Yıllar önceydi.

Henüz 5-6 yaşlarındaydı…

Apartman önünde yeni yapılan inşaattan düşen parlak taşlarla oynarken bile düşünceli bir hali vardı.

En çok sevdiği “misket” oyunu bile rahatlatmadı, kendisini.

Havada “tuhaf” bir koku sezinliyordu.

Bu koku balkonda arpa-buğday ile besledikleri ve birkaç gün sonra kesecekleri kurbanlık koçun etrafa yaydığı kokudan farklı, başka bir kokuydu!

Ama ne koçtu…

Kaç haftadır annesiyle özene bezene bu koça bakıyordu.

Gelişmiş, büyümüş, iyice dirilmiş ve neredeyse yanına yaklaşılmayacak kadar kuvvetli bir kurbanlık olmuştu.

Kurban Bayramı’nda kesilecekti ama evlerinin vazgeçilmez bir parçası olmuştu, bu koç.

Ama yine de sanki, hiç olmaması gereken, yaşanmaması gereken bir şeyler olacakmış gibi bir his uyandı, taa yüreğinin derinliklerinde. İrkildi.

***

Oysa durumları çok iyi idi.

Maddi en küçük bir kaygıları yoktu.

Babası henüz bisiklet almamıştı ama bu farklı bir gerekçeden, güvenlik endişesinden kaynaklanıyordu.

Bakkal dükkânı işleten babası mahallenin en çok sevilen ve saygı duyulan bir esnafıydı.

İyi ama havadaki bu tuhaflığın, bu puslu renklerin sebebi neydi

Diye düşünürken, babasının birkaç kişi ile birlikte eve girdiğini fark etti.

Gözleri, babası ve o birkaç kişiyi takip ediyordu.

Direk balkona yöneldiler.

Kurbanlık koçun yanında bir şeyler konuşuyorlardı.

Yaklaşık 10 dakika kaldılar, balkonda.

Annesi, bütün bu olup bitenleri biraz mesafeli ama dikkatle ve de tedirginlik içinde izliyordu.

O adamlar, babasıyla el sıkışıp ayrıldı evden.

***

Kendisi de oyunu bırakıp eve çıktı. 

İşte o anda kıyamet koptu…

Annesi hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı.

Babası, haftalardır besleyip büyüttükleri, adeta evin bir parçası haline gelen kurbanlık koçu bir başkasına yüksek fiyatla satmıştı!

O anda içinden bir parça koptuğunu hissetti. Gözyaşlarını kalbine akıttı. 

***

Adamlar o akşam gelip kurbanlık koçu balkondan alıp gittiler!

O akşam herkesin yüzünden düşen bin parça vardı!

Yürekler darmadağınık, gönüller paramparça, ümitler kırgındı…

O akşam bir şey daha oldu; babasının çevresini kötü arkadaşlar sarmaya başladı, kumara başladı ve işleri bir anda bozuldu.

Babası, yıllardır ekmek kapıları olan bakkal dükkanını kapatmak zorunda kaldı…

***

Son söz;

Türkiye özenle, incelikle, hassasiyetle büyüttüğü kurbanını kimselere ama kimselere vermemeli, -karşılığı, bedeli ne olursa olsun- kendi kesmeli!

Haa, o çocuk kim mi

Bilmem! Kim, acaba

ARADAKİ FARKIN SEBEBİ NE

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakanlığı döneminde "İcraatın İçinden" adıyla ulusa sesleniş konuşmalarını başlatmıştı.

İyi hatırlıyorum; bu uygulama epey eleştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu geleneği devam ettirdi.

Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde her ay gerçekleştirdiği "Ulusa Sesleniş" konuşmasının adı "Millete Hizmet Yolunda" olarak değiştirildi. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu da bu geleneği devam ettirenlerden. Bu kez bu gelenek "Yeni Türkiye Yolunda" adıyla yayınlandı.

