Yanlışın, çirkinin, kötünün, olumsuz olan her durum ve şeyin kendisini izah etmesine, tanımlamasına gerek yok. Onlar varlıklarıyla olumlu olanların karşısında hep vardırlar, olacaklar. Dünya tarihinde, iyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, yanlış ile doğrunun, olumlu ile olumsuzun çatışması, çekişmesi her zaman vardır. Şeytan bir dünya gerçeği. Dünya da şeytan ile birlikte olumsuz diye nitelediklerimiz var ise bununla mücadele de şarttır.

Olumsuz durumların kendilerini haklı çıkarma kaygıları yoktur. Onlar bozucudur. İyi, doğru, güzel, âdil olanı bozmak için vardır. İnsanı yoldan çıkarmak için.

Bugün içinde bulunduğumuz ruh halinin getirdiği durum bundan farklı değildir. Kavga, çatışma olan, yanlış bir yerde durularak doğru, iyi, adil, güzel adına mücadele verilemez. Yanlışa bulaşılan bir yerde doğru sonuçlar elde etmek de güçtür. Kirlere bulaşıldığında bir taraftan da onlardan arınma zorunluluğu doğar. Hem kendiyle hem de olumsuzluklarla boğuşmak durumunda kalır.

Dünyamızı kirleten kir odaklarının yanında yer almak hiçbir zaman olumlu bir sonuç doğurmamıştır. Doğurmaz da.

Dünyayı karanlığa boğmak isteyen güç odaklarını kabullenmek ve onlarla iyi bir sonuca ulaşılabileceğini sanmak öyle kolay değildir. Olamaz da.

Hayatlarını şer üzerine odaklamış olanlar her türlü yanlışa olumlu bakarlar. Onlar için günah olgusu yoktur. Bugün bir medya ve karşıtları kavgası var. Bir taraf içkiyi savunuyor ve bunu bir insanlık hakkı olarak görüyorsa onlarla birlikte olunması güçtür. Bir Müslüman ın hayatına müdahale ederek kendisine bir alan açmak istiyorsa burada önemli bir sorun ve soru var demektir.

Sekülerlikte zaten Allah korkusu yoktur. Orada sınırlar kalkmıştır. Çünkü sekülerlikte din ile dünya hayatı, dinî olanla dünyevî olan birbirinden ayrılmıştır. Orada haram, günah kavramları yoktur, olamaz. Din ise insan hayatını dengede tutacak olan kavramları oluşturur. Günah, çirkin, yanlış, zulüm, katl, fuhuş, içki gibi olumsuzluk adına ne var ise yasaklanmıştır. Dünyevi hayatta ise bütün bu olumsuzlukların yeri vardır. Kendince onlara bir takım sınırlamalar getirir. Fakat bunlar da sınır tanımazlıkla sonuçlanır.

Bir yere gelmek için yanlış basamakları tırmanmak, yanlış sonuçlara götürür. Savunulacak ve yaşanacak bir alan olmaz.

Batıcı medya gruplarının verdiği kavga ve mücadele iyi ve doğru için yapılıyor değil. İnsanların dini duygularına saldırılar düzenlemekteki hedefi dünyeviliğin alanını açmak adınadır. Din, insanların adil yaşamalarını öngörür. Bunun yollarını sunar. Bunun karşılığında ödül ve ceza vaad eder.

Dünyevilikte sadece dünyaya ait olan karşılıklar vardır. Onlarda öte duygusu olmaz. Olsa Müslümanlara bu kadar saldırılmaz, bu kadar aşağılanmaz.

Olumluluk adına her doğrunun, iyinin, güzelin arkasındayız ve olmalıyız. Doğru içindeki yanlışların da karşısındayız.

Yanlış yerde durursanız sizi kadeh kaldırmaya davet ederler. Eşlerinizi örtülerinden vazgeçmeye, ibadetlerinizi yok saymaya çağırırlar. Ödünün vermenin sonu yoktur.

Bizi asıl şaşırtan dünyanın ruhunu kirleten ve yanlışa sürükleyen egemen güçlerin gücünü kabullenerek onlarla yol arkadaşlığı yapmaktır.

Örneğin Siyonizm dünyanın baş belâsı. Kapitalizm, komünizm, yani bütün izmler insanlığın baş belâsı. Bir Müslüman olarak onlarla birlikte olmak insanı hangi doğru sonuca götürür Asıl sorun buradadır.

Dünya insanlığı yoksulluk ve sefalet içinde kıvranırken, insanlığa kurtuluşu, huzuru ve refahı sunan sadece İslâm iken, Müslümanların yardımlaşma duygularını köreltmek, engellemek ne adınadır Kimler için yapılmaktadır. Örneğin Hürriyet gazetesinin, patronlarının ve yazarlarının Afrika daki açlara yardım götürme gibi bir duygusu olur mu, var mıdır Ama Siyonist Yahudiler adına yayın yapmak, onları mazlum ve mağdur göstermek bir görev. Filistinli 1.5 milyon mülteci, dünyanın en ağır açık hava hapishanesinde yaşayan o insanların ne anlamı ve değeri olabilir ki Bunu salt onlarla sınırlamak doğru değil. Bu bir örnek. Dünyevi olan herkesi içerir bu durum. Asıl sorun budur.