Bismillâhirrahmânirrahîm;

ALLAH’IN ihsanı olan her şey Allah’ın rızası uğrunda kullanılmalıdır. Bizi yoktan var eden, akıl ve güç veren Allah’tır. Allah, her şeye gücü yeten kâmil kudrettir. Varlık âlemini yaratan, yaşatan ve yöneten O’dur (c.c.). Kula, insanları faydalandırsın, diye verilen makam, ilim ve servet amacına uygun kullanılmalı; asla nefis ve hevanın emrine verilmemelidir. Değilse, bu güzel nimetler insanı helâk eder. Firavun, Haman, Karun, Bel’am bunun açık örnekleridir.

Abdülaziz Kıranşal hoca, bu konuda gençleri uyarmak için, MGV Yayınları arasında çıkan, Müslüman Gençler İçin İRADE TERBİYESİ, Zaman Kontrolü ve Günlük Manevi Program adlı bir eser yayınladı. Kitabın başında, makam, ilim ve serveti yerinde kullanmadığı için helâk olan 4 kişinin hayat hikâyelerine yer verdi. İlerleyen sayfalarda da, bu tehlikenin “İrade Eğitimi” ile giderilebileceğini anlattı. Müslüman gençlerin uygulamaları için manevi bir program sundu.

Önce FİRAVUN… İradesinin dizginlerini nefsinin eline vermiş olan bir iktidar ve güç sahibi. Böylece zulüm ve haksızlığın öncüsü oldu. Güç ve iktidar Firavun’u ilâhlık taslayan noktaya getirdi. Eserde Firavunluk bir zihniyet olarak ele alınıyor:

“Elbette insanın Firavunlaşması için ille de büyük imparatorluklara hükmedecek bir güce ulaşmasına gerek yoktur. Eşine ve çocuklarına zulmedip evinin; işçilerine   zulmedip fabrikasının Firavun’u olabilir. Firavunluk, güç ve iktidarı zulüm ve haksızlık için kullanmaktır.” (A. g. e., Sh. 23)

 ZULMÜN DESTEKÇİLERİ

FİRAVUN tek başına zulüm ve haksızlıklarını genişletemezdi. HAMAN; Firavun’un askeri ve bürokratik işlerden sorumlu yardımcısıdır: “Haman, Firavun’un yaptığı bütün zulümlerin işbirlikçisi ve destekçisidir. Tüm bu işbirliği ve desteğin sebebi de nefsinin hoşuna giden dünyalıkları, makamını ve koltuğunu kaybetme korkusudur.

Haman, dünyalık adına Firavun’un, ‘Ben sizin en büyük Rabbinizim’ (Kasas, 28) şeklindeki ilâhlık iddiasına bile ses çıkarmamıştır. Onun zulüm ve şirk sistemine ortak olmuştur. Haman’ın elde ettiği makam ve mevki onu azgınlaştırmış, zulüm çarkının dönmesine ortak etmiştir.” (Sh. 24-25)

Zulüm çarkının dişlisi olmak ne büyük zillet! Makam ve mevki için kul hakkına, haram lokmaya tenezzül etmek; rüşvet, torpil ve iltimasa yönelmek insanın âhiretini mahveder.

KARUN; mülk ve servetin azdırıp yoldan çıkardığı insanlara örnektir. Karun, Musa’nın (a.s.) amcasının oğlu. Musa (a.s.) ve Harun’dan (a.s.) sonra İsrailoğullarının en bilgilisi, en üstünü. Tevrat’ı güzel okur; Musa’dan (a.s.) simya ilmini öğrenir. Mal ve servetini iradesinin kontrolüne alamayıp nefsine uyduğu için azgınlaşır, yoldan çıkar.

Karun’un yoldan çıkması şöyle anlatılır: “Karun, Musa’nın kavmindendi. O, gücüne, servetine güvenerek kavmine haksızlık etmekteydi. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, sadece anahtarlarını güçlü ve kuvvetli bir ekip bile zor taşırdı.” (Kasas, 76-77)

Nefis, Allah’ın emirlerini kabulün önündeki en büyük engeldir. Karun’u ve ona uyanları azdıran budur.

DÜNYAYA ALDANMAYIN

KUR’AN, Karun’un akıbetini bildirir: “Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah’a karşı ona yardım edecek kimsesi de yoktu.” (Kasas, 81) Dünya, hak ve batılın mücadele alanıdır. İnsana düşen hakkın safında bulunmaktır. Rabbimiz, kudret ve kuvvetiyle mülkün ezeli ve ebedi sahibidir.

Yunus, bu gerçeği öylesine özlü anlatmış ki: “Mal sahibi, mülk sahibi, / Hani bunun ilk sahibi, / Mal da yalan, mülk de yalan, / Var biraz da sen oyalan!”

BEL’AM; ilmini kullanarak dünya nimetlerine ulaşmak isteyenlerin örneğidir. Musa (a.s.), inkârcı bir halkın yaşadığı bir şehirde, hak dinin hâkim olması için orayı almak istedi. Şehir halkı, Bel’am’dan Musa tehlikesini gidermesini istediler. Göz kamaştırıcı dünyalıklar, mallar, hediyeler vaat ettiler. Bel’am İsmi Azam’ı biliyordu. Onu, Musa’nın aleyhinde okudu. Buna, “ilimde Bel’amlaşmak” deniyor.

İlim, insana Allah’tan verilen bir lütuftur. Allah, ilmin kaynağıdır. İlmi her şeye kuşatmıştır. Allah’ın İnsana bağışladığı ilim, makam ve servet yine, Allah’ın dini üstün gelsin, diye kullanılmalıdır.

Abdülaziz Kıranşal hocanın kitabında Firavun, Haman, Karun, Bel’am zihniyetleri anlatılarak makam, servet ve ilmin dünyalık için kullanılması, insanın âhiretini mahvetmesi olarak işlenir. Bu tehlikelere karşı insana  “İrade Eğitimi” önerilir.

Çarpık zihniyetleri iyi tanırsak, bugünkü dünyada insana verilen makam, ilim ve servetin nasıl kullanılması gerektiğini öğrenmiş oluruz.