***

Peki, değişiklik bu kadarla kaldı mı

Bence Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde hazırlanan "Millete Hizmet Yolunda" programıyla, Davutoğlu’nun ilki yayınlanan "Yeni Türkiye Yolunda" programı arasında “ince” ama önemli farklılıklar var;

* Bir kere Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun TV görüntülerinde son derece dikkat çeken özellikler var; görüntülerde Davutoğlu’nun omuzları düşük, ceketinin üst tarafı kalkık ve ışık da son derece hatalı noktalardan yansıtılmış. Aynı programda, Tayyip Erdoğan’ın dik ve dinç görünümüne karşılık, Ahmet Davutoğlu tersi bir izlenim vermekte. Çekimler sırasında bir danışmanı da çıkıp, “Sayın Başbakanım, ceketinizi alttan çeker misiniz ” neden demedi, acaba

* Merak ettiğim önemli sorulardan biri şu: Recep Tayyip Erdoğan döneminde bu programları “yüksek” olduğunu bildiğim Mimar Özkul Eren’in başkanlığındaki özel bir firma yapıyordu. Herhalde müzisyen-yazar kardeşi Özhan Eren de ekipteydi. Davutoğlu Başbakanlık dümenine geçtikten sonra Özkul Eren dönemi acaba bitti mi Özkul Eren devam ediyorsa bu devasa ve de “ince” fark neden

* Recep Tayyip Erdoğan’ın programlarında aksesuar ve görsellik son derece zengindi. Arka fona özel önem gösteriliyordu. Oysa Davutoğlu için son derece sade bir stüdyoda çekimler gerçekleştirilmiş… Oysa özellikle SETA’dan transfer edilen isimlerin bedii ve estetik zevklerinin olduğunu biliyorum.

* Tayyip Erdoğan bu programlarda hareketli iken Davutoğlu son derece durağan bir izlenim verdi. Ekrana baktığınızda yalnızca kıpırdayan bir dudak var, sanki.  Başbakan adeta “robotlaştırılmış” olarak çıkarıldı, TV ekranlarına.

Bilmiyorum, sadece ben mi pimpirikliyim

Siz de o farkları gözlemleyebildiniz mi

MİLLİGAZETE.COM.TR’NİN GÜCÜ…

Haber şu;

* Ünye Kavaklar mevkiinde oturan Keskin ailesi, durumları iyi olmadığı 2,5 aylık kızları Eslem Ecrin Keskin’i gözlerinden ameliyat ettiremedi.

* Evin 5. kızı olan ve babası kereste fabrikasında asgari ücretle çalışan küçük Eslem’in İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesindeki tedavi masraflarını karşılamayan aile mağdur durumda.

* Eslem’in teyzesi Gönül Keser: “Kendim Fatsa’da ikamet ediyorum. Bebeğin teyzesiyim. Ameliyat masraflarını hayırsever vatandaşlardan karşılamasını istiyoruz. 3-4 bin TL gibi bir masrafı olduğunu söylediler. Herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum.”

* Anne Türkan Keskin: “Allah rızası için çocuğuma yardım edilmesini istiyorum. Eşim kereste fabrikasında çalışıyor ve ancak geçinebiliyoruz. Önceki çocuklarımda böyle bir hastalık söz konusu olmadı. Durumumuz iyi olmadığı için tedavi masraflarını karşılayamıyoruz. Lütfen bana yardım edin”

Haber özetle böyle…

Bu haberin milligazete.com.tr’de yayınlanmasından sonra Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarından birçok kişi Milli Gazete’yi arayarak, ihtiyaçlı aileye yardım vaadinde bulundu.

Mesela, Polonya’dan bir milligazete.com.tr takipçisi aradı ve “Bu ihtiyaçlı aileye nasıl ulaşabilirim ” dedi.

Biz de haberin kaynağı olan ajansın irtibat telefonlarını ilettik.

İnşallah ailenin talepleri karşılanmıştır.

***

Söylemek istediğim şu;

Gördüğünüz gibi internette yayınlanan bir habere dünyanın bir ucundan anında tepki geliyor…  Ve hayırlı bir işe vesile olabiliyorsunuz…

Anlayacağınız bu internet iki ucu keskin bıçak gibi… Hayır için kullanırsanız güzel, kötü amaçlar için kullanırsanız hayatları karartan bir karanlık yol…

Allah (C.C.) şerrinden muhafaza buyursun…

NOT:  Bugün 2 Kasım 2014, Pazar… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!