Reklamı Kapat

Koronavirüs ve gazeteler…

Ülkelerin gelişmişlik düzeyinin ölçüsü kabul edilen istatistikleri oluşturan verilerden birisi de yayıncılıktır. Bir ülkede ne kadar çok gazete satılıyor/okunuyorsa; dergi yayıncılığı ne kadar güçlüyse, ne kadar çok kitap basılıyor ve okunuyorsa, o ülke o oranda kültürel gelişim içerisindedir. Özellikle de günlük gazete okuma verileri önemsenmektedir. Çünkü günlük gazeteler haber alma hakkının ve fikri takibin temel dinamiğini teşkil eder. İşte bu nedenlerle birçok ülkede yayıncılık, özellikle de gazeteler teşvik ve destek görür.

YAYINCILIK İŞİ BİR BİLİNÇLENME İŞİDİR…

Uluslararası yayın kuruluşlarının etki gücü ve ekonomik güçleri karşısında milli medya oluşmazsa; ülkelerin sömürgeleşmesi, kendi tarihlerinden ve milli bilinçlerinden kopması da çok daha kolay olacaktır. İnsanlar kendi gazetelerini okumaz, kendi televizyonlarını izlemezse, kendi kültürel yayınlarına ulaşamazsa, takip edecek başka yayınlara ulaşmak ister. Ne yapar yapar, ama mutlaka habere-bilgiye ulaşır. Çünkü insanlar “haberdar” olmak ister. İnsanınızı siz haberdar edemiyorsanız, bilgilendirmiyorsanız; haberdar edenler, bilgilendirenler mutlaka çıkar. Devletler, nerede bir boşluk bırakırsa, orası başkaları tarafından doldurulur. Emperyalizm önce kültür emperyalizmi şeklinde bir ülkeye girer; sonra o ülkenin ekonomisini de, emeğini de, yarınını da ve tabii benliğini de ele geçirir. Yani, yayıncılık işi ekonomimizi de, emeğimizi de korumamızı sağlayan bir “bilinçlenme” işidir.

DEVLETLER VE GAZETELER…

Yayıncılıkta oluşacak boşluklar, genellikle uluslararası yayıncılığın arayıp da bulamadığı fırsatlardır. Ya doğrudan kendileri bu boşluğu doldurur ya da bu boşlukta kendilerine etki alanı oluşturacak mecralar oluşturur. Bu bakımdan devletler yayıncılığı desteklemek ve teşvik etmek zorundadır… İşte bu nedenle devletler için ulusal düzeyde medya oluşturulması ve güçlendirilmesi tercihe bağlı bir durum değil, olmazsa olmaz şiddetinde zorunluluktur. Bu zorunluluktan dolayıdır ki, dünyada ya doğrudan destekler ya da dolaylı destekler her zaman var olmuştur.

Üstelik gazetelerin ve yayıncılığın teşvik edilmesi ve desteklenmesi bir hükümet politikası değil, devlet politikası olarak belirmiştir. Çünkü iç ve dış tehditler bakımından ulusal nitelikli güçlü medya devlet meselesi olarak görülmüştür. Devletler kendi ülkelerinde ne kadar güçlü “gazetecilik” mecrası oluşturabilmişse, o kadar kendi olabilmiştir.

Türkiye geleneğinde de yayıncılık devlet desteğini hep yanında görmüştür. Kimi dönemler fazla, kimi dönemler az; ama teşvik ve destek hep söz konusu olmuştur. Bunun handikapları olmamış mıdır? Elbette olmuştur. Hatta kimi zaman bu handikapların derin zararları olmuştur. Hükümetlerin güdümüne giren gazeteler, medya kuruluşları bazen asli vazifelerini de unutmuştur. Fakat ne olursa olsun medya dünyası en küçük bir boşluk kabul etmeyecek kadar stratejik önemi haizdir. Türkiye’nin gazeteleri, medyası olmak zorundadır… Bağımsız, özgür ve milli...

Türkiye’de medya, zor zamanlarda toplumsal bütünlüğü, birlik ve beraberliği, millet refleksini ortaya koymakta hep sınavı geçmiştir. Hangi görüşe sahip olursa olsun, genel anlamda gazeteler ve medya kuruluşları, toplumu ortak hedeflerde buluşturan en büyük güç olagelmiştir. Özellikle de zor zamanlarda farklılık ve ayrılıkların arka planda tutulup, milli bir direncin oluşmasında her görüşten medyanın büyük etkileri olmuştur.

GAZETELER ŞİMDİDEN TİRAJ KAYBEDİYOR, KAN KAYBEDİYOR

Bu koronavirüs gündeminde, durduk yerde şu gazetecilik konusuna neden mi girdim? Aslında “durduk yerde” gündem yapmış değilim meseleyi. Mesele, koronavirüs “mücbir” sebepleriyle doğrudan doğruya bağlantılı bir konu çünkü. Malum, koronavirüs salgını hayatın her alanını etkisi altına almaya devam ediyor. Koronavirüs salgını “durağanlığı” yerleşik hale getirdikçe, her alanda, her sektörde kaygılar derinleşiyor. Belki, bir ay sonra, belki iki ya da üç ay sonra birçok sektörde büyük kan kaybı yaşanacak. Birçok sektörün koronanın etkisinden kurtulabilmek için hazırlık yapma zamanı ve imkânı var görünüyor. Ama gazetelerde kan kaybı çoktan başladı bile. Bir ay, iki ay, üç ay sonra görmeyeceğiz koronanın olumsuz etkilerini. Gazeteler daha şimdiden tiraj kaybediyor, kan kaybediyor, canı yanıyor...  

