Gizle

Kızıl Sultan değil Ulu Hakan!..

Eğitim “Millî” olsaydı, ders olarak okutulurdu

Cennet mekân Sultan 2. Abdulhamid Han, yıkılmak üzere olan Devlet-i Âli Osmani’yi 33 yıl boyunca ayakta tutmayı başarmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren başlayan ve günümüze kadar devam eden eğitim sistemi bakanlığın adındaki gibi millî olsaydı eğer, Osmanlı’nın 33 yılına damga vurmuş o ince siyaset, ders olarak okutulurdu. Tahta geçtiği günden indirildiği güne kadar, Osmanlı topraklarını baştanbaşa imar eden, aç-biçare insanların babası olan ve toplumun imarı için olmazsa olmaz şer’i kitapları bastırıp ücretsiz dağıttıran Ulu Hakan’dır. Tahtta bulunduğu süre boyunca, isyanlar, iç karışıklıklar ve sınır tecavüzleriyle mücadele eden Sultan İkinci Abdülhamid’in vefat yıldönümü vesilesiyle hazırladığımız bugünkü sayfamızda, Ulu Hakan’ın hayatını ve döneminin önemli olaylarını sayfamızın imkanı nispetinde aktarmak istedik. Sultan İkinci Abdülhamid Han’ı rahmet ve minnetle anıyoruz.

İstanbul’da 21 Eylül 1842 tarihinde doğan İkinci Abdülhamid’in babası Sultan Birinci Abdülmecid, annesi de Tir-i Müjgan Kadın Efendi'dir. Abdülhamid çok küçük yaşta annesini kaybettiği için öksüz büyümüş, üvey annesi Piristu Kadın yetiştirmiştir. Çok zayıf bir bünyeye sahip olduğu için sık sık hasta olur, bu yüzden babası ona özel ilgi gösterirdi. Kültür dersleriyle birlikte musiki dersleri de alan İkinci Abdülhamid, evlenene kadar serbest bir hayat sürmüştür. Evlendikten sonra bütün boş vakitlerini ailesiyle, çocuklarıyla geçirmeye başlamıştır.

TAHTTA, 93 GÜN KALABİLDİ

Amcası Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmenin akabinde, ağabeyi Beşinci Murad hükümdar olmuştur. Yerli ve yabancı hocaların elinde iyi bir tahsil gören Beşinci Murad, şehzadelik yıllarını safahatla geçirmiştir. Veliahd olması hasebiyle Masonların hedefi haline gelen Beşinci Murad, Osmanoğulları içinde tek Mason padişahtır. Bir darbeyle hükümdar olan Beşinci Murad, tahtta sadece 93 gün kalabilmiştir. Akıl sağlığı yerinde olmaması hasebiyle tahtını kaybeden Beşinci Murad’ın yerine kardeşi İkinci Abdülhamid hükümdar olmuştur. 31 Ağustos 1876’da 34 yaşındayken tahta geçen Sultan İkinci Abdülhamid, Osmanlı’nın 34. Padişahıdır.

ÜLKENİN DÖRT BİR YANINDA ESERLERİ VAR

Yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’ni 33 yıl ayakta tutmayı başaran Sultan İkinci Abdülhamid, dini vecibelerini yerine getirme konusunda çok hassas biridir. Hayırsever ve cömert bir insan olan Ulu Hakan, sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Boş vakitlerini marangozhanede geçiren Sultan İkinci Abdülhamid, mükemmel eşyalar yapar, bunları sattırıp parasını fakir fukaraya dağıttırırdı. Kültüre önem veren Abdülhamid, eğitim konusunda hizmet verecek birçok mekânın da banisi olmuştur. Üniversiteler, güzel sanatlar akademisi, ticaret ve ziraat Okulları kuran Sultan Abdülhamid’in eserleri arasındadır. İlk ve orta dereceli okullar, engelliler için özel okullar, kız meslek okulları da yaptırmıştır. Vilayetlere liseler, kazalara ortaokullar kurmakla beraber, ilkokulları köylere kadar ulaştırmıştır. İstanbul'da Şişli Etfal Hastahanesi’ni ve Darülaceze'yi kendi şahsi parasıyla yaptıran Sultan İkinci Abdülhamid, Hamidiye adı verilen içme suyunu da borularla İstanbul'a getirtmiştir. Karayollarını Anadolu içlerine kadar uzatan Sultan İkinci Abdülhamid, Bağdat'a ve Medine'ye kadar da demiryolları, büyük şehirlere atlı tramvay hatları döşetmiştir.

