“Annem çocuğu terbiye etmenin en kestirme yolunun dayak olduğuna inanırdı. Çünkü kendisi annesinden öyle işitmiş ve öyle görmüştü. Biz iki kardeştik ve ikimiz de neredeyse her gün dayak yerdik. Bazen komşular annemi uyarır yapma etme, psikologlar bangır bangır bağırıyor dayak zararlı diyorlar, bu doğru değil” diyorlardı ama annemin bu kimselere vereceği tek cevabı vardı: “ Kızını dövmeyen dizini döver” Bunu annesinden işitmişti ve eğer bizi dövmezse hata yapabileceğimizi, sonrada dizini döverek pişmanlık duyacağını düşünüyordu. Sürekli dayak yiyen bir insanın ruh hali nasıl olur, tabi kardeşimin de benim de ruh sağlığımız pekiyi değildi. Apartmandaki arkadaşlarıma çok imrenirdim çünkü onların anneleri, dayak atmaz, çocukları ile sohbet eder ve onları memnun edebilmek için her şeyi yaparlardı. Ama biz sadece dayak yiyorduk. Babam daha sakindi, anneme kızar “bu çocuklara zarar veriyorsun” derdi ama annem inanmıştı bir kere” kızını dövmesem yarın öbür gün bir hata yaparlar ve dizimi dövmek zorunda kalırım” diyordu.

O zamanlar on sekiz yaşında bir genç kızdım. Aklımı yeterince kullandığım söylenemez. Zaten yol gösterecek kimse de yoktu. Bir gün okuldan çıktım ve eve gitmedim. Çok zor günler geçirdim, o günlerde yaşadıklarımı anlatsam vakit yetmez. Annemden kaçayım derken istemediğim bir evlilik yaptım ve büyük sıkıntıların içine düştüm. Ama eve gidemiyordum. Eşimden ayrıldığımda yirmi beş yaşındaydım bütün cesaretimi topladım ve aileme geri döndüm. Ama inanın annem sanki o eski kadın değildi. İlk karşılaşmamızda, yeniden dayak yiyeceğimi düşünürken boynuma sarıldı ve düşüp bayıldı. Kızını döven dizini de dövermiş, artık bir fiske vurursam elim kırılsın diyordu. Hatalarımın tek sebebi annem değildi, aklımı kullanıp sabredebilirdim ama onun da az çok payı vardı. O yüzden yazının çocuklarını hâlâ dayakla terbiye edebileceklerini düşünen anneler için yayınlanmasını istiyorum…( Nilüfer Y)

Atasözleri deyimler ve vecizeler, hayatın içinden süzülüp gelen birer organizma gibidir. Canlıdır ve yaşanmış olaylardan beslenir. Bir söz en karmaşık ve en müşkül meseleleri dahi tesirli bir şekilde anlatma ve tasvir etme gücüne sahiptir. Fakat mimarı insandır ve insan hataya meyyaldir. O yüzden bu söylemler doğru kanaldan beslenmeyip hatalarımızın esiri haline geldiğinde düşmanın dahi vermeyeceği zararı verebilmektedir. Nitekim yukarıdaki örnekte gördüğümüz gibi, büyükler ne söylerse doğru söyler şiarıyla hareket eden bir anne, kızını döverek terbiye etmeye kalkıyor fakat sonunda dövdüğü yine kendi dizi oluyor. Çünkü beslendiği kaynak doğru değil.