ÇOK SAYIDA GAZETE KAPANABİLİR, GAZETECİLER İŞSİZ KALABİLİR

Çok değil, yakın bir zamanda ülkemizde yaşanan kur oyunları ve kâğıt krizi nedeniyle gazeteler o güne kadar görülmemiş bir darboğaza girmişti. Kiloyla tartılabilecek ağırlıkta, 40 sayfalık, 60 sayfalık üstelik bolca ekli gazeteler vardı. Gazete sayfaları 20’lere inmiş, bütün gazeteler eklerini iptal etmişti. Hatta zaman içerisinde kimi gazetelerimiz de yayın hayatına son vermek zorunda kalmıştı. Kapanan gazeteler arasında yarım asırlık gazeteler bile vardı. Tasarruf tedbirleri devreye sokulmuş, istihdam daraltılmıştı. Bütün medya kuruluşları ve özellikle de gazeteler zor zamanları aşmanın çırpınışı içindeydi. Sadece muhalif olan gazeteler değil, iktidarın imkânlarından faydalanabilen gazeteler de aynı zorluk ve sıkıntıları yaşıyordu. Gazeteler ve yayıncılık bunlarla mücadele ederken, bu kez koronavirüs salgınının oluşturduğu fırtınaya tutuldu. Bu öyle bir fırtına ki, tedbir alınmazsa, sahip çıkılmazsa çok gazete kapanacak, çok sayıda meslektaşımız da işsiz kalacaktır.

Şimdi detaylara girelim biraz...

Koronavirüs sürecinde kendi görev alanında “destek” planlamasını yapan ilk kuruluşlardan birisi Basın İlan Kurumu (BİK) oldu. BİK, mevzuatın verdiği imkânlar çerçevesinde gazetelere ve gazetecilere hem de gecikmeksizin ciddi destek kararları ilan etti. Hem gazetelerin hem de meslektaşlarımın mağdur olmaması için İŞKUR ile birlikte yürütülen çalışma oldukça dikkat çekici. BİK’in sağladığı bu imkân bizler için “can suyu” mesabesinde bir nefesti.

Fakat fırtına çok sert esiyor. Ve maalesef uzun vadeli etkiler oluşturacağa benziyor. Yıpratıcı, yıkıcı etkiler...

KORONAVİRÜS, GAZETELERİ NASIL ETKİLİYOR?

Gazetelerin hissetmeye başladığı bu olağanüstü etkileri irdeleyelim önce…

* Sokağa çıkamama durumu gazetelerin bayi satışlarını hızla bitme noktasına getiriyor.

* Abonelik sistemiyle okuyucusuna ulaşan gazeteler de hızla abone kaybediyor.

* İnsanlar işe gitmiyor; esnaf dükkânını açmıyor. İş hanlarının çoğu kapalı. İşyeri gazete alımları da güçlü bir düşüş yaşıyor.

* Berber, kuaför, cami lokali, kıraathaneler gibi “beklemeli mekânların” da kapalı olması gazete satışlarını negatif yönde etkiliyor.

* Koronadan dolayı yavaş yavaş belirginleşen geçim sıkıntısı da gazetelerin tirajına olumsuz yansıyor.

* Hayatın durması, ekonomiyi de durdurdu. Bu da, gazete ve yayıncılıkta büyük bir reklam krizi meydana getirdi. Özel ilan-reklam girdisinin zayıflaması, gazeteleri ekonomik çöküntüye sürüklemeye başlıyor.

* Koronavirüs tedbirleri doğrultusunda resmi ilanlar da azalmış oldu. İcra,iflas ve ihalelerin durdurulması gazetelerin en önemli gelir kaynağı olan Basın İlan gelirlerini neredeyse yok hükmünde bırakacak görünüyor.

OLAĞANÜSTÜ ŞARTLAR, MÜCBİR SEBEPLER…

Şimdi de “ne yapmalı”ya bakalım isterseniz... Neler yapılırsa gazetelerin ve yayıncılığın koronavirüs fırtınasından daha az etkilenmesi sağlanabilir? 

Gazeteler olağanüstü sıkıntılar yaşıyor. Normal piyasa şartları, genel gidişattaki bir değişim ya da herhangi öngörülebilir bir sebeple yaşamıyor bu sıkıntıları. Gazetelerin tamamı, koronavirüs salgını nedeniyle bu olağanüstü sıkıntılarla baş başa kaldı.

“Mücbir sebepler” diyoruz ya hani… Gazeteler mücbir sebepleri iliklerine, hücrelerine kadar hissediyor. Bu gerçekler ortadayken, gazeteler “mücbir sebepler” başlığı altında kabul edilmeli ve destek görmelidir.

