Bismillahirrahmanirrahim

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenabı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Kitap; Kur’an’dır. Kur’an insanlara bir açıklama, inanmış takva sahipleri için de, yol gösteren bir hidayet ve kılavuzdur. Okumamız gereken üç şey vardır. Bunlar; 1. Kâinat, 2. Kur’an-ı Kerim, 3. İnsandır. Kâinat ile insanı isabetli bir şekilde okumak, Kur’an-ı Kerim’i doğru ve isabetli bir fıkıhla okumakla mümkündür. Kitabımız Kur’an, şüphesiz bir şekilde Allah Teala’nın kelamıdır. Bu kitabı insanlara indiren Allah’tır. Ve bu kitap, bütün insanlığa seslenen tek kitaptır. Bu kitap okunan ve yaşanan bir kitaptır. Kur’an-ı Kerim’i kim ne maksatla okuyorsa, bu kitap onu o maksadına ulaştırır. Kimi okuyanlar, bu kitapla yolunu bulur, kimi okuyanlar ise sapıtır ve saptırır. ZÜMER 23: “Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Kimi de Allah saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.” Gönlü Allah tarafından imana açılanla, kalbi İslam’a kapalı kişiler bir olmaz. Müminler, Kur’an ile yaşarlar. Kâfirler ve münafıklar ise onu okurlar ama inkâr ve nifaklarını artırırlar.

KUR’AN’DA

Kur’an’da insanı ilgilendiren ne varsa vardır. Kur’an’da kâinatın yaratılış sırları vardır. Kur’an’da bütün ilimlerin temel kuralları, insanın dünya ve ahiret saadetinin temel esasları vardır. Kur’an’da insana, imanın ve cihadın esasları anlatılır. Kur’an’da hayat vardır, nizam vardır. Kur’an, âlemler için bir öğüt ve hatırlatmadır. Kur’an bir hüküm kitabıdır. O’nunla hükmedenler, saadet bulur. O’nunla hükmetmeyenler, rezil ve zelil olur. Bu kitap, hak ile batılı birbirinden ayıran Furkan’dır. Allah, yeryüzünü güneş ışığından mahrum bırakmadığı gibi yolumuzu aydınlatan nurdan da bizi mahrum bırakmamış ve bize Peygamberimizi elçi ve Kur’an’ı da kitap olarak göndermiştir. BAKARA 257: “Allah, inananların velisidir ve onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların velisi de tâğuttur. Onları aydınlıktan alıp karanlığa götürür. İşte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devamlı kalırlar.” Zalim insan, Kur’an’a karşı gözlerini kapatmış, karanlıklar içinde yaşamayı tercih etmiş kimsedir. Karanlıklar, korkuyu meydana çıkarır. Bu korku, batıl bir korkudur, vehimlerden oluşur. Aç kalmaktan, insanlardan korkmak hak bir korku değildir. Materyalizm, Siyonizm, Kapitalizm karanlığı, şeytanların faaliyetleri için uygun bir ortam oluşturur. Bunlar, insanın istikbalini görmesine engeldir. Kur’an’ın hidayetini reddedenler, karanlığın bataklığında yok olup giderler. Kur’an’la bağını koparmış insan, âlim değil, kara karanlıkların kapkara “kitap yüklü eşeği” olur. Kur’an’da “tevhit” vardır. Kur’an’da “adil din ve ahlak düzeni” vardır. Kur’an’da “adil ilim düzeni” vardır. Kur’an’da “adil iktisat ve ekonomi düzeni” vardır. Kur’an’da “adil hukuk düzeni” vardır. Kur’an’da “adil siyaset ve yönetim düzeni” vardır. Kur’an’da “adil uluslararası ilişkiler ve dış politika düzeni” vardır. Kur’an’sız hayat, Materyalizm, Siyonizm, Kapitalizm karanlığının kuşattığı vahşi ve rezil bir hayattır. Fert ve toplum olarak “Kur’an nizamına” yönelmek o kadar zor olmasa gerekir.

