Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

“Ve minelleziynekâlûinnânasârâehaznâmiysakahum / Biz nasârâyız diyenlerden misak ahzettik.” (Maide 14)

Burada önce, “Biz nasârâyız” deniyor.

Sonra onların misakı alınmıştır.

Min” teb’iz için gelirse, o zaman bu misak bütün Hristiyanlardan değil, bugünkü Hristiyanlardan alınmış, Katolik ve Protestan Hıristiyanlardan alınmıştır. Ortodokslar Hristiyanlar da buna katılmışlardır. Bunlar savaş yaparken biz yağmacılık yapacağız diye savaş yapmadılar; tam tersine dünyanın huzurunu ve düzenini korumak için yaptılar. Sözleri böyle idi. Bugün tüm Hıristiyanların anayasalarına bakın; hepsi laik, hepsi demokrat, hepsi insan hakları için savaş veren devletler. Bunlar bu sözlerle ortaya çıktılar. Mademki anayasalarında bunları yazdılar, o halde bunlar söz verdiler.

Nasârâ” kelimesi özel isim olarak değil de yardım eden anlamındadır. Bunun için nekredir/tekildir. Bunlar “biz Hristiyan’ız” değil de “biz yardımcıyız” dediler. Böyle demeleri ile bu misakı almış olmaktadırlar.

Kur’an’da bu deyim yani “biz nasârâyız” deyimi iki defa geçmekte, ikisi de Maide Suresi’nde geçmektedir. İkincisinde müminlerle olan ilişkileri ve onların iyilikleri anlatılmaktadır. III. bin yıl medeniyetini bunlar da kuracaklardır.

Ellezîne” getirilmiştir. Hem söylenen sözler bellidir hem de söyleyenler bellidir. Marifedir. Ahd içindir. Biz nasârâyız diyenler, Papalığın yanında yer alan Hıristiyanlardır.

Kâlû” kelimesi kullanılmışsa da marife olarak “en-nasârâ” şeklinde getirilmemiştir.

Bunun iki sebebi vardır.

Birincisi; bunlar “biz Hristiyan’ız” demekteler ama bugünkü halleriyle Hristiyanlıkları sözde kalmaktadır. İşte bugünkü bu durumlarından dolayı onların en iyi tavsifleri “biz nasârâyız” diyenler olarak vasıflandırılmalarıdır.

İkincisi ise; Hristiyan olmadan ziyade “yardımcıyız” demeleridir. Kime yardımcı olacaklar? Kur’an ehline yardımcı olacaklardır. Havarilerin Hazreti İsa’ya yardım etmeleri gibi; Hıristiyanlar da “Adil Düzen”i kuracak olanlara yardımcı olacaklar. Belki de biz üreteceğiz ama onlar uygulayacaklardır. Bunlar gelecekler, “biz nasârâyız” ayetlerinde bunları onlara anlatacağız. Burada ise onların kötü durumlarından bahsedilmektedir.

Evet, “misaklarını ahz ettik” deniyor, yani onlardan sözlerini aldık.

Avrupalılar ve bütün Batılılar beş yüz senedir insanlığı ileri götürmek için hareket ettiklerini ileri sürmektedirler. “İnsan hakları” diyorlar, “barış” diyorlar, “güvenlik” diyorlar. Yaşamlarında dinsiz de olsalar, Tevrat ve Kur’an’ın getirdiklerini sözde yani söz olarak dile getiriyorlar. Ateizmi bile insan hakkı olarak savunuyorlar. Belki bunları kalpleri ile samimi olarak söylemiyorlar ama mademki söylüyorlar artık o misak olmuştur.

İşte bu misak bugünkü Hıristiyan âleminden Allah tarafından alınmıştır.

Onlar ne sözü verdiler?

Sözde de olsa demokrasi sözü verdiler. Başka…

Sözde de olsa laiklik sözü verdiler, sosyallik sözü verdiler, liberallik sözü verdiler.

Bize göre bunların Kur’an’daki karşılığı şöyle olmalıdır: Demokrasi=Şeriat, Laiklik=İslâm, Sosyallik=Hak, Liberallik=Adl, Hukuk Düzeni=Ahkâm-ı Şer’iye.

İşte, bunlar kendi dilleri ile Kur’an’ın istediği şeylere sahip çıkıyorlar.

Şurasını belirtmemiz gerekir ki, bu kavramları Hristiyanlara İslâmiyet’ten aktaranlar Yahudilerdir. Yahudiler bunu yaparken elbette samimi değildirler; bu kavramları istismar ederek insanlığı sömürmek istemektedirler.

Hristiyanlar ise bu kavramlara samimiyetle bağlıdırlar. Bunun sonucunda yani bu samimiyetleri sebebiyle ileride III. bin yıl medeniyetini birlikte kuracağız demektir.

(Devamı var.)