GAZETELER VE YAYIN DÜNYASI İÇİN NELER YAPILMALI?

Mücbir sebepler karşısında gazetelerin yayınlarına devam edebilmeleri için neler yapılmalı konusu daha anlaşılır olsun istiyorum. Madde madde işleyelim bazı hususları:

* Basın İlan Kurumu (BİK), ortaya koyduğu iyi niyetli ve destek amaçlı kararlarını genişletebilmeli. Bunun için BİK’in kullanımına yeni imkânlar sunulmalı.

* Koronadan önceki hak edişler esas alınarak, resmi ilan yayımları normal seyrine kavuşuncaya kadar BİK, gazetelerin Basın İlan gelirlerini güvence altına alabilmeli. Koronavirüs öncesi hak edişler gazetelere destek olarak verilmeli. Basın İlan Kurumu’na merkezi yönetim bir ödenek sağlamalı.

* Gazetelere, Basın İlan ve özel/ticari ilanlarda KDV muafiyeti getirilmeli.

* Maliyetlerin düşürülmesi için, yüzde 8 olan “üçüncü hamur” gazete kâğıdında KDV yüzde 1’e indirilmeli.

* Gazetelerle birlikte, kültürel hayatın, yayıncılığın, dergiciliğin, matbuatın, matbaaların ayakta kalabilmeleri için diğer kâğıt cinslerinde de KDV yüzde 18’den yüzde 1’e indirilmeli.

* Gazeteler ve yayınlar dağıtım bakımından da desteklenmeli. Bu amaçla, gazetelerin dağıtım şirketine vermekte olduğu yüzdelik oran için en az 6 ay boyunca karşılıksız devlet desteği sağlanmalı, yüzdelik payda indirime gidilmeli.

* Diğer taraftan gazeteler, yayın kuruluşları, kitabevleri Kurumlar Vergisi gibi vergi kalemlerinde de mücbir sebeplerden dolayı muaf tutulmalı. Zira “haber alma hakkı” bağlamında “kamu yararı” görevini üstlenen gazetelerin hizmetlerine sağlıklı bir şekilde devamı ancak vergi yükünden kurtarılmasıyla mümkün olacaktır.

* Gazeteler için en az 1 yıl süreyle telefon, elektrik, internet gibi hizmetler bedelsiz sağlanmalıdır.

* Türkiye’de yüzden fazla iletişim fakültesi mevcutken ve halihazırda iletişimci işsizler gittikçe çoğalmaktayken, şartların getirdiği işten çıkarmaların önüne geçilecek teşvik ve destekler de kalıcı olarak gazetelere verilmelidir.

* SGK primleri ve personel maaşlarının bir kısmının en az bir yıl boyunca devlet tarafından karşılanması “gazetecilerin” işsiz kalmasını da önleyecektir.

BU ZOR ZAMAN, BİRBİRİMİZE EN ÇOK İHTİYACIMIZ OLDUĞU ZAMANDIR

Özetleyerek bitirelim:

Gazeteler bir yandan tiraj kaybediyor, bir yandan reklamsız çıkıyor, bir yandan da Basın İlan gelirlerini kaybediyor. Başta kâğıt olmak üzere yüksek maliyetlerle okuyucusuyla boğuşuyor. Bu durum; Türkiye’de gazeteler için “uçurumun kenarını” ifade ediyor.

Gazeteler ve gazeteciler hep başkalarının haklarını korur, başkalarının haklarını arar... Başkalarının sıkıntılarını dile getirir. Bu kez kendi derdimizi, kendi sıkıntılarımızı dile getirelim... Kendi hakkımızı savunalım istedim… Diğer işletmeler, kurum ve kuruluşların koronavirüsün etkilerinden neden korunması gerekiyorsa, gazetelerin de o sebeple korunması gerekiyor. Meramımız, milletin hakkı gazetelere peşkeş çekilsin meramı değildir yani. Aman yanlış anlaşılmasın da mevzu… 

Son söz de Millî Gazete’mizin çok kıymetli okuyucularına hatırlatma olsun:

Devlet gazetelere sahip çıksın. Çıkmalı. Eyvallah. Ama yine de unutmamak lazım gelir ki; bir gazeteye her şeyden önce okuyucusu sahip çıkar… Bu zor zamanlar, birbirimize en çok ihtiyacımız olduğu zamanlardır…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kurdaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ö.narlı - Sa.Hayırlı günler dilerim.

Mustafa Kurdaş beye katılıyorum. Bu çok sıkıntılı günlerde, birlikte hareket etmek zorundayız.

Tuzu kuru olan yayın organlarının bile zor bir dönemden geçtiğini okuyoruz.

Biz başkayız ve davaya sahip çıkmak zorundayız.

Herkes bir an gözünü kapatıp, elini kalbinin üzerine koysun. Çıkan yayın organlarından hangisini gönül rahatlığıyla evindeki masanın üzerine koyabilir.

Çoluk çocuğunun maniviyatına zarar vermediğinden eminolabilir.

Allah,a emanet olunuz...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Nisan 14:22


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?