1999 depreminden sonra ülkemizde imarla ilgili oldukça

fazla düzenleme yapıldıysa da yine de bir arpa boyu yol aldığımız söylenemez.

Özellikle büyük şehirlerdeki kaçak yapılaşmanın yıllardır bir türlü önüne

geçilemiyor. Mantar gibi biten gecekonduların yerini günümüzde gece konmayan

her aşaması gözümüzün önünde olan çok katlı gündüz kondular aldı.

Son zamanlar da yeni bir furya başladı şehirlerimizde.

Kentsel dönüşüm adı verilen bu furyada birkaç parsel birleştirilerek evler

yıkılıyor yerine devasa binalar dikiliyor. Böylece geçmişte gecekondu diye

adlandırılan bahçe içerisindeki o evlerin yerinde koca koca beton yığınları

yükselmeye başlıyor. Geçmişte ağaçların arasında gördüğümüz o tek ya da birkaç

katlı evlerin yerini şimdi çevresinde birkaç metre çimin tek yeşillik olduğu

uzaktan bakıldığında insanın için karartan manzaralar aldı. Elbette iyi niyetle

yola çıkıldı başlangıçta. Hatta çevreyle şehrin bir arada olması için Çevre ve

Şehircilik Bakanlığı bile kurulmuştu. Amaç insanların yaşayabileceği ve

çevreyle uyumlu şehirler ortaya çıkarmaktı.

İşe bu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sayesinde

şehirlerimizde kentsel dönüşüm adı verilen uygulamalar başladı peşi sıra.

Evler yıkılıyor parsellerin tevhidi sağlanarak daha büyük alanlarda çok daha

büyük binalar yapılıyordu. İnsanların mağduriyeti bile düşünülmüştü kentsel

dönüşümde. Ev sahiplerine, kiracılara maddi destekler temin edilmişti. Yeni

evler yapılıncaya değin kirada oturacaklara kira yardımı sağlanıyordu. 18 ay

belirlenen bedeller açılan hesaplara yatırılıyor ve bir anlamda insanların

kirada geçen sürelerindeki kira bedellerini devletimiz üstleniyordu. Hatta

birden fazla evi olup kira geliri olanlar için de bu gelirlerinden oldukları

için aynı şekilde belirlenen kira bedeli ev adedi oranında dikkate alınıyor ve

mağduriyetin de kısmen önüne geçilmiş oluyordu. Neticede kirada evi olan ev

sahipleri de dişinden tırnağından arttırdıkları paralarla edindikleri evlerden

temin ettikleri kiraile geçimlerini sağlıyordu.

Şimdi bakanlık bu uygulamadan vazgeçmiş vaziyette. Kaç

tane evi olursa olsun sadece bir konut için kira yardımında bulunmakta ve ona

göre işlem yapmaktalar. Belirlenen rakam ise 790 lira. Belki pek çoğumuz için

iyi bir rakam gibi görünse de bu rakam, büyük şehirlerde hele İstanbul da bu

meblağın çok üzerinde kira fiyatları olduğu düşünülürse çok da değil açıkçası.

Hele bir de kira gelirinden mahrum kalmış bir kişinin sadece kirasını ödemekle

onu abat etmiş olmuyorlar. Neticede bu durumda olan insanlar genelde yaşını

başını almış olduklarından çalışmaları da pek mümkün olmamakta. Sadece emekli

maaşıyla birkaç ay önce aldıkları kira gelirlerine maaşı ekleyerek geçinenler

şimdi cidden mağdur vaziyetteler. Bu ayrıca hak ihlaline de girer.

İdarecilerimiz kul hakkı hususunda dikkatli olmalıdırlar bence.

Denilebilir ki onlar da evleri bitince yeniden ek gelire

kavuşacaklar. Belki ama arada geçen yıllar bu insanlar için meşakkatli zamanlar

olacak haliyle. Bakanlığın bu yeni uygulamasına temel gerekçelerden bir tanesi

bir belediye görevlisinin ifade ettiğine göre insanımızın köpek kulübelerini

bile konut gösterip devletten yardım almasıymış. Peki, belediyeler bu

kulübelerden emlak vergisi tahsil ederken ya da beyanda bulunulurken olayın

farkına varamamışlar mı Uydudan imara aykırı bir çivi çakanları bile

denetleyenler bu kulübeleri görememişler mi Bir iki istismarcının önüne

geçemeyen devletimiz de bakanlık marifetiyle olaya kolay bir çözüm bulmuş ve

bir konut haricindeki konutların kira bedelini tamamen yürürlükten kaldırarak

sorunu kökünden halletmiş oldular.

Bir yerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Sn. Fatma Güldemet

Sarı ile karşılaşacak olursam şu soruları kendisine sorup cevaplarını öğrenmek

isterdim doğrusu:

1- Kentsel dönüşüm çerçevesinde oluşmaya başlayan bu

beton yığınlarını çevrecilik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz

2- Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak şehirlerimizden ve

çevreden memnun musunuz

3- Birden fazla konutu olanlara verilmeyen kira

yardımları hususunda niçin böyle bir uygulama yaptınız Mağduriyetin

giderilmesini düşünür müsünüz

4- Bundan sonra çevreyi koruma adına şehirlerde nasıl bir

uygulama yapmak istersiniz

5- Ülkemizi ne zaman modern ve çevreyle barışık şehirlere

kavuşturmayı düşünüyorsunuz

İşte bu ve bunun gibi soruları bakan hanıma soracak bir

ortam bulabilirim bir gün inşallah

Minik bir tebessüm

*  Yahudi dilenci

Roma da Hıristiyanların bir pazar ayini varmış. O kadar

büyük bir ayinmiş ki Papa bile katılıyormuş. Ortalık mahşer yeri gibi! Fakat

kilisenin kapısında, önlerinde levhalar olan iki adam dikkat çekiyormuş.

Birinci levhada, Hıristiyan kardeşinize yardım edin

yazıyormuş, ikinci levhada ise Yahudi kardeşinize yardım edin yazıyormuş.

Ayinden çıkanlar iki dilenciye de bakıyormuş, tabi ki

Hıristiyan olana para veriyormuş, üstüne üstlük Yahudi olana pis bakışlar

atıyorlarmış.

Ayinden çıkan biri, Yahudi olan dilencinin yanına gitmiş

ve demiş ki,

- Yahu bari başka bir şey yazsaydın, bu şekilde tabi ki

yardım almadan beklersin.

Yahudi olan öteki sözde Hıristiyan olana seslenmiş

- Hey Salamon! Şu herife baksana, gelmiş bize ticaret

öğretiyor!

İlgilisine notlar:

*  Zamanında yere

göğe sığdıramadığı birini şimdi sosyal medya mesajına sığdırır oldu insanımız.

*  Bir insanın bir

insana vereceği en güzel hediye ona ayıracağı vakittir.

*  Üzerinde kul

hakkı olan, ölmeden önce ödeyip helalleşsin! Çünkü ahirette altının, malın

değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevaplarından alınır,

sevapları olmazsa, hak sâhibinin günahları buna yüklenir.

Hadis-i Şerif (Buhari)