Son günlerde Kıbrıs ta neler olup bittiğine dair

kamuoyunun bilgilendirilmemesi ve zecri tedbirlerle ve adeta sedative etkisiyle

birçok gerçeğin örtbas edilmeye çalışılması anlaşılır gibi değil doğrusu.

Kıbrıs, Venedik hâkimiyeti sırasında, Osmanlı Devleti ne

karşı daha iyi korunabilmesi için dönemin en büyük istihkâmcısı Sforza

Pallavicini nin tüm çabalarına rağmen daha fazla direnemeyerek Osmanlı

hâkimiyetine geçmiş ve 21 Eylül 1571 de Kıbrıs ı terk eden Venedikliler yerine

Anadolu dan iki bine yakın aile adaya yerleştirilmiştir.

Aslında Kıbrıs ın, II. Selim dönemindeki fethi de,

Şeyhülislam Mehmet Ebussuud Efendi nin Kıbrıs eski İslam toprağıdır

fetvasına dayanılarak yeniden fetih olunmuştur. `Hala Sultan olarak maruf

Hz.Ümm-i Hiram ın mezarının da Larnaka da yer alması Kıbrıs ı Müslümanlar

açısından daha da önemli kılmaktadır.

Kıbrıs eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ın 2005 te yaptığı

bir açıklamada; Şimdi zaman değişti, Kıbrıs ın Türkiye için stratejik önemi

yoktur diyenler türedi. İngiliz, üslerini koruyor; ABD, bu üsleri kullanıyor.

AB; Kıbrıs stratejik açıdan bize lâzımdır diyerek hak ve hukuka bakmaksızın

Rumları Kıbrıs adı altında üye yapıyor. Onlar için Kıbrıs önemli, Türkiye

için değil. Böyle bir şey hiç olur mu

Keza, Mehmet Ali Birand ın hazırladığı sekiz dizilik

Kıbrıs Belgeseli 1990 da televizyonlarda gösterilmiş ve bu münasebetle Mehmet

Ali Birand ın Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile yaptığı röportajda; Son sorum

efendim. Kıbrıs meselesi sizce bitti mi şeklindeki sorusu üzerine, Erbakan:

Kıbrıs meselesi bizce bitmiştir. Bizim Kıbrıs meselesi diye bir meselemiz

yoktur. Adada iki tane ayrı bölge var. İnsanlar huzur içerisinde yıllardan beri

yaşıyorlar. Kıbrıs meselesi diye bir meselemiz yoktur cevabıyla Kıbrıs

konusuna son noktayı koymuştur.

Şimdi ise, Avrupa Birliği nin dayatması ve Ankara nın

baskısıyla KKTC, Rumlarla tek devlet olarak anlaşma yapmaya zorlanmaktadır.

Uygulamaya çalışılan plan ise, geçmişteki Annan Planının çok ötesinde ve

tuzaklarla doludur. Örneğin, tapusu Kıbrıs Türklerinin üzerinde olan beş ayrı

yerde Rum Kanton bölgesi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Başka bir ifadeyle,

tarihte Sforza Pallavicini nin tüm istihkâm tekniklerine rağmen Osmanlı ya daha

fazla direnemeyen Kıbrıs, Anavatan ın direnme ve yönlendirmesiyle tüm

kazanımlarını bir kenara bırakarak teslimiyetçi bir anlayışla Rumlara peşkeş

çekilmeye çalışılmaktadır. Yıllarca kumarhane ve kara para aklama merkezi

haline getirilen Kıbrıs, şu anda da Avrupa Birliği ve İsrail in çıkarları

doğrultusunda tek yanlı bir çözüme zorlanmaktadır. Jeostratejik konumuyla

Akdeniz in doğal  uçak gemisi (aircraft

carrier) olarak nitelendirilen Kıbrıs, 1925 te İngiltere tarafından Kıbrıs

Kraliyet Sömürgesi (Cyprus Crown Colony) olarak tanınırken ve hala Ada da mevcut

İngiliz üssü meşru görülürken, asıl Kıbrıs ın gerçek sahibi olan Türkiye nin,

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi tarafından işgalci güç olarak

tanımlanması bir paradoks oluşturmaktadır.

İngiliz ve Amerikalılar için Akdeniz deki can damarı

sayılan Kıbrıs Üssü, bu sömürgeci ülkeler için hayati önem taşırken,

Türkiye nin Kıbrıs ta işgalci güç olarak nitelendirilmesi ve Türkiye nin Avrupa

Birliğine girişi önündeki en büyük koz ve engel olarak ortaya konmaya

çalışılması, Türkiye yi iyice köşeye sıkıştırma ve tavize zorlama planına

dayanmaktadır.

Şu anda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, KKTC Hükümeti

üzerinde siyasi baskı oluşturarak, Avrupa Birliği nin çok karmaşık bir

denklemle Kıbrıs üzerinde yapmaya çalıştığı ince hesabın zihin sağlaması

görevini üstlenmeye çalışmaktadır.

Madalyonun asıl öteki yüzüne baktığımızda, AB yolunda

Türkiye, göz göre göre Kıbrıs ı feda ederek 1974 ruh ve misyonuyla ters düşen

hatalı ve çok vahim sonuçlar doğurabilecek yanlış ve geri dönülmesi çok zor

olan bir uygulamanın içerisine girmeye çalışmaktadır.