Kassam, kurumsal resmi web sitesinde Şehit Ebu Ubeyde’nin (Huzeyfe Semîr el-Kahlût) hayat hikâyesini yayınladı. Kürt asıllı olduğu ortaya çıkan Ebu Ubeyde’nin hayat hikâyesini, Ayhan Tayfur Gürbüzer tercüme etti. İşte Filistinliler arasında el-Mülessem yani “Maskeli Adam” olarak bilinen Ebu Ubeyde’nin hayat hikâyesi!
Ebu Ubeyde Kimdir? [İsmi, Şahsiyeti ve Kimliği]
Gür sedası ve dosdoğru sözleriyle milyonlara ilham verdi. Yeryüzünün dört bir yanındaki direniş kitleleri onun hitaplarını ve sözlerini duymak için can attı. Filistin'in nabzı onun sesinde atmaya devam etti. Onun sözleri halkımızın ve ümmetimizin evlatları için bir umut ve nur, siyonist düşman ve onun gaspçı sürüleri için ise bir ateş ve korku taşıdı. Kırmızı kefiyesiyle uzun yıllar boyunca direnişin mesajını iletti, meşhur operasyonların müjdelerini verdi ve esirlerimizi, Allah'ın izniyle gerçekleşecek bir vaat olan o beklenen özgürlük günüyle müjdeledi. Aynı şekilde sahadaki gelişmeleri dünyaya aktardı; düşman liderlerinin ve askerlerinin cürümlerini gözler önüne serdi. Araplara ile Hz. Muhammed’in ümmetine karşı hücceti ikame etti, mazeretlerini ortadan kaldırdı.
Büyük şehit komutanımızın tam adı, Huzeyfe Samir Abdullah el-Kahlût şeklindedir. Kırmızı kefiyesiyle yüzünü kapattığı için Filistinliler arasında “el-Mülessem” yani Maskeli Adam; büyük oğlu İbrahim’den dolayı "Ebu İbrahim"; Hz. Peygamber’in ashabından Filistin fatihi Ebu Ubeyde’den dolayı "Ebu Ubeyde" künyeleriyle tanınmıştır. Onunla ilgili pek çok lakab da kullanılmıştır: “Kassam Tugayları'nın sözcüsü, ümmetin sözcüsü, ümmetin gürleyen sesi, sözün ve eylemin adamı; Filistin'in, Kudüs'ünün, halkının ve direnişçilerinin atan nabzı” bunlardan bazılarıdır. En karanlık şartlarda bile halkından kopmayan, onlara savaşın tam kalbinden seslenerek müjdeler veren, sabır aşılayan ve teselli eden bir yiğitti. Nitekim kendi halkının evlatlarından önce düşmanın kamuoyu bile, kesin bilgiyi ve en doğru haberi ondan duymak için onun açıklamasını beklerdi.
Şekil 1 Huzeyfe el-Kehlût'un şehadetinin birinci yıldönümü olan 30 Ağustos 2026 tarihinde Ebu Ubeyde'yi anmak için özel bir gösrel paylaştı. Görseldeki ters kırmızı üçgen, Filistin bayrağındaki kırmızı üçgeni simgeliyor. Bu üçgen, Aksa Tufanı sırasında düşman hedeflerini göstermek için kullanıldı. Üzerindeki kırmızı kefiye ise Kassam Basın Sözcülerinin kullandığı Filistin geleneksel örtüsünü simgeliyor. Ebu Ubeyde de bu kefiye ile yüzünü kapamıştı. Görselin sol üst köşesinde “Kassam Savaş Enformasyon Birimi” logosu yer alırken sağ alt köşede “Ümmet’in Basın Sözcüsü” etkiketi (hashtag) yer alıyor.
Kur'an İkliminde Geçen Bir Büyüme Çağı
Şehit komutanımız, Kâhlût ailesine mensuptur. Kürt asıllı olan aile sekiz yüz yıl önce Filistin’in Askalan kentine yerleşti. 11 Şubat 1985 tarihinde, kökenleri 1948 savaşı sırasında Siyonist düşmanın halkını tehcir ettiği Ni'liya köyüne dayanan, değerlerine bağlı ve dindar bir Filistinli ailenin çocuğu olarak Suudi Arabistan'da dünyaya geldi. Ailesi, Suudi Arabistan'dan döndükten sonra Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebaliye Mülteci Kampı'na yerleşti.
