Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, iki cihan saadetimiz için bizlere İslam’ı
ihsan eden, Allah(c.c)’a hamd, muallimimiz, liderimiz, Peygamberimiz Hz.
Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya salât ve selam olsun.
Kıyâmet; dikilmek, ayağa kalkmak, doğrulmak ve dirilmektir.
İslami bir kavram olarak kıyamet; Allah(c.c)’ın takdiri gereği, kâinatın
düzeninin bozulması, bütün varlıkların yok olması, sonra tekrar diriltilmesi,
mahşer yerinde toplanması, hesaba çekilmesi ve dünyada yaptığı işlerin
karşılıklarının verilmesidir. Bu mefhum, canlı ve cansız bütün varlıkların
tamamının imhası anlamında kullanıldığı gibi yeniden diriltilmesi anlamında da
kullanılmaktadır. Yani bütün canlıların yok oldukları güne kıyamet dendiği
gibi, bütün varlıkların tekrar diriltileceği güne de kıyamet denir. Kıyamet,
Allah’a imandan sonra İslâm’ın önemli inanç esası olarak ahiret hayatının ilk
aşamasını oluşturur. Genel bir yok oluş ve yeniden var olmadan sonra yaşanacak
olan Haşr, Sırat, Hesap, Mizan, Cennet ve Cehennem gibi olaylar kıyamet gününün
gündemidir. Kıyamet, müthiş bir şeydir. Rabbimiz buyuruyor: “Ey insanlar!
Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! Onu
gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın
çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş
değillerdir, fakat Allah’ın azabı çok dehşetlidir!” (Hac: 1-2)
Allah, kıyametin ne zaman kopacağını insanlardan
gizlemiştir. Bu gizlilik, Allah’ın kuvvet ve kudretinin, insanın da acziyetinin
en açık delillerindendir. Rabbimiz buyuruyor: “Sana kıyameti, ne zaman gelip
çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini
O’ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın
gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun
bilgisi ancak Allah’ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.” (Araf: 187)
KIYÂMET ALAMETLERİ
Bunlar, kıyametin yaklaştığını, kopmak üzere olduğunu gösteren
işaretler ve olaylardır. Bu olaylar ve işaretler küçük alametler ve büyük
alametler olmak üzere iki başlık halinde incelenir. Kur’an’da bu alametlerin
belirdiği ifade edilmekle birlikte bunlar hakkında bilgi verilmez. Rabbimiz
buyuruyor: “Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar
Şüphesiz onun alametleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları
neye yarar! (Muhammed: 18) Hadis kitaplarında, kıyametten önce ortaya çıkacak
alametlerden söz eden çok sayıda hadis mevcuttur. Kıyamet öncesi dönemde,
İslam’ın temel esaslarından uzaklaşma, Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına
uymaya gereken önemin verilmemesi, ibadetlerin terk edilmesi, ahlaksızlığın
çoğalması şeklinde kendini gösteren küçük alametlerin başlıcalar şu şekilde sıralanabilir:
1- İnsanların yüksek binalar yapmakta birbiriyle yarışmaları, 2- İnsanların
ölümü temenni etmeleri, 3- Cariyenin efendisini doğurması, 4- Hicaz’da bir
ateşin çıkarak Busra’da-Şam yakınlarında bir yer- develerin ayaklarını
aydınlatması, 5- Fırat nehrinin sularının çekilerek, nehir yatağından altın
çıkması ve insanların bunun için savaşmaları, 6- İkisi de hak iddiasında
bulunan iki büyük İslâm ordusunun birbiriyle savaşması, 7- İslâmi ilimlerin
ortadan kalkması, cehaletin artması, 8- Depremlerin çoğalması, 9- Zamanın
yaklaşması, gece ile gündüzün eşit olması, 10- Cinayetlerin çoğalması,
fitnelerin zuhur etmesi, 11- Yahudilerle Müslümanların savaşmaları,
Müslümanların Yahudileri etkisiz hale getirmesi, 12- Zinanın açıkça işlenmesi,
kadının erkeğe erkeğin kadına benzemesi, içki tüketiminin artması, kadınların
çoğalıp erkeklerin azalması, 13- Kahtan’lı bir adam çıkarak, insanları asası
ile idare etmesi, 14- Faiz ve benzeri yollarla insanların mallarının batıl
yollardan yenmesi, 15- Livata: Eşcinsellik; erkekle erkeğin yetinmesi ve
benzeri alametlerdir.
