Dünya, 1929 yılından beri böylesine büyük, böylesine derin, sarsıcı, yıkıcı bir ekonomik kriz yaşamamıştı. Amerika dan başlayan dalga, tüm dünyada beklenen etkiyi yaptı ve tsunami boyutuyla tüm ülkelerin ekonomilerini domino taşı gibi ardı ardına devirmeye başladı. Türkiye nin bu krize dayanıklı olduğu, ekonomimizin dirençli olduğu noktasında hükümet üyelerinin öngörüleri ve iddiaları var. Biz böyle bir şeyin olmadığını düşünüyoruz. Borsası yabancıların elinde olan, içerde dönen sıcak paranın 100 milyar liralara dayandığı, cari açığın giderek arttığı ülke ekonomimizin, global kriz karşısında avantajları olduğunu düşünmüyoruz. Çünkü, uygulanan düşük kur, yüksek faiz uygulaması dolayısıyla Türkiye, son dönemde üretici değil ithalatçı bir pozisyona düşürüldü. Üreticinin sırtındaki yüksek maliyetler, sanayiciyi yakın ülkelerde yatırıma zorlar bir boyuta taşıdı. Türkiye nin avantajı vardır, ama, bu hükümetin krizi çok iyi yöneteceğinden veya yönetebileceğinden değildir. Bizim avantajımız ve moral motivasyonumuzu sağlayan en önemli husus, kültürel kodlarımızdır, tarihi değerlerimizdir, özümüze ait figürlerdir.
Tüm dünyayı kasıp kavuran bu krizi aşacak elimizdeki en önemli silahımız: Yaşadığımız acı tecrübeler ve krizlere alışık bünyemizdir. Kapitalist felsefe dünyayı esir alsa da, bizim insanımızın hala bir taraflarında "bir lokma, bir hırka" kanaatkarlığının olduğuna inanıyoruz. Bizim insanımız, kanaatkardır. Bizim insanımız Batı toplumu gibi hedonist (zevkperest) değildir Egoist (bencil) değildir Çünkü, bizim kültürel kodlarımızda, yüce dinimiz İslam ın dayanışma, paylaşma, yetimi gözetme, "Komşusu açken, tok yatan bizden değildir" Peygamberi düsturu vardır. Bizdeki krizler, batıda çıkmış olsaydı, belki de şimdiye kadar Amerika diye bir ülke ortada kalmazdı. Çünkü, bizim kültür kodlarımız ile onlarınkisi çok farklı Çünkü biz, "alemleri kuşatan bir rahmetin" ümmetiyiz Onlar ise, üretim ve tüketim zinciri üzerine kurgulanan kapitalizmin kulu kölesidir
Bu sebeple, "Rızk" kavramını bilen bizim toplumumuzun aç kalma, yarınlarından aşırı endişe diye bir problemi olmaz Çünkü, dünün de yarının da bir sonraki günün de sahibi Rezzak olan Allah (c.c.) dür. 1994 krizini yaşadık, 2001 krizini yaşadık Kuşkusuz bu krizlerde bir çok esnafımız battı, bir çok üreticimiz kapısına kilit vurdu. İşsiz kalanlar oldu Yaşadığımız derin finansal kriz sonrasında binlerce beyaz yakalı işsiz kaldı. Bütün bunlar, Amerika gibi bir ülkede gerçekleşmiş olsaydı, hükümetler yerle bir olurdu.
Krizlere bağışıklık, ekonominin kendi matematiksel değerleriyle olmaz. Krizlere bağışıklık, toplumun sadece maddi dinamikleriyle gerçekleşmez. Manevi dinamikler, insanların birbirlerine olan sevgi ve dayanışma kültürü, krizleri yönetmek için en temel değerlerdir. Vahşi kapitalizm, insanın içindeki değerleri yok etti. Toplumları, çılgınca tüketen zombilere dönüştürdü. Cebindeki değerle kendine kimlik biçen insanlar, elbette ekonomik krizlerde ne yapacaklarını şaşırırlar. Elhamdülillah, Türk toplumu kültürel değerleri, ahlaki normları ne kadar iğdiş edilirse edilsin, bir yerlerinde gizli saklı şekilde kalmış, maneviyat değerlerinin var olduğunu, bu değerlerin düşünüyoruz. Asıl kriz, maddeye kul olmakla başlar
Ama bütün bunlar yöneticilerin beceriksizliğini de örtmez!