Dünyanın neresinde bir karışıklık, kaos ve savaş ortamı varsa, o karışıklığın, kaosun arkasında biliniz ki, Siyonist kuklası Amerika’nın parmağı vardır. Amerika öncelikle el koyacağı ülkenin siyasetini, ekonomisini, kültürünü ve değerlerini ortadan kaldırmak için zihinsel bir algı operasyonunu gerçekleştirir. Yapacağı işgal için kitle iletişim araçlarının gücünü sonuna dek kullanarak, insanlığın bu işgale rıza göstermesini sağlar. Bunun için bir kurgu ve yalan atmosferi oluşturulur. Bu yalan atmosferi içinde, her türlü algısal operasyon mübah görülür ve en sonunda işgal gerçekleştirilir.
“Saddam kimyasal silah kullanıyor”, “Saddam’ın kimyasal silahları var” yalanı Amerika’nın Irak’ı işgal etmesinin temel algısal kurgusuydu mesela. Dünya üzerinde etkili Siyonist kuklası kitle iletişim araçlarında günlerce bu yönde yayınlar yapıldı. Öncelikle Irak’ın işgal edilmesi zihinlerde meşrulaştırıldı. Daha sonra yapılan bir operasyonla yıllarca kan, gözyaşı ve zulmün hükümran olacağı bir işgal operasyonu hayata geçirilmiş oldu.
Aslında Irak’ın işgal operasyonunun arka planında Büyük Ortadoğu Projesi olarak adlandırılan Ortadoğu’nun bölüşülmesi temelindeki Büyük İsrail Projesi yatmaktaydı. Siyonist kuklası Amerika, Ortadoğu’nun şımarık ve dünyanın en büyük terörist ülkesi İsrail’e güvenlik şemsiyesi oluşturmak için böyle bir işgali gerçekleştirmekteydi.
Amerika, Irak’ı işgal ettikten sonra, yıllardır orada petrol kaynaklarının üzerinde operasyonlar yapıyor, ameliyat gerçekleştiriyor. Peki, bugün Ortadoğu’nun en büyük terör örgütü DEAŞ, Amerika’nın bu bölgedeki hükümranlığı sonrasında neden ortaya çıktı?
Amerika, Kuzey Irak’ta yıllarca bizim canımızı acıtan, yüreklerimizi yakan PKK’nın varlığı noktasında neden kılını bile kıpırdatmadı?
Çünkü PKK, Türkiye’nin bölgenin liderliğine oynaması yönündeki en büyük engellerden biridir. Çünkü PKK, Türkiye’nin ekonomik ve siyasal olarak yumuşak karnıdır. Bu sebeple, PKK’nın varlığı kaos üreticisi Amerika’nın işine gelmektedir.
Suriye’deki iç savaşta, PKK’nın Suriye uzantısı PYD/YPG’ye Amerika tarafından TIR’lar dolusu silah ve mühimmat sevkiyatı ve yardımı yapılmasının temelinde de PKK’nın bilerek ve isteyerek devam etmesinin, Amerika’nın Türkiye’yi sürekli kontrol altında tutma stratejisinden başka bir şey yatmamaktadır.
Bugün Suriye sınırları içinde tam anlamıyla bir Kurtlar Sofrası bölüşümü yaşanmaktadır. Ülkesini yıllardır despotik bir terörizm dalgasıyla yöneten Esad’ın, hükümranlığı devam ettirebilmek için kendi halkının üzerine bombalar yağdırması ve ortaya çıkan iç savaş dalgası kabul etmeliyiz ki, en çok Türkiye’yi etkilemektedir.
İdlib bilmecesinin çözülmesi, Türkiye, Rusya ve İran’ın bir araya gelerek masa başında strateji üreterek imzalar atmasıyla gerçekleşmeyecek. Çünkü Suriye topraklarında yaşanan kaos, çok bilinmeyenli bir denklem olarak karşımızda duruyor. Meseleyi, Ortadoğu’da söz sahibi olmak isteyen her ülke, kendi penceresinden bakarak kaşıyor, çekeliyor ve ortaya kimsenin sonunu göremeyeceği bir problem çıkıyor.
Siyonist kuklası Amerika, bu denklem ve problemin çözümünde Ortadoğu’nun terörist ülkesi İsrail’in lehine olacak bir stratejiyi hayata geçirebilmek için var gücünü ortaya koyuyor. Suriye meselesinde söz sahibi olmak isteyen ve denklemin dışında olmak istemeyen Rusya ve İran ise olaya daha başka bir pencereden bakarak yeni formüller üretmenin derdini yaşıyor.
Türkiye ise bu Kurtlar Sofrası’nda yeni bir mülteci dalgasıyla karşı karşıya kalma tehlikesiyle arabuluculuk rolünü oynamaya çalışıyor.
Bu denklemin sonu ne olacak?
Bekleyip göreceğiz…