Eğitim müesseselerinin sosyo-ekonomik yapıyı olumsuz şekillendirmesine dur demek, devletin en önemli görevlerinden birisidir. Bu amaca yönelik olarak, kurumlar arası eğitim süreçlerini doğru yönetebilmesi önemlidir. İlköğretimden üniversiteye, hatta iş hayatına varıncaya kadar bütün kurumlar arasındaki geçiş dengelerini sağlaması ve gerekli koordinasyonu oluşturması sosyal devletin bir misyonudur. Bu koordinasyon sağlıklı oluşmadığında gençler kariyer kaygısı içine sürüklenmektedir.

Bu kaygılar hayatın sürprizleri ile birleştiğinde, amaç sapması yaşayan gençlerin, topluma kendini kabul ettirmek için değerlerinden ödün vermek mecburiyetinde kalması ise asıl sorundur. Çünkü kendini ifade edebilme ve özgüven oluşumu bu süreçte şekillenmektedir. Özellikle üniversite hayatında gencin hayal ettiği hayat ile mezuniyet sonrası karşılaştığı hayat arasında ciddi farkların olması, hayal kırıklığı yaşanmasına sebep olmaktadır.

Gelecekte kendilerini nasıl bir sürprizin beklediğini tahmin edemeyen gençler, hayal kırıklığının verdiği telaşla ülkesinin gündeminden ve dünya sorunlarından hızla uzaklaşıyor ve yaşanan sorunlara duyarsızlaşıyor. Bu açmazda sanal bağımlılığın esiri oluyor ve “teknoloji nesli” olarak bu çıkmazda tüketici pozisyonundan kurtulamıyor. Sadece kazandıran bir kariyer noktasında düğümlemekte olan gençlerin mezun olduktan sonra yaşadığı problemlerin, (artan işsizlik ya da iş bulsa da kendi mesleğini icra edememesi) kördüğüme dönüşmemesi için adımlar atılmalıdır. Aile kurmasına ve sosyal hayata adapte olmasına destek olunmalı, mutluluğuna bariyer olacak bir kariyer seçmek zorunda bırakılması engellenmelidir.

İddiaları, hayalleri ve idealleri ile geleceğimizin teminatı olacak gençleri bugüne uyandırmak için; onları “kafalamak” yerine, onlarla “kafa kafaya” vermek zorundayız. Çünkü gençlerin sadece geleceğine değil, bugününe de dokunmanın ve onları bugüne uyandırmanın sorumluluğu bizimdir. Bu açıdan AGD Üniversite Komisyonu tarafından her yıl gerçekleştirilen “ilk adım kampları”, varlık amacı toplumsal fayda olan üniversiteleri, bu amaca göre şekillendiriyor. Üniversite gençliğine yön vermek için kuşandığı sorumluluğa ilk adımını atan bu gençler; elbette sevilmiş ve seçilmiş gençlerdir! Çünkü hem kolaylaştırıyor, hem müjdeliyorlar!