SOKAKLAR HÜSN-Ü ŞAHADETTE BULUNANLARLA DOLUP TAŞIYORDU

2. Abdülhamid, 3 yıl Selanik'teki Alatini Köşkü'nde ev hapsinde tutulduktan sonra 1912'de İstanbul'daki Beylerbeyi Sarayı'na getirildi. 10 Şubat 1918'de İstanbul'da vefat etti. Naaşı İstanbul sokaklarından geçerken, pencerelerden sarkan kadınlar, “Bizi doyuran padişahım, bizi bırakıp nereye gidiyorsun?” diye feryat ediyordu. Tahtan indirilişinin üzerinden geçen zamana rağmen halk, Ulu Hakan’ı unutmamış, hak ettiği vefayı esirgememişti. Divanyolu Caddesi’ne çıkan sokaklar dua eden ve hüsn-ü şahâdette bulunan insanlarla dolup taşıyordu. Cenazesi dualar, tekbirler eşliğinde dedesi Sultan 2. Mahmud için inşa edilen ve amcası Sultan Abdülaziz’in de medfun bulunduğu türbeye getirildi ve hürmetle kabre indirilip defnedildi. Böylece Osmanlı tarihinin Ulu Hakan’ı fâni âlemden bâkî âleme göç etmiş oldu.

Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın 20 tane evladı dünyaya gelmiştir. Evlatlarının isimleri, Mehmed Selim, Ahmet Nuri, Mehmed Abdülkadir, Mehmed Burhaneddin, Abdürrahim Hayri, Ahmed Nureddin, Mehmed Bedrettin, Mehmed Abid, Ulviye, Zekiye, Naime, Naile, Şadiye, Ayşe, Refia, Hatice, Aliye, Cemile, Samiye ve Saliha’dır.

93 Harbi’ne engel olamadı

Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın tahta çıkışından birkaç ay sonra ilan edilen Birinci Meşrutiyet ile açılan Meclis’in ilk icraatı Ruslarla savaşmak oldu. Bulgar, Ermeni, Yahudi, Romen, Makedon ve Sırpların doldurulduğu meclis, basiretsizlik, ihanet, çekememezlik ve hasedin yuvası niteliğindeydi. İşte bu meclisin aldığı kararlar, geçmişteki birikmiş sorunlarla birlikte ülkeyi savaşa sürükledi. Tarihe 93 Harbi (1877-78 / Rumi 1293) olarak geçen bu savaşta, Bulgaristan’daki Müslümanlar kılıçlarla doğrandı. Şehir ve kasabalar yakılıp yıkıldı. Savaş sonrasında kaybedilen toprak ve itibarın yanı sıra Osmanlı’nın sırtına, 1 buçuk milyonluk mülteci akınının yükü de eklenmiş oldu. Yaklaşık bir yıl devam eden savaş, Rusların Yeşilköy’e kadar gelip karargâh kurması ve Ayastefanos Antlaşması’yla sonuçlandı.

Başarısız darbe girişimi!

Çırağan Baskını (20 Mayıs 1878), Sultan İkinci Abdülhamid döneminin önemli olaylarından biridir. Akıl sağlığı yerinde olmadığı için tahttan indirilen Beşinci Murad’ı tekrar tahta çıkarma hevesindeki Ali Suavi’nin organize ettiği ve Rumeli muhaciri birkaç yüz kişinin katıldığı isyan, bir saltanat darbesi girişimidir. İsyancıların başarısızlığıyla sonuçlanan Çırağan Baskını’nda, aralarında Ali Suavi’nin de bulunduğu 23 kişi ölmüş, 15 kişi de yaralanmıştır. 93 Harbi denilen Osmanlı-Rus Savaşı’nın akabinde gerçekleşen bu olayın organizatörü Ali Suavi’nin İngiliz ajanı olduğuyla ilgili ciddi iddialar bulunmaktadır. Rus Ordusu’nun Yeşilköy’de karargâh kurduğu bir sırada gerçekleşen bu darbe girişimi, Osmanlı tarihindeki şer güçlerin başarısız tezgâhlarından biri olarak yerini almıştır.

