Muhterem Müslümanlar!

Herkes şu dünya hayatında gücünün yettiklerinden

sorumludur. Herkes gücünün yettiği kadar çalışacak; üzerine düşen

sorumlulukları ifa edecektir.

Sorumluluklar ifa edilirken kazancın helâl yoldan temini

hayatın huzurlu geçmesinin birinci şartıdır. Kazançlara haram karışırsa veya

haram yollardan temin edilirse hayat çekilmez bir yük halini alır. Her şey

darmadağınık olur.

İşte görüyorsunuz hiçbir yerde huzur yok. Evde, okulda,

hükümette, devlette, fabrikada, atölyede huzur yok.

Bunun sebebini bilmeliyiz:

* İşveren huzursuz, işçi buhran içinde.

* Mektepler huzursuz, öğrenciler buhran içinde.

* Devlet daireleri huzursuz, memurlar buhran içinde!

* Evlerde dirlik düzenlik yok, aileler buhran içinde.

Belaların, musibetlerin, haramların insan hayatını teslim

almasının sonucu herşeyimiz mahvoluyor. Aklımızı başımıza alalım Müslümanlar.

Gidişat iç açıcı değil.

Muhterem Müslümanlar!

Kur ân nazarında insan:

* Çalışması,

* Verimliliği,

* Başarısı,

* İşini sahiplenmesi,

* Özverisi derecesinde hak sahibidir. (Necm Suresi,

âyet: 39)

Peygamber Efendimiz:

Öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda kişi ele geçirdiği

malın helâlden mi, haramdan mı olacağına hiç aldırış etmeyecek buyurmuştur.

Bu hadisi açıklayan İbni Battal:

Kişinin servetinin, kazancının ne olduğunu araştırmaması,

murakabe üzerinde bulunmaması iman gevşekliğindendir. Fitne fesat, anarşi...

Böyle kişilerin cemiyetlerinde huzur bırakmaz... diyor. Huzurumuz var mı

Müslümanlar Her köşe başı kapkaçcı, soyguncu, yol kesiciler tarafından;

ülkemiz hortumcular tarafından paylaşılmış vaziyette değil mi

Evet, aynen öyle!

Peki, aynen öyleyse niye çaresine bakmıyoruz Çare diye

sarılınılan şeylerin hepsi birer felâket kaynağı. Çare İslâm dır. Ne yapalım

ki, bu memlekette Müslümanlar var lâkin Müslümanlık yok. Bu olmayınca da

çaresiz kalıyoruz.

Çalışma hayatında işverenin, işçinin, esnafın,

üreticinin, tüketicinin üzerine düşen görevler vardır.

İşveren işçilerine mü min kardeş, arkadaş ve komşu gibi

davranmalıdır. Devlet Başkanı nın hazır olduğu, Genelkurmay Başkanı ile

işverenin arasında Cum a namazı kılan işçinin sorunu çözülmüş demektir. Huzur

isteniyorsa bu gerçekleşmelidir.

Kur ân-ı Kerim, çalıştırılacak işçilerin en liyakatli ve

en emin kimselerden seçilmesini emretmiştir. (Kasas suresi, ayet: 26)

Çalıştırdığının ücretini tam vermeyene Peygamberimiz:

Ben onun kıyamet gününde hasmı olacağım (Buhari, icare, 10.) buyurmuştur.

Allah (c.c.), yaptığı işi sağlam ve güzel yapanı sever

(Beyhaki Şiabu l-İman c/4. sf: 334) beyanı da Efendimizindir.

Muhterem Müslümanlar!

Şu hâlde herkes üzerine düşeni, sorumluluk bilinci içinde

yapacak. Bununla toplum olarak hepimiz huzurlu yaşayacağız. Mutlu olmanın başka

yolu da yoktur.