Küçüklüğünden beri zekâsı ve hazır cevaplığıyla tanınırdı. Öyle ki daha çocuk yaşlarındayken Kur'an-ı Kerim'in tamamını hıfzetmeyi başardı. Anne ve babası onu da tıpkı diğer kardeşleri gibi İslam muhabbeti ve Allah yolunda cihat şuuruyla yetiştirdi.
Huzeyfe, eğitiminin ilk aşamalarında üstün bir başarı gösterdi ve liseden onur derecesiyle mezun oldu. Bu durum ona fen bilimleri fakültelerinde okuma imkânı sunsa da, o İslami ilimler ve ilahiyat tahsil etmeyi tercih ederek Gazze'deki İslam Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu ve buradan dereceyle mezun oldu.
Lisans derecesiyle yetinmeyip eğitimine devam etti ve yine Gazze'deki İslam Üniversitesi Usuluddin Fakültesi'nden yüksek lisans derecesi aldı. Tezinin başlığı "Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam Açısından Kutsal Topraklar" idi. Ardından Filistin dışındaki birden fazla üniversitede doktora programlarına başvurdu. Ancak çalışma şartları ve Gazze üzerindeki abluka, doktora yapmasına engel oldu.
Eşsiz Bir Şahsiyet
Şehit komutanımız, anne babasına iyilikle muamele eden, akrabalık bağlarını gözeten biriydi. 2005 yılında evlendi ve dindar, mümin bir yuva kurdu. Eşini ve çocuklarını çok severdi. Onlarla ilgilendi ve güzel bir terbiye almalarına özen gösterdi. Öyle ki çoğunun Kur’an hafızı olmasına vesile oldu. Şahsiyeti benzersiz özelliklerle temayüz etmişti; Rabbani ve Kur'ani bir adam, dindarlık ve güzel ahlak sahibi biri olarak bilinirdi. Allah onu bir hikmet ve basiretle rızıklandırmıştı, adeta Allah'ın nuruyla görürdü.
Onunla muhatap olan ve onu yakından tanıyan herkes; onun son derece mütevazı, nazik, hayâ sahibi, engin bir edep ve yüce bir ahlak sahibi olduğuna şahitlik etmiştir. Dava kardeşlerine ve yol arkadaşlarına karşı hoşgörülü, vefalı ve şefkatliydi. Duygularında samimiydi; komşularının, sevdiklerinin ve dostlarının dertlerini kendi derdi bilirdi. Kassam Basın Sözcüsüydü. Bu görev gereği taşıdığı büyük sorumluluklara ve makamının verdiği yüksek ciddiyete rağmen güler yüzü ve hoşsohbet oluşuyla bilinirdi. Tüm bunlar, dış görünüşünün güzelliğine ve duruşunun heybetine eklenen meziyetlerdi.
Bir Komutan ve Bir Eğitimci
Huzeyfe el-Kahlût, Arap Dili ve Edebiyatı’nda oldukça yetkindi. Küçüklüğünden beri belagati ve lisandaki fesahatiyle öne çıkardı. Harfleri tane tane telaffuz eder; kelimeler inci gibi dizilirdi. Şiiri ve edebiyatı severdi. Kur'an-ı Kerim tilavetindeki ve İslami ezgilerdeki o güzel sesi de bu meziyetlerine eşlik ederdi.
O hem bir âlim, bir davetçi ve bir mürebbi hem de aynı zamanda dava kardeşleri arasında sahada çarpışan bir mücahitti. Cihat saflarında en önde yer almaya ve temas hatlarındaki gece ribatlarını kaçırmamaya büyük özen gösterirdi. Müslüman ve Filistinli kimliğiyle gurur duyar; Kudüs ve Aksa davasını, toprak kavgasından ziyade bir inanç meselesi olarak kabul ederdi. Ayrıca, halkların ve milletlerin zulme karşı devrim tecrübeleri ile işgalden kurtuluş serüvenleri de dâhil olmak üzere, çeşitli alanlarda okumalar yapan, entelektüel birikimi yüksek biriydi.
Hamas ve Kassam Saflarında
Huzeyfe ilk gençlik yıllarından itibaren, Aksa İntifadası'nın patlak verdiği günlerle (2. İntifada / 2000) eş zamanlı olarak Hamas hareketinin saflarına katıldı. Mescitte yetişti. Onlarca genç onun ellerinde Kassam saflarına katıldı. Onların kalplerine sarsılmaz bir akide, derin bir anlayış ve şuur, din ve vatan sevgisi ile Allah yolunda cihat ruhunu nakşetti. Sahip olduğu bu vasıflar onu, Hamas bünyesinde cihat, teşkilat, güvenlik ve davet alanlarında birçok görev üstlenmeye ve buralarda yükselmeye ehil hale getirdi. Bu durum onu Hamas Hareketi’nin ve Kassam Tugayları'nın üst yönetim kadrosuna yakınlaştırdı.
Ardından kısa süre içinde Kassam saflarına yani aktif askeri vazifelere katıldı. Askeri liyakatini ispatlayarak birçok cihat mevkiinde kademe kademe yükseldi ve buralarda saha komutanı oldu. Sahadaki sayısız askeri faaliyete ve uzmanlık gerektiren operasyona katıldı. Gazze'nin kuzeyindeki Siyonist sızmalara karşı gerçekleştirilen savunma odaklı çatışmalarda aktif olarak yer aldı. Aynı zamanda Kuzey Tugayı'nın topçu birliğinde vazifesi olan bir mücahitti. İşgalci mevzilerinin bombalanmasına iştirak etti ve bunun yanı sıra, son anlarında birçok istişhad operasyonu icra eden fedailere de yoldaşlık etti.
Ebu Ubeyde
Ebu İbrahim yani Huzeyfe, 2004 yılında henüz başlangıç aşamasında olan askeri medya birimine katıldı ve Kassam Tugayları'nın sözcüsü oldu. İlk ortaya çıkışı, Ekim 2004'teki Gazap Günleri Savaşı sırasında Cebaliye Mülteci Kampı'nda gerçekleşti.
Ebu İbrahim, 20 yıl boyunca ve şehadet anına kadar Kassam'ın Basın ve Enformasyon Sözcüsü olarak görev yaptı. Bu süreç boyunca, başta şehit komutanlar Ebu Muhammed el-Ca'beri ve Mervan İsa olmak üzere kurucu komutanların birçoğuyla doğrudan temas halindeydi. Ayrıca ümmetin büyük şehidi Muhammed ed-Dayf’a (Ebu Halid) yakın, onun nezdinde saygın biriydi. Onunla doğrudan irtibatlıydı. Cihat ve direniş yolunda kendisine yoldaşlık eden yüzlerce mücahit, komutan ve şehitle birlikte çalıştı. 20 yıl boyunca o güçlü duruşu ve sarsılmaz kelimeleriyle hür insanlar için bir sembol, işgalciler için ise bir kâbus oldu.
Komutanımız, medya çalışmalarında da aşama aşama yükseldi. Başlangıçta askeri bildirilerin kaleme alınması, şehitlerin ve askeri operasyonların istatistiklerinin tutulması konusunda uzmanlaştı. Hem dostlara hem de Siyonist düşmana yönelik psikolojik harp operasyonlarını bizzat yönetti ve daha sonra Askeri Medya Komutan Yardımcılığı görevine geldi.
2017 yılında Askeri Medya Dairesi komutanlığını devraldı ve şehadet gününe kadar bu vazifeyi sürdürdü. Kassam'ın medya yapılanmasının şahlanmasında onun belirgin izleri vardır. Zira o, silah arkadaşlarıyla birlikte Askeri Medya Dairesi'ni büyük bir liyakat ve dirayetle yönetti. Askeri kanadın tüm koridorlarında, bileşenlerinde ve kademelerinde medyanın rolüne ve önemine dair bir şuur, inanç, aidiyet ve kanaat aşılamak için çalıştılar. Bu çaba Kassam medyasının performansına da yansıdı, işgalciyle girilen bütün çatışmalarda bunu pratik olarak ve sahada kuvveden fiile çıkardılar. Tüm bunların son aşamasına, Aksa Tufanı Operasyonu ve bu savaşta askeri medya unsurlarının sergilediği o olağanüstü performansla dünya şahitlik etti. Şehit komutanımız da bir asker, bir lider ve bir sözcü olarak Tufan’ın en ön saflarında yer alıyordu.
