Demokrasi
İnsan hakları
İktisadi Liberalizm/serbest piyasa ekonomisi
Mevcut dünya tablosunun ahir vakit mitleri…
Tartışılması, eleştirilmesi hoş görülmeyen modern çağın yeni
ve evrensel kabulleri.
Sovyet komünizminin tasfiyesinden sonra dünyanın tek kutuplu
merkezden servis edilen ve ezberletilen değerleri… Küreselleşme masalı
etrafında yıllardır bize ve tüm dünyaya servis edilen yeni sömürgeciliğin
rafine biçimi.
Şimdi siz tüm
dünyanın ortak kazanımları olan bu (yine ve yeniden) çağdaş uygarlık düzeyine
muhalif mi olacaksınız
Var mı ki demokrasi ve insan haklarından daha mukaddes bir
ortak hedef
Bunca yıldır hakları ihlal edilen yurdum insanı için başka
bir çıkış yolu mu var ki
Liberal olmasın da içe mi kapansın ekonomik düzenimiz
Sırt mı dönelim şimdi, küreselleşen güzelim dünya
pazarlarına
Sayılan bu değerler hepimizin ortak değerleri değil mi ki
El-Cevap:
Demokrasinin sizde çağrıştırdığı anlam, bir yönetim (hatta
seçim) tekniğinden ibaretse yanılıyorsunuz efendim. O bir kavrayış, bir ahlak
ve bir yaşam biçimiyle irtibatlıdır. İnanmayan, yaşadığımız dünyaya (ve ileri
demokratik yönetimlerin ülkelerine) bir nazar eylesin. Her ne melanet
işleniyorsa faili meçhul. Savaşlar, haksız işgaller, ekonomik sömürü düzeni
devam ediyor dünyada.
Kimdir failler ..
ABD
Avrupa
Rusya, Çin ….
Hiç biri ya da hepsi.
Küre üzerinde dolaşan sermaye ve çıkar ortaklıklarının dünya
pazarlarını elde tutma ve daha çok / en çok pay alma yarışı önümüze bu tabloyu
koymuş görünüyor. Adı her ne olursa olsun dünya üzerinde siyasi-askeri
organizasyonu elde bulunduranların, dünyanın orasına burasına el atanların
sürdürmeye çalıştıkları dünya düzeni tek adreste ikamet etmiyor artık. Kıtalar
dolaşıyor, mobilitesi hayli yüksek. Bir bakıyorsunuz Ortadoğu’nun bir
kasabasında bir bakıyorsunuz ilçenizdeki bir AVM’de hatta yatak odanızda!..
Eski sömürgeciler için sözkonusu olan açıklık ve netlik bu
yeni düzende bulanık. Ancak dikkatli gözlerle (basiret) fark edilebilecek
aktörler ve figüranlar eliyle işliyor sistem. Evet, kimi başrolde kimi tali
roller alıyorsa da gerçekte hangi oyuncunun ne kadar önemli ve etkin olduğu
meselesi, zahirde (göründüğü gibi) olmayabiliyor.
Darbecilere ve faşizan yönetimlere karşı “yaşasın demokrasi”
sloganı, bir başka umut kapısının olamayacağını, insanlık aleminin en mubarek
siyasal modelini alenen ilan etmiş oluyor. Bu suretle demokrasinin ne demeye
geldiği, neleri kamufle ettiği, neleri muteber kıldığı, neleri gözden
düşürdüğü, yani neleri içerip hangi neticeleri ürettiği, doğal olarak tartışma
dışı ve dokunulmaz kalıyor. Öyle ya siz despot ve faşist bir yönetimden yana
mısınız ki demokrasiyi beğenmiyorsunuz Hem o masum bir seçim ve yönetim
tekniğinden ibaret, kötülerin iyisi bir yol-yöntem!..
Şu “kötünün iyisi”(ehven-i şer) faili mechullerin suç
ortaklarından biri olabilir mi mesela
Siyaset ve idare üzerine düşünüp tartışabilecek, inancımızı,
değerlerimizi, tarihsel deneyimlerimizi göz önüne alarak kendi irade ve
isteğimizle özgün yapı ve işleyişler üretebilecek sakin ve sahih bir
zemin/imkan bulamadık ki azizim. Hem de neredeyse iki asırdır…Islahat
fermanında mürtedi (dinden döneni) öldürmekten vazgeçirildik ya oradan beri
kafamız karışık.
Öyleyse idare edeceksin kardeşim; elimizdeki bu, olsa dükkan
senin diyor kimileri.
Batılı egemen değerler muvacehesinde düşünen (düşünürmüş
gibi yapan), iş gören, üreten-tüketen, gülen-üzülen, seven-sevilen, kısaca
İslam (vahiy) dışı bir merkezden bize telkin edilen bir algı-yaşam biçimini
giderek daha çok içselleştiriyoruz.
Haklarımızı sorumluluklarımızı, mutluluğun sırlarını,
zenginliğin-yoksulluğun anlamını hep o tanımlıyor ve hep ondan öğrenmemizi
istiyor. Bir merkez ya da merkezler marifetiyle yazının başında kaydettiğimiz
ilkeler etrafında hizaya sokuluyoruz. Böylece sevk ve idaremiz daha kolay ve
mümkün oluyor. Kendimizi idare ettiğimizi zannetmemiz, züğürt tesellisinden öte
geçmiyor.
Birisi de çıkıp soruyor; şimdi şu cep telefonunun ya da
teknolojinin nesi kötü kardeşim
Ne söyleyeceğimizi şaşırıyoruz.
Nesi iyi ki birader.
Eskiden insan ve muhabbet, bir hamlede erişilemeyecek kadar
kıymet ve mahremiyet sahibiydi. Bırakın savaşlarda haksız yere katledilen
canları, bunca toplu ruh mezarlığına insanlık ne vakit gömüldü acep
Kalem de kelam da ucuzladı., pazarda almayanı dövüyorlar.
Aman dikkat, küresel yeni bir mitolojinin amentüsü sunuluyor
bize!!!...
Diyorlar ki;”Şimdi hep beraber tekrarlıyoruuuuz:
Demokratiiik, liberaaal, insan haklarına saygılıııı….”
Gitmeyelim arkadaşlar ya da gidersek mecburen tevbe edip iki
rek’at namaz kılalım…
Tanıdık geliyor mu size de Bir vakitler “tabu”1arımız vardı
biribirinden kıymetli.
Şimdi “küresel mitolojik ayinler”e çağrılıyor müslümanlar
Aman dikkat!