Reklamı Kapat

İslâmcılıktan Kemalizm’e

Değişimin hızı baş döndürücü. Siyasal akımlar giderek bir karmaşa içinde, evriliyor birbirine karışıyorlar. Kimin ne olduğu tam anlamıyla tanımlanamıyor. Sol, bildiğimiz eski sol değil. Muhafazakâr sağcılığa yakın seyrediyor. Kemalizm özünü koruma çabasında. İçlerinde radikal unsurlar olsa da millet ile uyum sağlayabilmek için kimi tutumlarından vazgeçiyor ya da mesafeli duruyorlar.

Sağcılık tam bir karmaşada ne olduğu belli değil. Muhafazakârlık eskiden beri bir tutku. Kendini yenileyemeyen, koşullara göre renk alan bir siyasal akım. Merkez gibi. Tabiî ki kapitalizm veya liberalizmin asıl özünü ve ruhunu temsil ediyorlar. Sol eski katı tutumunu bir yana bırakırken, Marksist ruh ve özden uzaklaşıyorlar. Solun Marksist kesimleri iyice azınlıktadırlar.

İslâmcılık ile yüzyılın başındaki mücadele içinde olan ve kendini tanımlamaya çalışan siyasal bir akım olmaktan çoktan çıktı. İslâmî bilinç ve duyarlıklı kesimler giderek daha azalıyor. Artık o duygunun yerinde yeller esiyor. Çünkü İslamcıların siyasal tutku ve hırsları sonrasında sağcılığa oradan ulusalcılığa ve ırkçılığa, şimdi de açıkça Kemalizm’e demir atmış durumda. Irkçılık ruhunun baskın olması başlıca neden.

Bunun nedeni nedir, neden böyle bir durum yaşanıyor? Sistemle uyum sağlamak için mi, çıkarlarına halel gelmesin diye mi ya da gerçekten içten var olan duyguları mı baskın. Bilinçaltı duygusunun dışavurumu mu? Bütün bunların üzerinde düşünülebilir.

İslâmî bilinç ve duyarlık artık kimi şeylerin giderek zihinlerde asıl yerini korurken kimileri bu duygu ve düşünceden giderek uzaklaşıyorlar

Kimi simgeler bir bilinç hareketiydi. Belki de bir çıkış kapısı arama çabasıydı. Fakat bugün o simgelerin artık tam anlamıyla bir karşılığı yok. Belki de o sorunlar aşılınca sistem ile içli dışlı olmayı sağlayan bir sonuç. Başörtüsü mücadelesinin ya da çabasının sonuna gelinmiş istenen başarı elde edilmiş gibi şimdi artık durum terse dönüyor. Ya da başörtülülerin gördüğü eziyet ve zulüm sonrasında onlar da Kemalizm’in iyi bir tutkunu durumundadırlar. Bir yıl önce çarşaflı, başörtülü ve imam hatipli öğrencilerin ritüele katıldıklarından beri durum bir hayli değişti.

On kasım sürecinde bildiğimiz, kendilerinden ummadığımız ve beklemediğimiz tanıdığımız çok kimse saygı duruşundaki tapınma ritüeline katıldı. Ölenler ardından olumsuz konuşma bizim geleneğimizde ve inancımızda yok. Kimseyi cehenneme gönderme dilek ve temennimiz olmaz. Kişilerin amelleri eylemleri kendilerini bağlar. Hesabını kendileri verir. Belki de bizim bilmediğimiz sonuçlar da olabilir. İmanın kimde hangi boyutta olduğu bilinmez. Açık inkâr ve küfür içinde olanların durumları da kendilerini bağlar. Hesap günü elbette ki bunun bedelini ödeyecekler karşılığını alacaklar.

Kimseye asla bir nefretimiz yok. Her insanın hakkını, hakkı olduğu kadarını teslim ederiz. İnsanı olduğundan fazla da abartmayız. Sonuçta biz Allah Elçisi’nin bütün çağrısı şu temel ilkeye dayanır: “Allah bir Muhammed onun kulu ve elçisidir.” Bu, şu demektir bir peygamber önce kul sonra da Allah’ın elçisidir. O asla bir Tanrı değildir. Din Allah’ın dinidir.

Tören ve ritüeller tam anlamıyla dini bir seremoni gibi. Karşılıklı bir hesaplaşamaya ve hatta rekabete dönüşüyor. Müslümanların hac ve tavafını andıran bir ritüel. Belli zamanlarda ve belli tarihlere yaşananlar bu gerçeği ortaya koyuyor. Bu dinin belli kuralları var ve bütün ilkelere uyulması uygulanması gerekiyor. Ritüellerde en ufak bir yanlışlık ve sapma ibadetin durumuna zarar veriyor. Çünkü tapınanlar bunlara uymadığını gördüklerinde kıyameti koparıyorlar. Kişiler hakkıyla cezalandırılıyorlar. Bunun önünde durabilmek çok zor bu ortam ve durumda. Tabiî tapınma duygusu içinde olanların bağlılıkları bunu gerektiriyor.

Asıl sorun İslâmî bilinçte olanların artık bu dalgaya iyice kapıldıkları. Demek ki onların bilinçaltında o tapıcı duygu varmış ya da yılların içe sindirdiği bir sonuç olsa gerek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?