Rahman Suresi 25. Hafta Tefsir Çalışmaları, 43-45. ayetler, meal ve açıklamalar.
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
***
“Onlara “ateşin tekzib ediyor olduğunuz azabını tadın” denildi.” (Secde 20)
“Zulmedenlere “tekzib ediyor olduğunuz ateşin azabını tadın” deriz.” (Sebe 42)
Bu ayetlerde de ateş veya ateşin azabı için aynı durum söz konusudur.
Ya ateş yoktur ya da ateş bana dokunmayacaktır demektedirler.
Ya ateşin azabı yoktur ya da ateşin azabı bana dokunmayacaktır demektedirler.
Kendilerinin cehenneme gireceğinin yanlış olduğunu düşünüyor/söylüyorlardı.
Hatta en yüksek cennette olacaklarını bile düşünüyor olabilirler.
Kendilerinin büyük bir cihat içinde olduklarını bile düşünüyor olabilirler,
Ancak ilerledikleri yolun cehenneme giden, hız sınırı olmayan bir otoyol olduğunun farkında bile değillerdir.
“Biz doğru taraftayız, Allah'ın rahmetine/ödülüne layığız” diye düşünüyor olabilirler.
Namazlarını kılıyorlar, oruçlarını tutuyorlar, haccı-umreyi su yolu yapıyorlar ama hakkı batıl, batılı hak kılıyorlardı.
Kendilerini hak üzerinde görürler, yanlış davranışlarını doğru kabul ederler ve kendileri için öngörülen cehennem sonucunu reddederler.
Kendilerini o kadar yüksekte görürler ki kendilerini topluluklarına Allah’ın bir hediyesi olarak görürler ve kendilerinin gücü elinde bulundurmasının, rakiplerinin güçlerini kırmanın hak yol olduğunu iddia ederler.
Kendilerini cihat içinde sanırken aslında cidal içinde bocalamaktadırlar. Kendilerini mümin sanırlar ama maalesef mücrimdirler.
Şirkin ve küfrün içindedirler.
Kıyamet yevminde cehennemlik olduklarını kendi simalarından kendileri bile anlarlar.
O anda şok olurlar.
“Bir fırkaya rehberlik eder ve bir fırka, onların üzerine dalalet hak olur. Kesinlikle onlar ihtida edenler olduklarını sanır haldeyken şeytanları Allah’ın dûnundan veliler edinirler.” (Araf 30)
“Kesinlikle onlar ihtida edenler olduklarını sanır haldeyken yoldan alıkoyarlar.” (Zuhruf 37)
Bu ayetlerde kendilerini hidayette sananların aslında ne durumda olduklarını görmekteyiz.
Kendilerinin doğru yolda olduğunu, Allah’ın hidayetine kavuştuklarını sanmaktadırlar ama öyle işler yapmaktaydılar ki tam da şeytanın istedikleriydi. Bu nedenle şeytanları veliler edinmişlerdi.
“‘Size ameller olarak en zararda olanları haber vereyim mi?’ de. Çok iyi işler ürettiklerini sanıyor halde iken dünya hayatında emekleri kaybolanlardır.” (Kehf 103-104)
“Sun’an” kelimesi Türkçedeki sanat kelimesi ile benzerdir. Dizi şeklinde işlemlerin sonucunda ortaya çıkan üründür. Musa Peygamber de bu şekilde bir üründür. Bu ayette de iyi işler ürettiklerini sananlar ifade edilmiştir.
Büyük bir çabayla kanunlar, kurallar üretip bunun en iyisi olduğunu sanmışlardır.
Oysa bunlar Allah’ın kurallarına aykırıdır. Bu durumda en zararda olanlardır.
Görüldüğü gibi mücrimlerin bir kısmı kendilerini cennetlik sanan, hidayette olduğunu sanan, yanlış işler yaptıkları halde en iyisini yaptıklarını sananlardır ve kendilerini cennetin baş köşesinde sanırlarken cehennemi boylamışlardır.
Devamı ve tamamı bu linkte:
https://akevler.org/AkevlerSeminerler/1492/SonEk/2/Rahman-Suresi-Tefsiri-43-45-Ayetler