Kerbela’da Hz.Hüseyin (R.A.)yu ilk karşılayıp susuz bir yere yerleşmeye zorlayan Hür b. Yezid, valinin göndereceği katiller ordusu gelinceye kadar Hz.Hüseyin (R.A.)yu orada tutan, geri gitmesine izin vermeyen, katiller ordusu gelince Hz.Hüseyin (R.A.)yu onlara teslim eden Hur ibn-i Yezid, Hz.Hüseyin (R.A.)nun öldürüleceğini anlayınca katiller ordusunun başı Ömer ibn-i Sa’d’a gider ve öldürmemesini ister, Ömer, göz yaşları arasında öldürme emrini verir. Bunun üzerine Hür b. Yezid, yer değiştirir ve Hz.Hüseyin (R.A.)nun yanına geçer ama biraz sonra katiller ordusu tarafından öldürülür.Vaktinde gelmeyen yardım, yardım değildir. Açlıktan öldürdüğünüz adamın kabrini altından yapsanız ve üzerine yağ ile bal dökseniz faydası yoktur. Muharrem’in onuncu günü o gözyaşları içinde Hz.Hüseyin (R.A.)yu öldürmeye gelen komutan zulmünden önce, öğle namazını da ihmal etmez.Hz.Ali (R.A.)yu hançerleyerek şehit eden Abdürrahman ibni Mülcem, çok fazla namaz kıldığından alnında namaz izi varmış.  Hz.Hasan (R.A)den rivayete gore Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bizi şöyle uyarır: “Sakın kişinin namazı ve orucu sizi aldatmasın. Dileyen namaz kılsın, dileyen oruç tutsun. Emaneti olmayanın dini olmaz”  Gönülleri Müslümanlarla  olan, kılıçları kafirlerle olan insanlarımız, makamların, mevkilerin, ünvanların tadına varmak için kâfire göz yaşları arasında hizmet ederken döktükleri gözyaşı cehennemdeki ateşine benzin görevi yapar. Bu dünyada Müslüman’ı  biraz daha fazla öldürsün diye kâfire petrol taşımasına katkıda bulunanlar kendi ateşlerinin yakıtını taşırlar.Ömer b. Sa’d’ın sancağıyla gelip ilk oku atması üzerine başlayan savaş birbirine denk olmayan bu kuvvetler arasında tam bir dram şeklinde devam etti ve Hz.Hüseyin (R.A.)nun savaşa başlarken yirmi üç süvariyle kırk piyadeden oluşan askerleri kısa sürede azaldı. Savaşın sonlarında artık sıcak ve susuzluktan bitkin hale düşen bu az sayıdaki insanın başında piyade olarak cesaretle dövüşen Hz.Hüseyin (R.A.)ya Şemir b. Zülcevşen’in emriyle her taraftan hücum edildi. Sinan b. Enes en-Nehaî önce bir harbe saplayıp O’nu yere düşürdü, sonra da atından inerek saçlarını ve daha sonra başını kesti; oradakiler de cesedini soyup her şeyini, ardından da çadırları yağmaladılar. Bir avuç insan, yine kendileri gibi Müslüman  olduğunu söyleyen bir ordu karşısında kahramanca Hakk’ı müdafaa etti; ama âlemdeki “hikmet” kanunu gereği, ekseriyet zulmünde galib oldu. Resûlullah (S.A.V.) efendimizin gözbebeği torunu ve yakınları hunharca şehid edildi. Ter temiz kanları Kerbelâ toprağına döküldü. Asırlardır şenlik sembolü olarak kutlanan Aşure günü de hüzne bulandı. Şehidlerin cesetleri ertesi gün Beni Esed mensuplarının ikamet ettiği Gadiriye köylülerince toprağa verildi. Hz.Hüseyin (R.A.), şehid düştüğünde elliyedi yaşında idi. Artık Kerbelâ, İslâm değil, cahilî-arap asabiyyeti kokuyordu, artık. Resûlullah (S.A.V.) efendimizin torununu öldürmeye koşarken âyet-i kerîme, Kur’an-ı Kerîm duymak istemiyor, tanrılaştırdıkları kimselere kulluklarını ifa ediyorlardı, Yezid’in askerleri.Yahudiden, hıristiyandan, mecusiden, aç domuzlardan esirgemedikleri Fırat sularını, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin torununa yasaklıyorlardı Yezid’in askerleri, saltanat uşakları, ulul-emr cahilleri.Hz.Hüseyin (R.A.)yu ve yanındaki yetmişiki insanı çocuk, kadın ayırımı yapmadan susuz bırakan, Fırat nehri ile onların arasına giren ve su içmelerine izin vermeyen Abdullah ibn-i Hasın, Hz.Hüseyin (R.A.) nun bedduası ile bu dünyada da susuz ölmüştür. ALLAH Teâlâ O’na öyle bir hastalık vermiş ki, içtiği suyu hemen kusarmış ve suyun başında susuzluktan ölmüş.Yürekleri yandığı halde Müslümanların  öldürülmesi için kâfirlere yardım edenler aleme ibret olsun için bu dünyada da cezalarını çekebilirler.İnsanlık namına her şeylerini yitirmiş olan bu vahşiler, dini kenara bırakıp nefislerinin emrine girdiklerinden, Kur’an-ı Kerîm’in tabiriyle “bel hum edall = Bilakis onlar daha sapıktırlar” olmuşlar, yani hayvandan da aşağılık hale gelmişlerdi.. Küçücük çocukları kesiyor, adeta “kelle kapmaca” oynuyorlardı tağutların keyfi için. Bu kellelere karşılık, her biri bir makam, bir hediye umuyordu ulul-emirlerinden. Fakat tarih göstermiştir ki, her birisi bir belaya duçar oldu bu paralı askerlerin.