Bu söz (Allah Teala âlemi Hz. Peygamberin
hürmetine/O nun için yarattığını söylemek, E.S), Göklerde ve yerde olanları
sizin emrinize musahhar kılmıştır. Emriyle denizde yürümesi için size gemileri musahhar kıldı ve nehirleri
de sizin hizmetinize verdi. Adetleri
üzere hareket eden güneşi ve ayı size musahhar kıldı ve geceyi ve gündüzü sizin
emrinize verdi. Ve istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi; öyle ki, Allah ın
nimetini saysanız, bitiremezsiniz gibi
mahlûkatın Âdemoğulları için yaratıldığını ifade eden ayetlerde anlatılan durum
gibi açıklanabilir. Malumdur ki, bunlarda, zikredilen hikmetlerden/sebeplerden
başka, büyük, hatta onlardan daha büyük hikmetler de vardır. Bu ayetlerde ise,
Âdemoğlunun zikredilen mahlûkattaki menfaati ve ona nimet olarak veriliş veçhi
dikkate sunulmuştur.
Herhangi bir şey hakkında şunun için yaptı
denildiğinde, bu, o işte başka bir hikmet bulunmamasını gerektirmez. Aynı
şekilde, Şu olmasaydı, bu yaratılmazdı şeklindeki söz de, o konuda başka
büyük hikmetler bulunmamasını icap ettirmez. Aksine bu söz şunu söylemeyi
gerektirir: Hz. Muhammed (S.A.V.) Âdemoğullarının salihlerinin en efdali
olduğuna ve O nun yaratılışı arzu edilen bir gaye, son derece büyük bir hikmet
ve diğerlerinden daha büyük bir maksat olduğuna göre, hilkatin tamamlığı ve
kemalin nihayeti de Hz. Muhammed (S.A.V.) ile olacaktır. ( )
O (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: Âdem (yaratılış sürecinde)
balçığı içinde (balçık halinde) yeryüzüne atıldığı zaman (balcık halindeyken ve
kendisine henüz ruh üflenmemişken) ben Allah Teala katında peygamberlerin
sonuncusu olarak yazılmıştım. Yani
benim peygamberliğim, Âdem (A.S.) yaratıldığında kendisine ruh üflenmeden önce
yazıldı ve izhar edildi. Bu, tıpkı Allah Teala nın, cenin anne karnındayken
onun rızkını, ecelini, amelini, bedbaht mı olacağını bahtiyar mı olacağını
henüz kendisine ruh üflenmeden yazması gibidir. İnsan mahlûkatın hatemi ve
sonuncusu olduğuna ve mahlûkatın özelliklerine bünyesinde toplayan varlık
olduğuna göre, insanın üstünü, mutlak anlamda mahlûkatın da üstünüdür. (İnsanın
diğer mahlûkatın özü ve en üstünü olması gibi) Hz. Muhammed (S.A.V.) de bu
varlığın (insanın) en üstünü, bu değirmen taşının mili ve varlıklar toplamının
aksamı olduğuna göre, mahlûkatta gayelerin gayesi mesabesindedir. Bu itibarla,
Bütün mevcudat O nun için/hürmetine yaratılmıştır; O olmasaydı kâinat
yaratılmazdı dense inkâr olunmaz
Bir önceki yazıdan devam eden bu sözlerin kime ait
olduğunu sizin tahminlerinize bırakacağım.
Bir sonraki yazıda konuyla ilgili muhtemel itirazlara
değinerek bu seriyi de noktalamış olacağız inşallah.
(Devam edecek.)
31/Lokmân, 20.
14/İbrâhîm, 32.
14/İbrâhîm, 33.
Hadisin buradakine yakın lafızlarla rivayeti için bkz.
Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 127-8.