Kıyametin büyük alametleri ise şunlardır: 1- Deccal’ın
çıkması, 2- Duhanın yani dumanın çıkması, 3- Dabbetül-arzın çıkması, 4- Güneşin
batıdan doğması, 5- Hz. İsa’nın inmesi, 6- Yecüc ve Mecüc’ün çıkması, 7- Doğuda
bir yerin batması, 8- Batıda bir yerin batması, 9- Arap Yarımadasında bir yerin
batması, 10- Yemen’den çıkacak olan büyük bir ateşin, insanları önüne katarak
bir yere doğru sürmesi alametleridir.
Peygamberimiz, zamanın sonunda olacak olaylarla ilgili
olarak bizlere detaylı beyanlarda bulunmuştur. O şöyle buyuruyor: “Altı şey
kıyamet alametlerindendir: Ölümüm, Kudüs’ün fethi, insanları koyunun yün
kırpıntısı gibi yakalayıp yere düşüren ölüm salgını, her Müslüman’ın evinin
içine girecek olan bir fitne, kişiye bin dinar verildiği halde bunu azımsayıp
kızması, Rumların (Batılıları) anlaşmaya uymayıp ihanet ederek her birinin
altında on iki bin askerin bulunduğu seksen bayrak¬la üzerinize
yürümeleridir.”(Ahmed b. Hanbel)
ABD, AB VE SİYONİZM
Batılılara göre Armageddon, “Büyük Savaş” Büyük Ortadoğu
Projesinin gerçekleşmesi için yapılması zorunlu bir savaştır. Armagedon:
Yahudilerin dünya hâkimiyetine ulaşmak için yapacaklarını düşündükleri son
kutsal savaşın adıdır. Bu savaş, Yahudilere göre kendi galibiyetleriyle
sonuçlanacak ve Yahudiler Tevrat’ta yazılı olan Nil’den Fırat’a kadar topraklar
üzerinde Büyük İsrail’i kurma amaçlarına ulaşacaklardır.
Mesih inanışı, hem Yahudilerde hem de Hıristiyanlarda bir
inanç esasıdır. Bu inanç, bugünkü batıyı ayakta tutan ve geleceğe bağlayan en
önemli bir konudur. Batı, bütün keşiflerini, savaşlarını, sözde ilerlemesini,
kurdukları düzenleri bu inanış için inşa etmişlerdir. Bugünkü dünya düzeni de
bu inanış için kurulmuş bir düzendir. Batının Mesih’in gelmesi için önüne
koyduğu esaslar vardır. Bunlar şunlardır: 1- İnsanlar içinde Beni İsrail ırkına
mensup olanlar üstün varlıklardır ve diğer ırkların hepsi Beni İsrail’in
köleleri olarak yaratılmıştır. Onlar önce maymun olarak yaratılmışlar ve sonra
da insana dönüşmüşlerdir. 2- Bu gerçek nazariyatta kalmayacak, yaşama da
yansıyacaktır. 3- Bu yansımanın gerçekleşmesi için, Beni İsrail’in 3 görevi
yerine getirmesi gerekmektedir; a- Tarih boyunca bulundukları ülkelerde
bozgunculuk yaptıkları için hep sürgüne gönderilmiş olan Beni İsrail’in
Kudüs’te toplanması, b- Beni İsrail’in, Fırat’tan Nil’e kadar bütün Ortadoğu’yu
kapsayan (Kıbrıs ve Kuzey Doğu Anadolu’muz da dâhil olmak üzere) Vaat Edilmiş
Toprakların tamamını içine alan “Büyük İsrail”i kurması. Bunun emniyeti için de
Fas’tan Endonezya’ya kadar 28 ülke yönetiminin kontrol altında bulundurulması
ve Anadolu’da Selçuklunun ve Osmanlı’nın mirasçısı bağımsız bir devletin
bulunmaması, c- Süleyman Mabedi’nin yeniden inşa edilmesi, 4- Bu görevler
yerine getirildiği zaman, Beni İsrail’in kurtarıcı olarak gördüğü Mesih Deccal
gelecek, (İsa (a.s) değil !) Davut (a.s)’ın tahtına kral olarak oturacak ve
Beni İsrail’in dünya hâkimiyetini ebediyen sağlamış olacaktır.