Namaz çıkışında 100 kiloluk bomba patlattılar

93 Harbi’nden sonra Rusların sıcak denizlere inme hayalleri başka bahara kalmıştı. Ruslar bu hayalleri uğruna çareyi, Ermenileri kışkırtmakta bulmuştu. Doğu ve Güneydoğu illerindeki Ermeni isyanları sonucunda binlerce Müslüman katledilmişti. “Büyük Ermenistan” hülyasındaki Ermeniler, Müslüman köylülerin kılık kıyafetiyle dindaşlarını da katletmekten geri kalmamıştı. Ermenilerin bilinen en büyük isyanlarından birinin adı “Sason İsyanı”dır. 1894’teki Sason İsyanı'ndan 1 ay sonra, Diyarbakır'da, 1 yıl sonra da İstanbul'da tekrar ayaklanan Ermeniler, 1896'da Patrik İzmirliyan idaresinde İstanbul'da büyük bir harekâta girişerek Osmanlı Bankası'nı basmışlarsa da muvaffak olamamışlardı. Bu ve buna benzer isyanları bastırmayı başaran Sultan İkinci Abdülhamid Han için Ermeniler, bir tehdit olmaktan çıkmıştı. Ta ki 21 Temmuz 1905’teki Yıldız Camii’ndeki suikasta kadar. Tarihimize "Bomba hadisesi" diye geçen meşhur olay gerçekleşmiş ve Ermeni komitacıları tarafından Cuma namazından hemen sonra Yıldız (Hamidiye) Camii önünde patlatılan 100 kiloluk zaman ayarlı bombayla Sultan İkinci Abdülhamid Hân öldürülmek istenmişti. Şeyhülislam Cemaleddin Efendi ile kısa bir müddet ayaküstü sohbet eden Padişah’ın bu gecikmesi, suikasttan yara almadan kurulmasına sebep olmuştu.

Olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma sonunda Ermeniler tarafından tutulan Avusturya tebaasına mensup Edouard Joris isimli şahıs, idama mahkûm edildi. Bir süre sonra hapishaneden Saray’a getirilen Joris, Ermeniler aleyhinde çalışmak üzere 500 lira ihsanla ajan tayin edilip Avrupa’ya gönderildi.

31 Mart Vak’ası ve Sultan’a “Hal kararı”nın tebliği

Osmanlı’nın bütün borçlarını silme vaadiyle Filistin topraklarını isteyen Theodor Herzl’e en güzel cevabı veren insan olarak tarih kitaplarına geçen padişahtır. Sultan İkinci Abdülhamid Han’dan. “Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır.” sözleriyle Herzl’i huzurundan kovan Sultan Abdülhamid, Herzl ve Mason biraderlerinin daima hedefinde olmuştur.

HEYETİN TEŞKİLİ VE KARARIN TEBLİĞİ

Abdülhamid’i tahtından, hatta canından etmeye çalışmışlar bunda başarılı olmayınca, tarihe 31 Mart Vak’ası olarak geçen ayaklanmayı tertiplemişlerdi. Bu tertibin ardından İttihat ve Terakki’nin kalesi konumundaki Selanik’ten getirilen Hareket Ordusu (Balkanlardaki çetelerden devşirilen çapulcu sürüsü) İstanbul’da o güne kadar görülmemiş katliamlara imza attı. Hareket Ordusu’nun başında bulunan İttihat ve Terakki üyelerinin desteğiyle Meclis’i toplayan büyük İttihatçı Talat Bey, 27 Nisan 1909 tarihinde, silah tehdidi altında Meclis’ten hal (Padişahın tahttan indirilmesi) kararını çıkardı. Bu kararı Sultan II. Abdülhamid’e tebliğ etmek için oluşturulan heyette dikkat çekici isimler vardı. Meclis-i Ayan üyelerinden eski Bahriye Nazırı Arif Hikmet Paşa, Ermeni Aram Efendi, Draç Mebusu Arnavut Esad Toptani ve Türk-Müslüman düşmanlığıyla tanınmış Selanik Mebusu Yahudi Emanuel Karasso’dan oluşan heyetin Sultan’a, “Millet seni azletti” şeklindeki sözleri buz gibi bir hava estirdi. Bu sözlerin sahibi Esat Toptani, silah zoruyla alınmış fetvayı da okudu. Sultan Abdülhamid Han, “Zannedersem hal' etti (tahttan indirdi) demek istiyorsunuz." şeklinde düzelterek, “Pekâlâ buna gösterilen sebep nedir?” şeklinde bir soru yöneltti karşısındaki şer heyetine. Sultan’ın sorusuna silah zoruyla alınmış fetvayı okudular. Fetvada kısaca “Şer-i meseleleri kitaplardan çıkarmak ve yakmak” suçlaması vardı. Kur'an-ı Kerim'i, Sahih-i Buhâri'yi, Şifa-i Şerif'i on binlerce nüsha bastırıp dağıttıran Sultan, onları yakmakla suçlanıyordu.

