KANA doymayan vampirler yine ortaya çıktı ve çirkinliklerini bir kez daha sergilediler. Yine içimiz yanıyor, yüreğimiz kan ağlıyor. Milletçe acıya boğulduk. Böyle oldu diye elbette terör çeteleri karşısında sinecek değiliz. Millet olarak yaralarımızı birlikte saracağız. Ülkeyi yönetenler de terörle mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerdir. Gerek millet olarak gerek devlet ve emniyet güçleri olarak sergilenecek en hafif bir yılgınlık terör odaklarının ve arkalarındaki güçlerin işine yarayacaktır. Aslında varmak istedikleri sonuç da budur. Bu bakımdan bir yandan hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet ve yakınlarına sabır dilerken, öbür yandan da bombaları patlatanların hangi örgüte mensup olduğunun araştırılması ve bulunması önemli olmakla birlikte bir takım örgüt isimlerine ulaşmak meseleyi sonuçlandırmak anlamına gelmiyor. Her olayın ardından kim olduklarını ilan ederek bunu reklâm malzemesi olarak kullanıyorlar. Artık herkes görüyor ve biliyor ki, kendilerini patlatanlar maşadırlar, onları meydana sürenler ise bu ülkeyi parçalayarak bölgede belirleyici olabilecek bir Türkiye bırakmamak isteyenlerdir. Yani, bu yaşanan katliamların gerçek sorumlularının arkadaki eller ve bu ellerin sahipleri olduğunu bilerek açıklamaların buna göre yapılması gerekiyor. Kaldı ki, bizlerin bu ellerin sahiplerinin adını koymuyor oluşumuz onların kendilerini gizlemelerine de yol açmıyor. