Reklamı Kapat

Yazmanın tadı

Yazmanın da kan kaybettiği zamanlar vardır. Kaleme can kâğıda canlılık katan mürekkep aynı zamanda anlamın, ifadenin ve de düşüncenin kanıdır. Yazmanın beyhudeliği diye bir şey vardır. Yazmamak yazmanın bazı önüne kurulur ve ona karşı hâkimiyetini ilan eder. Yazma eylemi sesini ya duyuramamış ya da duyursa bile bu ses sahibine ulaşamamıştır. Yazmak yazarın içinde bir tür bulantıya dönüşür. Düşünmek şahsidir ve sadece düşüneni bağlar. Ne vakit düşündüğünü seslendirmeye başlarsa kişi ortaya konuşma dediğimiz şey çıkar. Düşünen kişiyi düşünür yapan konuşma değil yazma eylemidir. Hitabetiyle düşünür olmuş kaç kişi vardır şu dünyada? Düşünceyi çoğaltan şey yazıdır. Gören gözler için yazılı bir dünyada yaşıyoruz. Yazarın yaptığı tabiatta yazılanı sökerek yeniden yazmaktan ibarettir. Bu bir tür uyarlama ameliyesidir. Klavyenizin tuşları parmağınızı her dokunuşta kavuşacağı kelimenin heyecanını yaşıyorsa kan deveranı sorunsuz devam ediyor demektir. Eğer bu yoksa, yani klavyenin tuşları başı ezilmiş, sindirilmiş insanlar gibi sesini yutmuşsa yazmanın da bir anlamı kalmamış demektir. Anlamlı bir yazma, yazmanın anlamını sürdürmesiyle mümkün olabilir ancak. Yazma iştahının kaçması okuma isteğinin yitirilmesiyle beraber kendini gösterir. Çünkü yaşadığınız dünyadan metinsel bir sesleniş ve duyuş hissedemiyorsunuz demektir. Düzenli olarak yazan bir kaleme bir anda yazmamanın sevimli gelmeye başlaması çok sıkıntılı bir sürece girdiğinin belirtisidir. Zira ne yazmak ne de yazmamak üzere kendini ortaya koyabilir bu kişi. Arafta kalır ve yazmamaya güç yetirebilmek için bile yazmanın değişik türlerinden yardım istemeye koyulur. Yazmamak artık üstesinden gelinebilir bir şey değildir. Yazmak hâlâ bir gölge gibi duvarlarda ve bir siluet gibi ortalıkta gezinmektedir. Hiç yazmayanları anlamak o kadar zor değil. Onlar kendilerini pekâlâ en güzel şekilde savunabilirler. Fakat ömrünü yazı ile şekillendirmiş birinin birden yazmayı bırakması veya eli bir türlü kaleme gidemez hâle gelmesi kolay anlaşılabilecek bir şey değildir. Olup bitenlerin olup bitmeme şansını kaybetmesi gibi durumları düşünelim. Yazdığınız hiçbir satır durumu değiştirmeyecekmiş gibi gelecektir. Yazma bir ıstırap dışavurumu olduğu kadar keyif gerektiren bir uğraştır. Kişiyi yazmaya sevk eden keyif alıp başını gittiğinde yazılan metnin başta ruhu olmak üzere bütün anlam dünyası bir anda boşalacaktır. Galiba yazmak eylemi günlük konuşmalarımız, uyumsuz tasavvur ve boş tahayyüllerimiz arasında can çekişmektedir. Yazmak insicamını kaybetmiştir.

KELİMELER İÇİNDEYİM

“Deneme tarzının benimsendiği bu kitapta içinde yaşadığımız modern dünyaya ve onun bazı sorunlarına kendi kelimelerimle bakmayı deniyorum. Başka bir ifadeyle, kelimelerimin içinden bana kendini gösteren neyse bunu sergilemeye çalışıyorum burada.” (S.11) Özkan Gözel’in felsefi denemelerini içeren Kelimeler İçindeyim kitabının girişinden alınma bir kesit bu ifadeler. Özkan Gözel bu kitabında tahayyül, tedai ve tecessüsle kelimelerin içinde sıkışmış bir dünyayı çekip çıkarmaya çalışıyor. Postmodern zamanlarda bilgi-iktidar ilişkisi, büyük anlatıların çözüldüğü, hakikatin değil, performansın öne çıktığı, içsel doğruların anlamını yitirdiği ve bilginin güçle özdeşleştiği bir çağın pencere aralığından bakıyor kelimelerin dünyasına. Aslında bu bir tür iç bakış. Kelimelerin işaret ettiği dünyanın bir parçası olarak konuşuyor yazar. Zygmunt Bauman’ın Postmodern Etiğine Reddiye denemesinde “Kule bilinci”ne sahip serbest kafalara işaret ediliyor. Bu serbest kafaların iki önemli özelliğinin altını çiziyor yazar: Aklî sarahat ve vicdanî titizlik. Kitap 18 sıkı denemden oluşuyor. Sıkı dedim, zira okuyucu arka-planı gerektiren evsafta metinler olduğunu söylemek gerekli. Felsefenin sorunlarını edebi düzlemde bir üslup ile anlatabilmek, üstelik bunu deneme tadında yapabilmek takdiri fazlasıyla hak ediyor. Yer yer şiirden de referans alan Özkan Gözel’in edebi yetkinliğini felsefi tecessüsüyle nasıl bağdaştırıp yaklaştırdığını görmek isteyenler için son derece önemli bir eser.

(Kelimeler İçindeyim-Özkan Gözel-Şule Yayınları-2019)

Hüseyin

Akın

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?