Hayrettin Karaman, hayatı ve hatıratlarını anlattığı “Bir Varmış Bir Yokmuş” adlı kitabında Erbakan Hoca’nın, Türkî cumhuriyetler gezisine katılışından bahsetmekte, gezide gördüğü eksikliklerden, Erbakan Hoca’nın toplantıya geç gelmesine imalı göndermelerden sonra sözü Adil Düzen’e getirmekte ve bazı eleştiriler getirmektedir.

“Adil Düzen” hakkında önyargılı tutumu açıkça görülen Karaman, eleştirilerini kimlerle paylaştığını şöyle aktarmaktadır:

“Bu düşüncelerimi başta Sabahattin Zaim Hoca olmak üzere seyahate katılan ilim adamlarıyla da paylaştım. Bunları işiten Tayyip Erdoğan, Azmi Ateş ve Feyzullah Kıyıklık, bize şöyle bir teklif ile geldiler: Biz size zemin hazırlayalım ve sekreterlik hizmeti sunalım, siz de uygun gördüğünüz ilim adamlarını toplayın ve adil düzeni tenkit masasına yatırın, sonucu bir rapor halinde getirin, Erbakan Hoca’ya götürelim, gereğinin yapılması için çaba sarf edelim.

Teklifi kabul ettik, İstanbul Aksaray’daki Hanedan Lokantası’nın üst katındaki müstakil salonda toplantılar yaparak bir yıla yakın çalıştık. Katılanlar arasında Sabahattin Zaim, M. Akif Aydın, Mehmet Yazıcı (muhasebe profesörü), Ahmet Tabakoğlu, Ömer Dinçer, İrfan Gündüz, Raşid Küçük, Kerim Aytekin, Mehmet Erdoğan, Nazif Gürdoğan, Ruşen Gezici, Faruk Beşer, Abdülaziz Bayındır vardı. Bu arkadaşların her biri, kendi ilim dalları açısından adil düzeni incelediler ve ferdi tenkit raporları hazırladılar; bu raporları müzakere ettik, sonra bir müşterek tenkit raporu yazıldı. Tayyip Bey ve arkadaşları, ‘Eğer bir de teklif (alternatif düzen) raporu hazırlamazsanız Hoca bunu bir kenara atar’ dediler. Biz de, ‘İdeal bir teklif raporu bugünden yazılamaz, yazılsa faydası olmaz, mevcut şartlarda olabileceklerin en iyisi manasına bir çerçeve teklif raporu yazılabilir’ dedik. ‘Olur’ dediler, o da yazıldı. Bunlar bir üst yazı (mektup) ile Erbakan Hoca’ya iletildi. Hoca, bir süre eski ‘adil düzen’den söz etmedi ama sonra yine özellikle ekonomik kısmını benimseyerek anlatmaya devam etti.

O günlerde raporların dışarıya sızmaması için karar aldık ve buna uyduk. Şimdi aradan yıllar geçti ve bu hatıralarda bazı münferit raporları (kısmen de olsa) bilgilerinize sunuyorum” (cilt: II, s. 336) demektedir.

Karaman’ın yıllar sonra gelen bu ifşaatından anlıyoruz ki, Erbakan Hoca’ya karşı alttan alta bir muhalefet varmış. Bu, Erbakan Hoca’nın muhaliflere icazet verdiği iddiasını çürütmektedir. Ve altan alta yürütülen bu muhalif tavır ve “Adil Düzen” eleştirisi, tepki çeker endişesinden olsa gerek, yıllarca kamuoyundan saklanmıştır. Yine Karaman’ın ifşaatından anlıyoruz ki, bu gizli toplantıda sadece Adil Düzen eleştirisi yapılmış, alternatif bir sistem ortaya konulamamıştır.

Hayrettin Karaman, mezkûr kitapta, Adil Düzen’in uygulama kabiliyetinin olmadığını da iddia ederek: “Adil düzen adıyla ortaya konan sistemin din, ekonomi, yönetim, ilim, eğitim, hukuk bölümleri çok tartışma götürür fikir ve kanaatlerden oluşmaktadır. Bunların sistemli ve programlı olarak erbabınca tartışılması ve değerlendirilmesi gerekiyor. Bu sistemin bana göre hatalı tarafları dışında bir de uygulanamazlık vasfı var” (s. 335) demektedir.

Karaman, iddiasına, “Bu haliyle adil düzenin, Türkiye şartlarında uygulanma kabiliyeti yoktur” dedikten sonra el artırmakta ve, “Bu model bir geçiş dönemi modeli olarak da uygulama kabiliyetini taşımamaktadır” (s. 358) demektedir.

