15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Ancak o gece yaşananlar, mahkeme tutanakları, yargı dosyaları ve örgüt mensuplarının itiraflarıyla ortaya çıkmaya devam ediyor. Darbe girişiminin hazırlık sürecinden uygulama aşamasına, yurt dışındaki örgüt yapılanmasından darbe sonrasında yürütülen propaganda faaliyetlerine kadar birçok detay, örgütün farklı birimleri arasında kurulan koordinasyonu gözler önüne seriyor.
MAHREMLER ARASINDAKİ DARBE KONTROLÜ
15 Temmuz gecesi FETÖ'nün "mahrem abileri", darbe girişiminin sorunsuz ilerlemesi için kendi aralarında tam bir koordinasyon sağladı. Mahkeme tutanaklarına yansıyan mesajlar, örgüt mensuplarının sistemli bir haberleşme ağıyla hareket ettiğini ve verilen talimatların eş zamanlı olarak uygulamaya konulduğunu ortaya koydu.
Bu koordinasyonun dikkat çeken örneklerinden biri de FETÖ'nün Emniyet imamı Temel Alsancak'ın talimatları oldu.
EMNİYET İMAMINDAN "DİRENMEYİN" TALİMATI
15 Temmuz günü FETÖ mensubu polislere, Emniyet imamı Temel Alsancak'tan bir mesaj iletildi. Mesajda, "Darbeyi gerçekleştiren askerlere karşı direnmeyin, askerle çatışmayın" ifadeleri yer aldı. Bu talimatın, darbecilere karşı güvenlik güçlerinin direnç göstermemesini amaçladığı belirtildi.
WhatsApp üzerinden gönderilen bu mesaj, Temel Alsancak'a bağlı çalıştığı belirtilen mahrem imamların sosyal medya paylaşımlarındaki itiraflarla da gündeme geldi.
YAYIN KURULUŞLARINA YÖNELİK OPERASYONLAR
FETÖ'nün mahrem yapılanmaları arasındaki koordinasyon yalnızca emniyet teşkilatıyla sınırlı kalmadı.
TRT, TÜRKSAT ve Digitürk gibi yayın kuruluşlarına yönelik baskınların örgütün bilişim yapılanması tarafından organize edildiği belirtildi. Halkın bilgi alma kanallarını kontrol altına almayı hedefleyen bu girişimlerde, sivil mühendislerin "abilerinin" talimatları doğrultusunda hem Ankara hem de İstanbul'da görev aldığı ifade edildi.
MÜLKİ İDARE YAPILANMASI DA DEVREDEYDİ
Darbe gecesi FETÖ'nün mülki idare yapılanmasının da kendisine verilen görevleri yerine getirmeye çalıştığı belirtildi.
Anadolu'nun farklı bölgelerinde sayıları az da olsa örgüt mensubu mülki idare amirlerinin, darbe gecesi camilerden okunan salaları susturmaya yönelik girişimlerde bulunduğu ifade edildi.
DARBE SONRASI İÇİN DE PLAN HAZIRLANDI
Örgüt içindeki koordinasyonun yalnızca darbe gecesiyle sınırlı olmadığı, darbe sonrasına ilişkin hazırlıkların da önceden planlandığı belirtildi.
Bu planlardan birini örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in yeğeni Ebuseleme Gülen, yaptığı YouTube yayınında anlattı. Gülen'in açıklamalarına göre Adil Öksüz ve Mustafa Özcan'ın topladığı paralarla, 15 Temmuz sonrasında çocuklara ve gençlere yönelik uzun vadeli algı çalışmaları planlandı.
Fetullah Gülen'in talimatıyla Adil Öksüz'ün kontrolünde hareket eden ekibin görevinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhine bilişim faaliyetleri yürütmek olduğu öne sürüldü. İddiaya göre bu ekip, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan, 15 Temmuz'u ise haklı ve kurtarıcı gibi göstermeyi amaçlayan oyun ve animasyonlar hazırlamayı planladı.
FETÖ'CÜLERİN ABD'DEKİ RAHAT HAYATI
FETÖ'nün, 2014 yılından itibaren üst düzey yöneticilerini kademeli olarak yurt dışına çıkardığı belirtiliyor. Örgüt yöneticilerinin rahat yaşamlarını sürdürebilmeleri için öncelikli tercihlerini Batılı ülkelerden yana kullandıkları ifade ediliyor.
Örgüt yöneticileri ve ailelerinin kısa sürede daimi oturum izni almaları, konforlu yaşam tarzları, gösterişli düğünleri, villaları ve farklı ülkelere seyahat ederken isim değiştirmeleri zaman zaman kamuoyunun gündemine geldi.
FETÖ'nün üst düzey isimleri, 15 Temmuz sonrasında Türkiye'de kalan mensuplarının yargılanmasını, hapis cezalarını ve gaybubet evlerinde yaşamalarını "imtihan" olarak nitelendirirken, kendileri yurt dışında konforlu yaşamlarını sürdürdü. Geride kalan ve firari hayatı yaşayan örgüt mensuplarının ise bu tablo karşısında örgüte olan bağlılıklarının zayıfladığı ifade edildi.

FETÖ'CÜLER ABD'DE RAHAT YAŞAMINA DEVAM EDİYOR
ABD'de örgüt yöneticileri, mahrem birim sorumluları, 15 Temmuz darbe girişiminde görev aldığı belirtilen sivil imamların aileleri ile firari askerlerin önemli bölümünün örgüt finansmanıyla yaşamını sürdürdüğü öne sürülüyor.
FETÖ çatı iddianamesinde yargılanan ve örgütün İcra Heyeti'nde yer aldığı belirtilen firari Barbaros Kocakurt ile aynı davanın sanıklarından firari İsmail Büyükçelebi'nin aileleriyle birlikte ABD'nin New Jersey eyaletinde yaşadığı belirtiliyor.
15 Temmuz'un kilit isimlerinden Adil Öksüz'ün ailesinin oturduğu New Jersey'deki evin de örgüt yönetimi tarafından örgüt kaynaklarıyla satın alındığı, işlemlerin ise ABD'de yaşayan kayınbiraderi Abdülhadi Yıldırım tarafından yürütüldüğü ifade ediliyor.
Darbenin sivil imamlarından Hakan Çiçek'in ailesinin de ABD'de örgüt tarafından finanse edildiği, çocukların okul ve eğitim masrafları dahil birçok giderin örgüt bütçesinden karşılandığı belirtiliyor.

FETÖ MENSUPLARININ GÖNDERDİĞİ PARALARLA TİCARET YAPIYORLAR
FETÖ'nün mahrem yöneticilerinin ABD'de örgüt finansmanıyla çeşitli ticari faaliyetler yürüttüğü belirtiliyor. Bilişim şirketlerinden mobilya ve gıda sektörüne kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren örgüt yöneticilerinin, bu şirketler aracılığıyla ekonomik faaliyetlerini sürdürdüğü ifade ediliyor.
Temel Alsancak, Osman Hilmi Özdil, Hamza Sevinç, Özcan Aytuluner ve İsmail Kokuroğlu gibi isimlerin kurdukları şirketlerle yaşamlarını sürdürdüğü, örgüt finansmanıyla oluşturulan bu ticari yapı sayesinde refah içinde hayatlarına devam ettikleri öne sürülüyor.

ÜST DÜZEYE 10 BİN DOLAR MAAŞ
Örgütün ABD'de yaşayan yöneticilerine düzenli maaş ödemesi yapıldığı da belirtiliyor. Maaşların kademeye göre değiştiği, en yüksek ödemenin 10 bin dolar, en düşük ödemenin ise 2 bin 500 dolar olduğu ifade ediliyor.
En yüksek maaşı alanlar arasında örgütün "sekreterya" olarak adlandırdığı İcra Heyeti'nde yer alan 12 isim ile 40 kişilik İstişare Heyeti'nin bazı üyelerinin bulunduğu belirtiliyor.
FETÖ'NÜN "B PLANI": KONTROLLÜ DARBE YALANI
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe teşebbüsünün üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, örgütün darbe girişiminin başarısız olmasının ardından yürürlüğe koyduğu propaganda faaliyetleri de tartışılmaya devam ediyor. Yargı dosyaları ve soruşturma kayıtlarına göre örgüt, yıllar boyunca büyük bir gizlilik içinde oluşturduğu mahrem yapılanmalarla devlet kurumlarına sızarken, darbe girişiminin başarısız olmasının ardından ise farklı bir strateji izledi.
Örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in "Bir asker on koleje bedeldir" sözleriyle önem verdiği mahrem yapılanmanın, FETÖ'nün en kritik organizasyonlarından biri olduğu değerlendiriliyor. Yıllar boyunca çeşitli yöntemlerle örgüte kazandırılan kişilerin asker, polis, hâkim, savcı ve öğretmen gibi kritik görevlerde konumlandırıldığı, bu yapı üzerinden devlet kurumlarında etkinlik sağlanmaya çalışıldığı belirtiliyor.
ADIM ADIM KAOS PLANLADILAR
Soruşturma dosyalarındaki değerlendirmelere göre FETÖ, taşeronluğunu yaptığı belirtilen dış odakların hedefleri doğrultusunda yargı, emniyet ve kamu kurumlarındaki yapılanmasını kullanarak Türkiye'ye yönelik çeşitli operasyonlar yürüttü.