Bu inanç doğrultusunda, ABD ve AB ülkeleri ile bunların
işbirlikçileri Siyonizm’in dünya hâkimiyeti için yoğun bir çaba sarf
etmektedirler. Önlerindeki tek engel, İslam ve Müslümanlardır. Bilelim ki
batılılar İslami kaynakları ciddi bir şekilde taramışlar ve bu kaynaklarda
zikredilen olaylar hakkında derin analizler yapmışlar ve ciddi eylem planları
hazırlamışlardır. Bugün, dünyanın nesrinde olursa olsun İslam coğrafyasının kan
gölüne çevrilmesi bu çalışmaların bir sonucudur. Bu Peygamberimizin bize
olacağını haber verdiği olaylardandır ve kıyamet alametlerindendir.
Günümüzün Müslüman yöneticileri, batılılarla tam bir ittifak
ve anlaşma halindedirler. Bu duruma işaret eden şu hadisi birlikte okuyalım.
Peygamberimiz buyuruyor: “Siz Rumlarla güven içinde güzel bir ba¬rış
yapacaksınız, ardınızdaki düşmana karşı beraber savaşacaksınız. Zafer elde
edilip birçok ganimetlere kavuşup, korktuğunuzdan emin olacaksınız. Sonra
tepeleri olan bir yere geleceksiniz. Hıristiyanlardan bir adam haçı havaya
kaldırıp, işte “Rumlar (Batılılar) bu haç sayesinde galip gelmiştir” diyecek.
Buna öfkelenen bir Müslüman, kalkıp onu kıracak, işte o zaman Rumlar anlaşmayı
bozup silaha sarıla¬caklardır. “Müslümanlar da silaha sarıla¬caklar. Rumlarla
savaşmaya mecbur kalacak¬lar, işte o topluluğa Allah şehitliği ikram
edecektir.” (Ebu Davud)
ABD öncülüğündeki batılı güçler, Afganistan’ı, Irak’ı, işkâl
etmişlerdir. İslam coğrafyasının her bölgesinde üsleri vardır. Bütün coğrafyayı
kontrol etmektedirler. Türkiye ABD ve AB ile birlikte hareket ettiği için
NATO’nun önemli üslerinin bulunduğu ülkelerden birisidir. Suriye meselesi,
batılılar açısından telafisi olmayacak bir meseledir. Onun için çok hassas
davranmaktadırlar.
KORKUNUN ECELE FAYDASI YOKTUR
Bu bölgede, batılılarla Müslümanların savaşmaları
kaçınılmazdır. Bu savaşı batılılar değil; Müslümanlar kazanacaktır.
Müslümanlar, bu savaşı Milli Görüşle kazanacaklardır. Peygamberimiz buyuruyor:
“Rumlar (Batılılar) Amakya’da Dâbik’a inmedik¬çe Kıyamet kopmaz. O zaman
yeryüzünün en seçkinlerinden olan Medine’den bir ordu çı¬kacak. Karşılıklı saf
haline gelip savaş vazi¬yeti aldıklarında Rumlar (Baatılılar) şöyle diyecek:
“Bırakın bizi de bizden esir alanlarla savaşalım.” Müslümanlar şöyle cevap
verecek¬ler: “Hayır, biz kardeşlerimizle savaşmanıza izin vermeyiz.” Bunun
üzerine Rumların üç¬te biri yenilgiye uğrayacak ve Allah asla on¬ların
tövbelerini kabul etmeyecek. Müslü¬manların üçte biri de öldürülecek ki, Allah
katında onlar şehitlerin en üstünüdürler. Üçte biri de feth edecek. Asla
fitneye düşmeyecek¬ler. Onlar Kostantiniyye’yi feth edecekler…” (Müslim)
İslam düşmanı batılılar, ırkçı emperyalizm ve işbirlikçileri
istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır vesselam.