KUR’AN’LA

Kur’an ile yaşamak sıradan bir iş değildir. Çok güzel “Kur’an” okuyan bir adam, kitabın emir ve yasaklarına tabi olmuyorsa bu adamın arkasından gidilmez. “Kitabım Kur’an” sözü bir kuru iddiadan ibaret mi kalacak veya tümüyle hayat düzenimize yön veren gerçeğe mi dönüşecektir? İnanmak, yaşamaktır. Siz rahatlıkla kumar oynuyorsanız, faiz alıp veriyorsanız, Batı ahlakını Kur’an ahlakı yerine ikame ediyorsanız, materyalist eğitime ses çıkarmıyorsanız, faizci kapitalizme rıza gösteriyorsanız, ırkçı emperyalizmi, AB, ABD ve İsrail’i veli ediniyorsanız “Kitabım Kur’an” demenizin size hiçbir faydası olmaz. Çeşme, bin dört yüz yıldır akmaya devam ediyor. Günümüz Müslüman’ı kabını “Kur’an” çeşmesinin altına koymuyor. Bilerek veya bilmeyerek kabını “Siyonizm” çeşmesinin altına koyuyor, onların zehirli ve mikroplu suyundan içiyor. Kabı “Kur’an” çeşmesinden doldurma şuuruna “Milli Görüş” deniliyor. Kabı “Siyonizm” çeşmesinden doldurma şuursuzluğuna da “işbirlikçilik” deniliyor.  İşbirlikçilik hastalığından kurtulmanın tek ilacı Milli Görüştür. Bu ilaç sadece “Saadet” eczanesinde bulunur. Bir ilacın şifaya vesile olması için, o ilacın kullanılması gerekir. Bu ise “faizci kapitalist düzen” yerine “adil ekonomik düzeni” ikame etmek anlamına gelir. Sadece reçetenin okunmasıyla şifa bulunmaz.  Adil Ekonomik Düzen’e geçmek demek, ilacı kullanmak demektir.

SAADET PARTİSİ VE AK PARTİ

Saadet, Adil Ekonomiyi esas alırken, AK Parti Faiz Ekonomisinde ısrar ediyor. Saadet, Türkiye’nin Bütünüyle Kalkınmasını” esas alırken, AK Parti, küçük bir azınlık olan, Rantiye Gurubu’nun kalkınmasını destekliyor. Saadet, Adil Bölüşüm ve “Herkese Refahı esas alırken,  AK Parti, çoğunlukla Rantiyenin Refahını esas alıyorlar. Saadet Partisi iktidar olmadan, Adil Düzen kurulmadan ülke sağlığına kavuşup “Yeniden Büyük Türkiye” olamaz. Önce Ahlâk ve Maneviyat olmadan olmaz. Ekonomik faaliyetler fayda zarar kurallarına göre yürütülmelidir. Vergi sistemi bütünüyle elden geçirilmeli ve verginin âdil ve haklı olması sağlanmalıdır. Doğal kaynaklar harekete geçirilmelidir. Ekonomiye dış müdahaleler önlenmelidir. 54. Erbakan Hükümeti zamanında kurulan ‘Havuz sistemi’ tekrar tesis edilmeli kamunun gereksiz borçlanmasının önüne geçilmelidir. Denk bütçe yapılarak kamunun borçlanma ihtiyacı kaldırılmalıdır. Halkın alım gücü artırılmalı, iç tüketim canlandırılmalı, bu sayede ekonominin büyümesi temin edilmelidir. Özelleştirme adı altında yapılan yabancı ve yerli tekellere peşkeş çekme derhal durdurulmalı, oluşmuş tekelleşme rekabete açılmalıdır. Ülkemiz bütün bu güzelliklere, Saadet Partisi iktidarı kadar yakındır. Selam hidayete tabi olanlara…