte biri düşmanın arkasını tuttu. Kendisi imparatorun karşısında yer aldı. Okçular desteğindeki Selçuklu ordusu hücuma geçti. Plan gereği ustaca geri çekildiler.

Bizanslılar, Selçuklu ordusunun kaçtığını sanarak alana girdiler. Alp Arslan, onları karargâhtan uzaklaştırınca aniden geri döndü. Pusudaki askerlerini hücuma geçirdi. Bizans ordusu şaşkına döndü. Akşama doğru Bizans ordusu imha edildi. İmparatorla Romen Diyojen yakalandı.

İMANIN ZAFERİ

SELÇUKLU ordusu, görülmemiş ölçüde ganimet sağladı. Alp Arslan Romen Diyojen’e iyi davrandı. Teselli etti. Ona çadır hazırladı. Emrine hizmetçiler verdi; misafir gibi ağırladı. Diyojen’e sordu: “Ben bu duruma düşseydim ne yapardın?”; “Düşmana yapılması gerekeni yapardım” cevabını aldı. Sultan, “Şimdi ne yapmamı bekliyorsun?” deyince Diyojen; “Ya öldürüleceğini”; “ya zincire vurulup İslâm ülkelerinde dolaştırılacağını” söyleyerek durakladı.

“Üçüncüsünü söylemeyeyim, o yapılmaz” deyince Sultan, “Söyle!” ısrarında bulundu. “Beni affedersin!” dedi. Sultan, konuşmasını sürdürdü: “Muzaffer olursam seni affedeceğimi Allah’a söz vermiştim. Kararım üçüncü şıktan başkası değildir. Ülkene dönebilirsin!” İşte Müslüman’ın büyüklük ve asaleti!

Malazgirt Zaferi, Anadolu’nun İslâmlaşmasını sağladı. Akıncı birlikleriyle hareket eden göçebeler hemen fethedilen topraklara yerleştirildi. Asırlardır kan dökülen topraklar “İslâm diyarı” oldu. Müslümanlar kısa sürede Anadolu’ya rengini verdi. Camiler, medreseler, türbeler, kervansaraylar, hastaneler gibi eserlerle Anadolu’yu imar ettiler. İslâm’ın Avrupa’ya karşı en güçlü savunma hattı oluştu.

İman ve azmin neler yapmaya muktedir olduğunu görüyor musunuz? Alp Arslan, 19 yıl hükümdar kaldı. Bu sürede “Allah’ın dini üstün gelsin” diye zaferden zafere koştu. 42 yaşında vefat etti. Allah, Malazgirt yiğitlerinden ebediyen razı olsun!

Fetihler maneviyatımızı besler, diri tutar. Fetih anlayışı sürmelidir. Erbakan Hoca’nın deyimiyle; “Tarihteki zaferlerimizin hepsi imaan… imaaan… imaaaan, aşk ve azimle kazanılmıştır.” 26 Ağustos’ta gerçekleşen Malazgirt Zaferi’nin 752. yıldönümü hayırlar getirsin!