Yaklaşan yerel seçimlerde mevcut belediye başkanlarının yeniden aday gösterilmesi düşündürücüdür. “Yerel statüko”nun devamı niteliğinde ortaya çıkan bu sonuçlar, yeniden seçilmeleri durumunda ülkemizde “ikinci adam” zamanının başlayacağını gösteriyor. Son on yılda adam üretilmediğinin de bir göstergesi olan bu durumun, seçmen profilindeki değişimden ne ölçüde nasibini alacağını kestirmek de güç... Peki, bu duruma nasıl gelindi
1999 yılında genel ve yerel seçimlerin bir arada yapılması bazı gerçeklerin görülmesini engellemiştir. Genel seçimde üçüncü olan partinin yerel seçimde birinci olması yeterince üzerinde durulmadan geçiştirilmiştir. Bunun yanında, doksanlı yılların yerel yönetim çıtası tartışılmadan 2000 sonrası değişim rüzgarları ile çıta düşürülmüş ve eksen kaymasıyla belediye başkanlıkları da bundan nasibini almıştır. Dolayısıyla belediyecilik, doksan öncesi ile iki bin sonrası anlamında sağlıklı bir şekilde mukayese edilememiştir.
Bu mukayesenin yapılamamış olması yetmezmiş gibi şimdi de son on yılda başkanlık yapan yerel yöneticilerin tekrar aday yapılması, yaşanan çıta sorununun yerini statükoya bırakacağını gösteriyor. Mevcut başkanların, seçilmesi durumunda, geçmiş on yıla bakılarak gelecek on yılın geçmişten pek de farklı olmayacağı ortadadır. Bu durum, hem beş yıl sonra yapılacak yerel seçimlerde bir değişimin, hem de bu yerel seçimlerden hemen sonra ikinci adamların ön plana çıkacağının bir habercisidir.
Özellikle büyükşehirlere baktığımızda başta İstanbul, Ankara, Kayseri, Konya ve Kocaeli gibi birçok şehirde mevcut başkanlarla yola devam kararı yaşanan mecburiyetin bir göstergesidir. Bu mecburiyet, üç açıdan da yaşanmaktadır. Birincisi, sivil topluma ağırlık verilmediği için şehirlerde yeni isimler üretilemedi. İkincisi, büyükşehir sınırları içindeki ilçe belediye başkanları büyükşehir başkanlığına aday gösterilecek ölçekte icraat ortaya koyamadı. Üçüncüsü, iktidar partisinin il başkanlığını yapanlar gölgede kalacak düzeyde bir siyaset izledi.
Tüm bu yaşananlar gösteriyor ki; son on yıllık yönetim anlayışı, yerel yönetimlerde çıtayı yükseltemediği için bir mecburiyeti doğurmuştur. Peki, seçmen bu adayları seçmeye mecbur bırakılabilir mi Bırakılırsa bu seçim bir mecburiyet olmaz mı Bence bu mecburiyet, bu seçimlerde bazı illerin partiler arasında yer değişmesine ya da büyükşehir ilçelerinde farklı sonuçlar ortaya çıkmasına neden olabilir. Ama asıl önemli sonucu ise; her yerde ikinci adam arayışının başlayışı olacaktır.
İkinci adam arayışı, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle başlayacak olan ikinci adam arayışı süreciyle tetiklenecek ve ortaya beklenmedik sonuçlar çıkacaktır. Yeni anayasanın yapılamamış olması, yerel seçim sonuçlarında yaşanacak sürprizler ve demografik yapıdaki dönüşüm, yeni isimlerin ortaya çıkacağını gösteriyor. Ama asıl önemli olan konu ise; yeni isimlerin zihniyetlerinin “yeni” ve “özgün” olmasıdır. Genel, yerel ve parti yönetimlerinin bu yenilikten ve özgünlükten payını alacakları muhakkak! Üstelik hiçbir şey eskisi gibi de olmayacak, çünkü bunun böyle gitmeyeceği başından belli idi. Hepimiz yeniden öğrendik ki; devir daim pompası sadece bir kez çalışır.