Türkiye gerçekten garip bir ülke Bir problem, bir mesele
dolayısıyla stratejistler, uzmanlar bir araya geliyorlar, kafa patlatıyorlar,
hazırladıkları raporu ve çözüm önerilerini bir yerlere veriyorlar. Yasama
organı da kendilerine gelen problemler, sorunlar etrafında günlerce taslaklar
hazırlıyor, alt komisyonlarda, üst komisyonlarda tartışıyor. Daha sonra tasarı
halindeki maddeler, meclis genel kuruluna geliyor, günlerce tartışılıyor,
muhalefetin ve iktidarın günlerce görüşmelerinden sonra yasalaşıyor,
kanunlaşıyor.
Yasanın yürürlüğe girdiği günden itibaren, piyasalar ise
bu duruma kendilerini adapte etmemek için yeni yöntemler geliştiriyor, deveyi
damdan atlatacak nitelikte kendi menfaatlerine göre çareler üretiyor. Peki,
neden çıkardınız bu yasayı Daha ilk günlerinden böyle delik deşik hale
getirileceği açıkça belliyken neden şerhlerini, alt gruplarını doğru dürüst oturtmadınız
Neden bahsediyoruz Kredi kartı ile alışverişte yeni döneme kendilerini adapte
etmek için deveyi hendekten atlatmak için türlü yöntemler getiren cep telefonu
satıcılarının durumunu anlatmaya çalışıyoruz. Yeni dönemde kredi kartına taksit
yapamayan cep telefoncuları, örneğin 1000 liralık cep telefonunu bir kılıfın
yanında veriyorlar Cep telefonu kılıfı 1000 lira, cep telefonu ise hediye Cep
telefonuna taksit yasak, kılıfa ise serbest Vahşi kapitalizm, insanların
cebinden paraları tırtıklamak için her türlü engeli aşabilecek formülleri
geliştirmeye devam ediyor.
Maalesef Türk halkı, kredi kartı ile olan ilişkisini
doğru dürüst bir zemine oturtmadığı için, bugün hâlâ toplumumuzda türlü aile
faciaları, ödeme dengesizlikleri, intiharlar meydana gelmeye devam ediyor.
Ödeyebileceğinden çok daha ağır borç yükü altına giren insanlar, sokaklarda
gösteri yapıyorlar, her gün vicdan azabıyla yaşıyorlar, borçlarını ödeyebilmek
için suça itiliyorlar. Peki, bunun müsebbibi kim Bunun müsebbibi, bol keseden
kredi kartı dağıtarak, insanların kendilerine borçlu yaşaması için türlü
entrikalar çeviren bankacılık sisteminden başkası değildir. Sokaklarda,
caddelerde kredi kartı dağıtan, insanların ödeme dengesi, borç dengesi, kazanç
dengesini dikkate almadan, herkesi bankacılık sisteminin içinde eritmeye
çalışan bu vahşi kapitalist zihniyet, insanlarımızın toptan borçlu hale
getirilerek, geleceğinin çalınmasının önünü açmıştır.
Türkiye, çalışanlarının neredeyse yüzde 75 i asgari
ücrete mahkûm bir ülke. Yani, televizyon ekranlarında bangır bangır kredi kartı
reklâmları döndüren bankalar, sefalet ücreti bile olmayan 875 TL lik asgari
ücrete mahkûm insanlara, kredi kartı satarak ve onlara harcama kapasiteleri
olan bu rakamın 2 3 katı tutarında limitler belirleyerek, Türkiye deki herkesi
kendilerine borçlu hale getirmeye çalışmaktadırlar. Bu kadar basit!
Kredi kartıyla borç batağına düşenlerin hemen hepsinin
kaderi budur Hastam oldu harcadım, paraya sıkıştım nakit çektim, şöyle oldu da
böyle oldu
Kredi kartının, her an patlamaya hazır cebinizde namlusu
size dönmüş bir silahtan farkı yoktur. Kredi kartları bankacılık sisteminin
cebimize koyduğu, herkesi kapasitesinin üzerinde alışveriş yapmaya teşvik eden,
yönelten, pimi çekilmemiş bir bombadır. Kredi kartı, geleceğimizin çalınma
formülüdür Borç yiğidin kamçısıdır atasözünün tavana vurmuş halidir
Kazandıkları üç kuruş olan, bu nedenle harcama kültürleri asla gelişmeyecek
milletimizi, birçoğu yabancı olan emperyalist bankaların oyuncağı haline
getirmenin yöntemidir kredi kartı