Din, sırf bir inanç veya inanç sisteminden ibaret değildir. Dinin inanca ait esasları yanında; ibadet, amel ve ahlâkî davranışlarla ilgili hükümleri, dini kabul eden inançlı kişilerin yaşayışlarında uymaları zorunlu emir ve yasakları da vardır. O halde din ve vicdan hürriyeti, sadece bir dinin inançla ilgili esaslarına inanmak veya inanmamak hakkı değil; dindarın mensup olduğu dinin bütün emir ve yasaklarını hiçbir engele rastlamadan, serbestçe yerine getirebilmesi hakkıdır, inanç, ferdin iç alemiyle ilgili olup kendisi tarafından açıklanmadıkça başkaları tarafından kontrolü mümkün  olmadığına göre, devletin fertlerinin inancına karışıp karışmaması fazla bir önem taşımaz. Din ve vicdan hürriyetinin, dinin emir ve yasaklarını hiç bir baskıya uğramadan yerine getirebilme hürriyeti olduğu şüphesizdir. Nitekim İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ni kabul eden Devletimiz, Anayasamızın 19. maddesiyle din ve vicdan hürriyetini açık bir şekilde tanımış ve bu hürriyeti Anayasa nın 10. maddesiyle kişiye bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlerinden saymıştır. O halde her Türk vatandaşı, bir anayasa hakkı olarak, mensub olduğu dinin bütün emir ve yasaklarını "kamu düzeni, genel ahlak ve bu amaçlarla çıkarılan kanunlara aykırı olmamak şartıyle" hiç bir baskıya mâruz kalmadan serbestçe yerine getirebilme hürriyetine sahiptir. Din ve vicdan hürriyetinin ve lâiklik ilkesinin tabii ve mantıkî sonucu budur.

Müslüman hanımların başlarını örtmeleri, vücutlarının el, yüz ve ayaklar dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlenme caiz olan yabancı erkekler yanında açık bulundurmamaları, bazı çevrelerce sanıldığı gibi belli zümrenin sonradan ortaya çıkardığı bir âdet veya işaret değil, İslâm dininin bir hükmüdür. Bu husus yukarıda delilleriyle açıklanmıştır. Bu emirlerin bir gereği olarak kadınların örtünmesi, milletimizin de bir örfü hâline gelmiştir. Ülkemizdeki hanımların çoğunluğunun, yaşlı hanımların ise hemen hemen tamamının günümüzde de başlarını örtmeleri bunun en açık kanıtıdır. Üstelik hanımların söz konusu kıyafetlerinde yani başlarını kapatmalarında dinin emrettiği şekilde örtünmelerinde, kamu düzenine, genel ahlâka ve kanunlara aykırı bir durum olmadığı da açıktır. Bu hususun devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyet in, millî güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunup korunmamasıyla da bir ilgisi yoktur. Bu itibarla Müslüman hanımların dinî tesettüre uymalarının kanunla sınırlandırılması da Anayasa mızın 11. maddesi uyarınca söz konusu olamaz. Kaldı ki, Anayasa mız, 10. maddesiyle: "Devleti, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzurunu, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasî, iktisadî ve sosyal bütün engelleri kaldırmak ve insanın maddî manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla" yükümlü kılmıştır.

Hürriyet, en basit anlamıyla, başkalarına zarar vermemek şartıyla kişinin dilediği şekilde hareket edebilmesi ve dilediğini yapabilmesi demektir. Buna göre, dinin emrettiği şekilde örtünmeyi kabul etmeyen bir kimseyi örtünmeye zorlamak, kişi hak ve hürriyetiyle ne derece bağdaşmayan bir davranış ise ister dinî bir zaruretle, ister sırf öyle arzu ettiği için veya estetik amaçlarla olsun, örtünmek isteyen bir kimsenin örtünmesini engellemeye kalkışmak ve bu maksatla ona baskı yapmak da, aynı şekilde kişinin temel hak ve hürriyetlerine açık bir müdahale sayılmak gerekir. Çünkü genel ahlâka aykırı bir durum olmadıkça, kişinin örtünmesi veya örtünmemesinde başkaları için bir zarar söz konusu değildir. Nitekim, hürriyetçi demokrasi ile idare edilen ve lâiklik ilkesini kâmil mânâda uygulayan bütün ülkelerde, kişi hak ve hürriyetleri bu şekilde anlaşılmakta, ister dinî, ister estetik, isterse başka amaçlarla olsun, kişilerin giyinişlerine, kılık ve kıyafetlerine hiç bir sınırlama getirilmemekte ve bu konuda herhangi bir müdahale düşünülmemektedir. Hatta bu ülkelerde bir takım dinî okulların ve cemaatlerin, kendi inançlarının gereği sayarak giydikleri, toplumun genellikle benimsediği kıyafetten çok farklı olan özel kıyafetleri de hiç bir şekilde yadırganmamakta, hatta saygı görmektedir.