Hem içerideki hem dışarıdaki farklı kesimlerle iletişim kurmak için sağlam bir medya stratejisi çizdi, çeşitli medya araçlarını güçlendirdi ve sonuçları ile etkileri muhtelif zamanlarda açıkça görülen planlar hazırladı. Bunların sonuncusu Aksa Tufanı sırasındaki Kassam'ın o müstesna askeri medya stratejisiydi.
Devrimin Hitabı ve Direnişin Kelamı
Şehit komutanımız, kırmızı kefiyeli yüzü peçeli adam (Mülessem) karakteri üzerinden Filistin direnişi ile devriminin, kendi halkını ve topraklarını savunma noktasındaki mukaddes hakkının köklü bir sembolünü zihinlere kazıdı. O kefiyesi ve Kassam bandanasıyla sergilediği duruş; İmad Akil, Yahya Ayyaş ve diğer mücahit komutanların izlediği yolun bir uzantısı, onların mukaddes cihat yürüyüşünün bir devamı, Filistinli kimliğimize ile kültürel ve tarihi mirasımıza duyulan derin bir gururun ifadesiydi.
Hitaplarını eşsiz ve dengeli bir dille formüle etmeyi başardı. Kendi komuta kademesinin yönlendirmeleri, sınırları ve fikirleri üzerine son derece zekice inşalarda bulunuyordu. Böylelikle nerede olurlarsa olsunlar Filistin halkımızın kitlelerinin kabulünü ve coşkusunu, Arap ve İslam ümmetinin ihlaslı evlatları ile dünyanın özgür insanlarının desteğini kelimeleriyle kazandı. Onun lisanı; izzet ve haysiyet yolu için bir nur ve bir rehber, düşmanları ve münafıkları öfkeden kahreden bir ateşti.
"Ebu Ubeyde"nin söylemi; İslami-akidevi temellerden, dini, tarihi, insani ve hukuki dayanaklardan hareket ediyor, Filistin topraklarında siyonistlerle yaşanan çatışmanın kökenini ele alıyordu. Onların yozlaşmışlığını ve cürümlerini, Filistinlilerin hakkı olmasına rağmen bu gaspçı varlığı destekleyen ve onun kahramanca direnişini suç sayan küresel süper güçlerin suç ortaklığını ifşa ediyordu.
Hitapları, Filistin saflarının birliğine yaptığı sürekli vurguyla öne çıkardı; direniş gruplarını, her kesimden ve her eğilimden halkımızın evlatlarını birleştirir; başta Kudüs ve esirler olmak üzere milli sabiteleri ve merkezi davaları perçinlerdi. Tüm Filistinliler için ortak olan noktaları merkeze alırdı.
Askeri sözcü her konuşmasında, Filistinli mücahitlerin muhtelif alanlardaki önemli dönüm noktalarını belgeliyordu. Güçlü sesi, halkımızın şanlı geçmişiyle ve direnişinin kahramanlıklarıyla bütünleşirken, sözleri güven ve sebat taşıyordu. O kusursuz performansıyla direnişin gücünü ve sağlamlığını gözler önüne seriyor; siyonist düşmanın zilletini, hezimetini ve kurdukları yapının kırılganlığını ifşa ediyordu. Düşmanın iç kamuoyuna ve ordusuna her daim korku salıyordu.
Hitapları; direnen, sabreden ve çektiği çilenin ecrini Allah'tan bekleyen halkımıza yönelik sevgi, şefkat ve vefa duygularıyla harmanlanmıştı. Daima onların kalplerine umut aşılıyor, onlara övgüler sunup destek oluyor, bu sayede sözleri halkımızın derin güvenine ve hürmetine mazhar oluyordu. Bu sebeple o gürleyen sesi, mazlumlar için bir umut kaynağıydı.
Siyonist düşmanın yalanları karşısında "Ebu Ubeyde”nin hitapları inkâr edilemez bir referans kaynağı haline geldi. Öyle ki, düşman medyası bile siyonist liderlerinin kendi anlatılarını yalanlayarak onun sözlerini en güvenilir kaynak olarak yayınlar olmuştu. Böylece Filistin direnişinin söylemi, gerçekleri doğrulamak ve haberlerin sıhhatinden emin olmak için Kassam'ın açıklamalarını bekler hale gelen düşman kamuoyunun bilincinde de kök saldı. Düşman halkı sığınaklardan çıkarken adımlarını belirlemek ve savaşın gidişatını öğrenmek için çoğu zaman onun talimatlarına güvendi.
Suikast Girişimleri
Komutanımız ve ailesi yıllarca, halkımızın tüm liderleri ve direnişçileri gibi, işgalciler ve onların ajanları tarafından doğrudan hedef alınmanın, takibata uğramanın ıstıraplarını çekti. Ancak bu durum, onu cihadın tüm aşamalarındaki o asli ve belirgin rolünden asla alıkoyamadı. Ailesi, bu izzet ve haysiyet yolunda yüzlerce şehit, gazi ve esir verdi.
Halkımızın diğer mücahitleri ve komutanları gibi o da acıyı, elemi, göçü ve açlığı bizzat halkıyla beraber yaşadı. Bu durum onun yüreklere daha da yakınlaşmasını ve kalpleri yaralı halkının nezdinde kabul görmesini artırdı.
Aksa Tufanı Savaşı sırasında, çeşitli suikast girişimlerine maruz kaldı ama Allah kendisini bunlardan korudu. Yine de bunlar onu cihat dolu görevini sürdürmekten alıkoymadı. Buna rağmen halkına ve ümmetinin kitlelerine hitap etmek, direnişin sesini savaş meydanının tam içinden ulaştırmak için periyodik konuşmalarla ekranlara çıkmakta ısrar etti.
Şekil 2 Huzeyfe el-Kehlût'un şehadetinin birinci yıldönümü olan 30 Ağustos 2026 tarihinde Kassam tarafından paylaşılan görselde kırmızı kefiye ve şu dizeler yer aldı:
وجهُ المُلثَّمِ في السماءِ غَدا
محرابَ قُدسِ القادةِ الشُّهدا
"Kefiyeli yiğidin semadaki çehresi,
Şehit Komutanların Kudüs Mihrabı oluverdi..."
Komutanın İrtihali
Şehit komutanımız; düşmanları öfkeden kahrettiği, müminlerin yüreklerine su serptiği yirmi yıllık süvariliğinin ardından 30 Ağustos 2025 tarihinde atından indi. Bir mücahit olarak en güzel haliyle Rabbine kavuştu. Bir kulun Allah'a karşı verdiği sözdeki sadakatine; Allah'ın onun adını âlemlerde yüceltmesinden ve yeryüzünde ona bir hüsnü kabul lütfetmesinden daha kesin bir delil olabilir mi?
Kassam'ın askeri medya birimini büyük bir dirayetle yönettikten, dostun da düşmanın da şahit olduğu o onurlu çalışma devresini kardeşleriyle birlikte tarihe not düştükten sonra bu dünyadan göçüp gitti. O, Aksa Tufanı'nın gidişatını, dünyayı hayrete düşüren ve düşmanları çileden çıkaran Gazze mücahitlerinin kahramanlıklarını en muhteşem haliyle dünyaya aktarmıştı.
Şehit Komutanımız Huzeyfe el-Kahlut; 30 Ağustos 2025 tarihinde düzenlenen korkakça bir suikast sonucu eşi ve çocukları Leyan, Minnetullah ve Yeman ile birlikte Hakk'a yürüdü. Arkasında; halkımızın ve gelecek nesillerin zihinlerinde cihat ve direniş tercihinin haklılığına, işgalin yok olmaya mahkûm olduğuna, Allah'ın izni ve hak vaadiyle zaferin bizimle olacağına dair sarsılmaz bir şuur ve kesin inanç inşa eden, büyük başarılarla dolu bir cihat yolculuğu bıraktı.
Arkasında devasa bir medya mirası, sağlam bir yapı, kurumsallaşmaya dayanan ve bünyesinde yüzlerce ihlaslı medya mücahidini barındıran; Allah'ın izniyle komutanın ardından yerine nice komutanların yetiştiği sağlam bir çalışma mekanizması bırakarak bu dünyadan ayrıldı. Selam sana ey ölümsüzlerin arasına katılan şehidimiz. Andolsun cihad yürüyüşünü sürdüreceğiz.
“Zafer inananlarındır ve Zafer Yakındır!”
Not: Ebu Ubeyde’nin Aksa Tufanı sırasında yaptığı 33 konuşma Türkçe’ye tercüme edildi ve Temmuz 2026 tarihinde "Tufanın Minberinden Yükselen Çağrı" adıyla Kitap Dünyası Yayınları’ndan neşredildi.