ULU HAKAN’DAN SONRA OSMANLI 10 SENE BİLE YAŞAMADI

Sultan, bu suçlamayı duyunca hiddetle bağırdı: Ben hangi şer'i kitabı yakmışım? Ben 33 sene millet ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Hâkimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakk'ın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular." Bu sözlerine ilaveten, “Bu memleketi benden sonra 10 sene idare etsinler, 100 sene idare etmiş sayacağım.” diyerek salondan çıktı. (27 Nisan 1909’daki bu hadisenin üzerinden 9 buçuk sene geçmiş ve takvim yaprakları 31 Ekim 1918’i gösteriyordu. Sultan İkinci Abdülhamid Han’dan sonra, Osmanlı 10 seneyi bile tamamlayamadan teslim olmuştu.)

KRONOLOJİ

1 ŞUBAT

Ayasofya Camii’nin müze olarak açılışı (1935).

2 ŞUBAT

İbrahim Paşa komutasındaki Mısır Ordusu’nun Kütahya’ya kadar ilerlemesi (1833).

3 ŞUBAT

İlk uzay gemisinin Ay’a inişi (1966).

Osmanlı Padişahı II. Murat’ın vefatı. (1451).

4 ŞUBAT

Balkan Paktı’nın imzalanması (1934).

7 ŞUBAT

Sultan II. Ahmet in vefatı ve yeğeni (IV. Mehmet’in oğlu) Şehzade Mustafa’nın Osmanlı Hükümdarı olarak tahta çıkması (1695).

8 ŞUBAT

Sultan 4. Murat’ın vefatı (1640).

9 ŞUBAT

Avusturya’nın Osmanlı Devleti’ne savaş ilanı (1788).

10 ŞUBAT

Sultan 2. Abdülhamid Han’ın vefatı (1918).

13 ŞUBAT

Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kuruluşu (1975).

14 ŞUBAT

Telefonun icadı (1876).

Yeni Balkan Paktı, Ankara’da imzalandı (1953).

16 ŞUBAT

Bölücü terör örgütü PKK’nın başı Abdullah Öcalan, Kenya’nın Başkenti Nairobi’de yakalanarak Türkiye’ye teslim edildi. (1999).

17 ŞUBAT

Türk Medeni Kanunu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulü (1926).

Fatih Sultan Mehmet’in ikinci kez tahta çıkışı (1451).

18 ŞUBAT

Türkiye’nin ve Yunanistan’ın NATO’ya girişi (1952).

20 ŞUBAT

Genç Osman’ın katledilmesi (1622).

Boğaziçi Köprüsü’nün temel atma töreni (1970).

21 ŞUBAT

Hükümetin Londra Konferansı’na katılışı (1920).

22 ŞUBAT

Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir ve arkadaşlarının darbe girişimi (1962).

24 ŞUBAT

Napolyon’un Gazze’yi işgali (1798).

Şehzade Cem’in vefatı (1495).

Türkiye-Irak arasında Bağdat Paktı’nın (CENTO) imzalanması (1955).

25 ŞUBAT

Rusların Osmanlı’ya karşı savaş ilan etmesi (1711).

Çoruh ilimizin, Artvin ismini alışı (1950).

Varşova Paktı’nın feshi (1991).

26 ŞUBAT

II. Osman’ın tahta çıkışı (1618).

27 ŞUBAT

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Rahmet-i Rahman a kavuşması. (2011)

28 ŞUBAT

Islahat Fermanı’nın ilan edilmesi (1856).

Körfez Savaşı’nda ateşkes ilanı (1991).

“Post-Modern Darbe” olarak adlandırılan sürecin başlaması (1997).

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ayhan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?