Bir yerde gevşeme varsa mutlaka onun öznesinde ve yükleminde sorun vardır. Öznedeki gevşeme, “evet” denilen konulardan, yüklemdeki gevşeme ise, “hayır” denilemeyen konulardan kaynaklanır. Hayır diyemeyen insan, fikrine sahip çıkmak varken şartlara teslim olur ve sonunda fikrini savunmak zorunda kalır. Ancak fikre sahip çıkmakla, fikri savunmak aynı sonuçları vermez. Mevcut düzendeki ağacın yap¬rağının tozunun temizlenmesi çözüm olmadığına göre; küllere tapmayı bırakıp ateşi harlamalı, köklere sahip çıkmalıyız.

Alet Olma(ma)k!

Kökü çürük bir düzende küllere tapmak, sorunların üstüne macun sürmek yarayı kangrene çevirir. İnsanlar işsizlikten kıvranırken, milyonlar geçim sıkıntısı çekerken, “aferin” demenin yollarını aramak, toprağı altımızdan kaydırır. “Demokratur yoluyla ülkelerin gazetelerini, yazarlarını, iş adamlarını ve politikacılarını elin¬de tutan; propagandalar vası¬tasıyla istediğini seçtiren “kayıkçı kavgası” modeli millete kaybettirir. O halde; bu düzeni düzel¬tmek için çalışanla, çalışmayanın bir olmayacağı bilinmelidir.

Bu bilgi ve bilinç, güncel yanılgıyı durdurarak neye “hayır” diyeceğimizi göstermek için gereklidir. “Demokrasinin, insanların kendi kendilerini idare etmesi, “demokratur”un ise milletin idareye alet edilmesi” olduğunu anlamak için gereklidir. Bizi anlatan, bizi kucaklayan yeni ifadeler kurmak için, öznesiyle sorunların üstesinden gelerek, yüklemiyle hedef ve stratejilere yön vererek istifadeler sunmak için yeterlidir.

“Alışkanlıktan Analize”

Bütün araştırmalarda siyaset, “toplumları yönetme ve sorun çözme sanatı, huzurlu bir yaşamın alt yapısı” olarak nitelendirilir. Bilgisel temellere oturtulan yönetim anlayışıyla birey ve toplum hayatının bütün alanlarında temel ilkeler ortaya konmuştur. Bu ilkelerin başında “din ve vicdan özgürlüğü, adalet, eşitlik, seçim, ehliyet, emanet, şura” gelmektedir. Aileden şirketlere, sivil toplumdan devletlerin yönetimlerine kadar her alanda geçerliliğini koruyan bu evrensel ilkelerin takipçileri ancak başarıyı yakalamaktadır.

İnsanların takip etmek istediği vizyon, bu başarıya odaklanan çalışmalar bütünüdür. Bütün sorunların “kök neden” araştırmaları ve çözümleri de bu vizyonla yapılır. Bu coğrafyada bu vizyonu besleyen her çalışma, taşıdığı bilgi, birikim, tecrübe, hidayet, feraset, dirayet ve şuur sayesinde nice kurtuluş hikayeleri yazmıştır. Bugün yeni hikayeler için yeni alışkanlıklara, yeni alışkanlıklar için de yeni analizlere ihtiyacımız var!