Karaman’a göre Adil Düzen’in “hatalı tarafları varmış”. Bunun dışında “Türkiye şartlarında uygulanma kabiliyeti yokmuş”. Bundan da öte “geçiş döneminde dahi uygulama kabiliyeti yokmuş”.

Geçiş döneminde dahi uygulama kabiliyeti yok diyebilmek için, Adil Düzen’i anlamamak yahut önyargılı olmak gerekir.

Neden uygulama kabiliyeti olmasın ki? Irkçı emperyalizmin dayattığı faizci kapitalist sistemin uygulama alanı oluyor da, Adil Düzen’in uygulanması neden mümkün olmasın…

Adil Düzen, Siyonizm ve Emperyalizm’i reddeder; bunların planlı ve bilinçli “modern müstemlekecilik” yani sömürgecilik anlayışına karşıdır.

Adil Düzen, Siyonizm ve Emperyalizm’in insanları köleleştirdiği “köle düzeni”ne karşıdır.

Adil Düzen, “köle düzeni”nin insanları “geçim sıkıntısına, geri kalmışlığa, işsizliğe, sefalete ve açlığa” mahkûm edilmesine başkaldırıdır.

Adil Düzen, faizci kapitalist sisteme karşıdır ve faizsiz bir dünyanın mümkün olduğu tezini savunmakta; faizsiz bir dünya için çare, çözüm ve teklifler de ortaya koymaktadır.

Adil Düzen, temelde “Hakkı üstün tutan” bir zihniyete sahiptir ve “Hakkı üstün tutmayı” gaye edinmiştir.

Adil Düzen, bâtılın “kuvvet, çoğunluk, imtiyaz ve menfaatten” devşirdiği, hak sebebi olarak gördüğü şeylerin aslında hakkı olmadığını savunur. Gerçek hak sahipliğinin ancak “Temel insan hakları (din, mal, can, akıl, nesil), emek, karşılıklı rıza ve adalet”le elde edilebileceğini hatırlatır.

Adil Düzen, “kuvveti üstün tutan zihniyeti değil, hakkı üstün tutan zihniyeti” savunur.

Adil Ekonomik Düzen, faizci kapitalist düzenin şu beş mikropla insanları sömürdüğüne, ezdiğine dikkat çeker: “Faiz mikrobu, haksız vergi mikrobu, darphane mikrobu, kambiyo mikrobu, kredi sistemi mikrobu”. Enflasyonun ana sebebinin bu beş mikrop olduğunu iddia eder. Bunlara çözüm getirerek insanları hayat pahalılığından ve kölelikten kurtaracağını örneklerle anlatır.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca, “İnsanlık kendisine mutluluk-saadet getirecek bir nizam aramaktadır. Bu nizam ancak ‘Hakkı üstün tutan Adil Düzen’ nizamıdır” demektedir.

Bu bakımdan “Genel Adil Düzen” ve bunun bir bölümü olan “Adil Ekonomik Düzen” uygulanabilirdir, günceldir; insanlığı kurtaracak reçeteleri sunmaktadır.

Hayrettin Karaman’ın “Adil düzen adıyla ortaya konan sistemin din, ekonomi, yönetim, ilim, eğitim, hukuk bölümleri çok tartışma götürür fikir ve kanaatlerden oluşmaktadır” (s. 335) sözleri önyargılıdır, ilmî dayanaktan yoksundur.

Karaman, “Genel Adil Düzen”i değil de sadece “Adil Ekomik Düzen”i eleştirse dahi bunun da hiçbir ilmi değeri yoktur. Zira, kendisi iktisatçı-ekonomist değildir. Sadece eleştirmiştir, alternatif bir sistem ortaya koyamamıştır. Bir bütün olarak “Adil Düzen” eleştirisi ise temelde “İslâm’ın dünya görüşünü” eleştirmek olur. Zira, Erbakan Hoca’nın “Adil Düzen” kavramına yüklediği anlamın “İslâm’ın dünya görüşü” olduğu ortadadır.

Yıllar önce Erbakan Hoca’nın “Adil Düzen” tezine karşı çıkan Hayrettin Karaman’ın bugün faizli sistemi ayakta tutabilmek için “kur korumalı mevduat faizine ‘hibe’ kılıfı bulması” (Yeni Şafak, 26.02.2021), “enflasyon oranında fazlalık faiz değildir” (Yeni Şafak, 05.09.2019) demesi bile eleştirilerinde haksız olduğunu kanıtlamaya yeter.