Koronavirüse baştan beri inanmadım. Bir saniye hemen bu kadar insan neden ölüyor diye çıkışmayın. Bir hastalık var evet. Bir hastalık olduğuna inanıyorum. Ama bu hastalık bahsedilen hastalık değil. Neden mi? Temel soruyu soralım; son iki yıldır grip nereye gitti, insanlar niye grip olmuyor? Dört mevsimin üçünde özellikle de ilkbahar ve sonbaharda hastaneler grip hastaları ile dolarken bu koronavirüs icat edildi edileli kimse grip olmuyor. 2020 yılının başında ömrümde hiç görmediğim bir şekilde grip olmuştum. Ailecek grip olmuştuk. O zamanlar Türkiye’de koronavirüse yakalanan hastaların olduğu söylentisi ortalığa yayılmış olsa da, devlet henüz bir açıklama yapmamıştı. Aile fertlerini hastaneye götürdüm. Devlet hastanesi. Doktora koronavirüs mü diye ısrarla sormama rağmen hayır gribin ilerlemiş hali demişti. Hastalık, ağır bir şekilde iki hafta olmak üzere hafifleyerek geçmesi, toplamda bir ay sürmüştü. Daha sonra koronavirüsün nasıl bir hastalık olduğuna dair Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı bütün bilgileri tek tek inceledim, bilgiler hani başlarda neredeyse ayda bir güncelleniyordu hepsini tek tek okudum; o bilgilere göre bizim ailecek geçirdiğimiz hastalık koronavirüstü ama doktora ısrarla sormama rağmen hayır koronavirüs değil demişti ısrarla. Peki, temel soruyu tekrar soralım; grip hastalığı nereye gitti? Neden kimse grip olmuyor? Kendini grip oldu sananlara neden hastanelerde grip teşhisi değil de koronavirüs teşhisi konuluyor?
Yaklaşık iki senedir fert ve toplumların hayatını değiştiren koronavirüsün sokakta caddede orada burada her yerde salıncak kurduğu, insanlar nereye adım atsa orada koronavirüs olacağı medyada bangır bangır anlatılırken, işin gerçeğinin öyle olmadığı yani bir insan sokakta caddede yürürken koronavirüs olmadığı, hastalığı taşımakta olan diğer insanlarla temas ederse olduğu gerçeği ortaya çıktı. Bulaşıcı hastalıkların temel özelliği olan temasla insandan insana geçmesi, normal gribin bir özelliğiydi yıllardır. Aynı özellik şuanda koronavirüs denilen olayda gerçekleşiyor ama adına grip denilmiyor koronavirüs deniliyor. İnsanlık düşmanı bir güç ya da güçler, koronavirüs adında hayali bir canavar yarattı. Ülkelerin sağlık bakanlıklarını kullanarak devletler ve her türlü medya aracılığıyla bir korku dünyası oluşturuldu. İnsanlar korku dünyasında yaşatılmaya çalışılıyor. Oysa ölüm her an insanın başucunda. Ölümden korkmayan insanlar koronavirüsten korkmaya başladı, bu çok trajik bir durum. Allah’tan korkmayan insanlar koronavirüsten korkmaya başladı, bu anormal bir dezenformasyondur. Dünyaya yeni bir tanrı dayatıldı adeta! Koronavirüs tanrısı! İnsanı kaptı mıydı alıp götürüyor! Peki, gerçek mi? Koronavirüs sahte bir tanrıdır! Korku tanrısı!
Şimdi epeydir yeni bir tanrı icat ediliyor. Paralel tanrı! Koronavirüs aşısı diye piyasaya sunulan yeni korku, paralel aşı tanrısıdır. Bulaşıcı hastalıkların aşısı bulunmuş geçmişte. Bir bulaşıcı hastalığı önlemek için yapılan aşı bir kere yapılıyor bitiyor iş. Peki, koronavirüs aşısı diye piyasaya sürülen aşılar ilk önce bir doz denildi, sonra iki, sonra üç, en sonunda altı ayda bir yapılmalı denilerek ne yapılmak isteniyor? Aşıya bağımlı yeni toplumlar meydana getirmek mi amaç? Tamam bir kere aşı olalım bitsin bu iş. Yo en az iki olacaksın! Aşı olduk diyelim peki maske kullanmaya devam edeceksek, sosyal mesafeyi koruyacaksak, koronavirüs önlemlerine harfiyen uyacaksak neden aşı olalım? Aşı olurken aşıdan doğacak herhangi bir kötü durumu hem aşı firması hem devlet kabul etmiyor, neden aşı olalım? Vatandaş aşı oldu sonra hemen kalp krizi geçirdi öldü ne olacak? Niyazi olacak! Oluyor nihayetinde. Aşı sebebiyle ölenlerden kim sorumlu? Ne aşı firması ne de devlet aşı hakkında sorumluluk almazken vatandaş canına mı susadı da aşı olsun? Aşı olurken aşıdan kaynaklanacak kötü sonuçlardan firma ve devletin sorumlu olmadığına dair belge imzalatılıyor. Bu imza insanların kendi elleriyle kendi intiharına onay vermesi değil mi?
Hastalık ve aşısı gerçek ise her insana bir doz aşı yapılarak önlemler kaldırılmalı!