Paralel Devlet Yapılanması'na yönelik idari soruşturmaların ve ihraç süreçlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne uzanmasının ardından örgütün, 15 Temmuz 2016 gecesi darbe girişimini hayata geçirdiği ifade ediliyor. Dosyalarda, 2016 Yüksek Askerî Şûrası'nda alınması beklenen tasfiye kararlarından haberdar olan örgütün, darbe girişimini erkene çektiği değerlendirmelerine yer veriliyor.
FETÖ'NÜN EDİTÖRÜ: CASUS ENVER ALTAYLI
Soruşturma dosyalarında yer alan bilgilere göre, darbe girişiminin başarısız olma ihtimaline karşı örgütün "kontrollü darbe" söylemini devreye aldığı belirtiliyor.
Bu süreçte ismi öne çıkan Enver Altaylı'nın, uzun yıllardır örgütün üst düzey isimlerinden Mustafa Özcan ile yakın ilişki içerisinde olduğu, yurt dışındaki firari FETÖ mensubu eski askerlerle temasını sürdürdüğü ve oluşturduğu iletişim ağıyla propaganda faaliyetlerine yön verdiği ifade ediliyor.

"A SEARCH FOR TRUTH" RAPORU
Soruşturma dosyasındaki kayıtlara göre Enver Altaylı'nın, FETÖ mensubu askerler tarafından hazırlanan ve "kontrollü darbe" iddiasının temelini oluşturan "A Search For Truth" başlıklı rapor üzerinde, yayımlanmadan önce Nisan 2017'de kendi bilgisayarında düzenlemeler yaptığı belirtiliyor.
Bir ay sonra, 16 Mayıs 2017'de FETÖ/PDY ile bağlantılı Stockholm Center for Freedom tarafından yayımlanan raporda, darbe teşebbüsünün "senaryo olduğu" yönündeki iddialara geniş yer verildiği kaydediliyor.
Dosyalarda ayrıca, Enver Altaylı'nın 17-25 Aralık sürecinden Gezi olaylarına, MİT TIR'larının durdurulmasından Türkiye'nin uluslararası alanda hedef alınmasına yönelik propaganda faaliyetlerine kadar birçok konuda örgüte yön verdiği değerlendirmeleri de yer alıyor.
Bunun yanı sıra, darbe girişiminin ardından firari FETÖ mensubu eski askerler tarafından hazırlanan "Erdoğan ve Türkiye'nin Dönüşümü" başlıklı propaganda metninin Almanya ve İsrail'deki üst düzey isimlere ulaştırılması amacıyla İsrailli Prof. Dr. Amatzia Baram'a gönderilmesinde de Altaylı'nın rol aldığı ifade ediliyor.
HALK DARBECİLERİ PÜSKÜRTÜNCE "KAOS PLANI" DEVREYE SOKULDU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla milyonlarca vatandaşın sokaklara çıkarak darbe girişimine karşı durmasının ardından FETÖ'nün yeni bir propaganda sürecini başlattığı belirtiliyor.
Yargı dosyalarına göre örgüt, daha önce Türkiye'yi "radikal İslam" ve "IŞİD destekçisi" olarak göstermeye yönelik yürüttüğü faaliyetleri, 15 Temmuz sonrasında dezenformasyon kampanyalarına dönüştürdü. Firari örgüt mensupları tarafından hazırlanan raporların farklı ülkelerde siyasetçilere, akademisyenlere ve çeşitli kuruluşlara ulaştırıldığı ifade ediliyor.
Enver Altaylı'nın bilgisayarında ele geçirildiği belirtilen notlarda ise Türkiye'de ekonomik kriz oluşturulması, Körfez ülkelerinden para akışının durdurulması için uluslararası baskı kurulması, toplumsal muhalefetin sokağa yönlendirilmesi ve aşamalı şekilde iç çatışma ortamının hazırlanmasına yönelik değerlendirmelerin yer aldığı kaydediliyor.
Aynı süreçte örgütün mahrem yapılanmasının Türkiye'deki cezaevlerinde isyan ve kargaşa çıkarmaya yönelik planlamalar yaptığına ilişkin tespitlerin de soruşturma dosyalarına yansıdığı belirtiliyor.
Soruşturma kayıtlarında, Enver Altaylı'nın bilgisayarında bulunan ve 18 Şubat 2016 tarihini taşıyan notlarda da devlet yönetimine karşı ayaklanmayı destekleyen değerlendirmelerin yer aldığı ifade ediliyor.





