“Kur’an ve ilim günlük ve haftalık çalışmalarımız” devam ediyor…

Her akşam günlük çalışmalarımızı yaparken haftalıklara hazırlık oluyor…

“Adil Düzen Seminerlerimiz” haftalık olarak sadece biriyle devam ediyordu…

İki hafta önce…

Yaz döneminde dört ay ara verdiğimiz diğer haftalık İstanbul Üsküdar’daki İslam Medeniyeti Vakfı merkez binamızdaki “Adil Düzen Seminerlerimiz” daha başladı…

Konu ağırlıklı olarak “Adil Düzen Açısından Anayasa Çalışmaları” şeklinde devam edecek ki; yine ve yeniden sıcak gündem olarak başlayan “yeni anayasa” tekliflerine ve çalışmalarına bizim yarım asırlık bu konudaki birikimlerimiz sunulmuş olacak…

Haftalarca devam edecek olan çalışmalarımıza özellikle ilgililerin ve yetkililerin kulak verip gerçek anlamda ilgilenmeleri ve istifade etmeleri en büyük dileğimizdir...

***

Haftalık Kur’an ve İlim Seminerimizin 1230’uncusunu geçen hafta sonunda yaptık…

Bugün de işte en son haftalık Kur’an ve İlim Semineri çalışmamızdan öz ve özet olarak derlediğim notları sunmuş olacağım; elbette her zaman hatırlattığım üzere, istisnasız herkes tarafından dikkate alınması ve gereğinin hiç gecikmeden yapılması dua ve dileklerimizle…

Rûm Suresi üzerindeki çalışmalarımız 37 haftadan beri devam ediyor; bu hafta üzerinde çalışma yaptığımız ayetin Arapçasını ve anlamını okuyarak başlayalım…

“Fenzur ilâ âśâri rahmeti(A)llâhi keyfe yuhyî-l-arda ba’demevtihâ(c) inneżâlikelemuhyî-lmevtâ(s) ve huve ‘alâkulli şey-in kadîr(un) / Ölümünden sonra yere nasıl da hayat veriyor olan Allah’ın rahmetinin izlerine bak. Kesinlikle O ölülere hayat verendir ve O her şeye gücü yetendir.” (Rûm Suresi 50. ayet)

Burada yani bu ayette “Allah’ın rahmeti” yağan yağmuru temsil etmektedir. Onun izleri yani eserleri de üzerinde bitki olmayan ölü arzın üzerinde çıkan bitkilerdir.

Bu ayetle ilgili iki kıraat vardır. Çoğul gelen kıraatte çok sayıda bitkiyi ifade etmektedir. Tekil kıraatte ise tek bir tür bitkiyi ifade etmektedir. İki ayrı kıraat iki ayrı durum içindir. Çok bitkinin yetiştiği yerler de olabilir, tek bir bitkinin yetiştiği yerler de olabilir.

Burada sorulması gereken soru niçin doğrudan “yağmur” demeyip de “Allah’ın rahmeti” denmesidir. Bunun sebebi öncesindeki ayetteki metaforun devamı olmasıdır.

Metafor demek mecaz ya da istiare yani bir şeyi anlatırken doğadan ve başka bir şeyden alınan güzel bir benzetme demektir.

***

Önceki ayetteki Allah’ın kullarına estirilen rüzgârla bulutlar kesifleşmiş ve Allah’ın kullarına isabet ettirilmiştir. Bundan önceki iki ayetin anlamlarını tekrar hatırlayalım: “Allah rüzgârları gönderip de bulutu sürüp de onu gökte nasıl isterse öyle yayıp ve onu arasından çıkan yağmuru gördüğün yayvan yoğun parçalar kılandır. Kullarından istediğine onu isabet ettirdiğinde onlar üzerlerine indirilmesinden öncesinde, ondan öncesinde kesinlikle ümidi kesenler halinde iken hemen müjde istiyor oldular.” (Rûm Suresi, 48-49)

Bu ayetler müthiş bir metaforla Allah yolunda çalışanların yani Allah’ın kullarının ümit kesmiş olsalar bile çalışmalarına devam etmeleri gerektiğini anlatıyor. Hiçbir zaman vazgeçmeden sayıları ve imkânları ne kadar az olursa olsun yollarından şaşmadan, Allah’ın istemediği yollara girmeden çabalarına devam etmeleri gerektiğini, sonunda Allah’ın bu kullarından istediklerine doğru esen rüzgârları göndereceğini, onlara imkânlar sağlayıp başarının geleceğini anlatmaktadır. Kullarından Allah’ın rüzgâr estirmeyi istemediklerine dâhil olanlara ise bu imkânlar gelmeyecektir. Bu durumda bulundukları topluluğu çok büyük bir felaket yerle bir edecek, sadece bu kulları Allah tarafından kurtarılacaktır.

Nitekim biz yıllardan beri “Sosyal Tufan var” diyoruz…

Nuh kavmi ile Nuh’un gemisi de bu dediğimizin örneğidir.

(Devamı var…)