Askerlik şubesinden alınan sevk kâğıdıyla kara terene binip iki günde acemi birliğine teslim oluyorsun.

Teslim alan çavuş seni alıp hamam, sonra depoya götürüyor ve senin boyuna, kilona bakmadan bir takım elbise ile bir çift potin veriyor.

Dışarı çıkınca acemiler arasında elbise ve potin değişimiyle kıyafetler biraz normalleşiyor.

Akşam, koğuşa doldurulup yataklar belirlendikten sonra “yat” komutuyla yataklara tam uzanacağınız anda dip taraftan bir bağırma.

O bağırmaya kapıya yakın yerden aynı tonda cevap.

Yatan herkes korkuyla doğruluyor ve pinpon topu seyreder gibi başlar bir kapıya bir dip tarafa gidip geliyor.

Derken bağıran iki kişi yerlerinden hışımla yürüyorlar.

Acemilerden bazı erler, ikisinin arasına girip çok zorlanarak yataklarına götürülüp yatırılıyorlar.

Sabahleyin “kalk” komutuyla hazır ol vaziyeti, eğitim, yemek ve akşam tam yatılacak, dünkü kavgacılardan bağırma sesleri gelir.

Birbirlerinin üzerine yürümeler, araya girmeler ve geri yatağa yatmalar.

Üçüncü gün, dördüncü gün... onuncu gün yine aynı olunca aracılar araya girmezler ve “Haydi yiyin birbirinizi” derler.

Burun buruna gelen iki kavgacıdan biri “Çık dışarı” deyince öbürü “Haydi çık” der ve çıkarlar.

Seyirci acemiler de çıkarlar.

Dışarıda da kavga etmezler ve “aşağıya gel” der, öbürü de bu teklifi kabul eder, dereye giderler.

Bir zaman sonra el ele tutuşan bu iki kişi koğuşa gelir ve yataklarına yatarlar.

Bunların ikisinin de aynı ilçeden oldukları ortaya çıkınca askerlerden biri “Neden kavga ettiniz ve sonra barıştınız ” diye sorduğunda:

“Biz, ilçemizde aynı kıza âşıktık. Burada karşılaşınca başlangıçta esastan kavga ettik ama sonradan bölüğün yarısı onun yanında yarısı benim yanımda yer alınca biz bundan yararlandık. Başka gurupların çıkmasını önledik. Çıkmaya çalışanlar bile bize katıldı. Biz de işaret diliyle anlaşıyoruz ve bölükte bizim dediğimiz oluyor” der.

Bu iki acemi asker, aslında ilk kavgalarını memleketteki kız için yaptılar ama bunun faydası onlara oldu.

Yemekte sıraya girmezler. Doğrudan ilk sıraya varırlar ve yemeklerini alırlar.

Aşçı yağlı yerinden verir.

Nöbetçi çavuşu onlara yanlışlık yapmamaya dikkat eder.

Tek rakipleri kendileridir.

Korku üzerine bir saltanat kurduklarından, asker dönüşü kimse onları asker arkadaşı olarak görmezler.

Kavganın getirdiği, saygınlık değil kaygınlıktır.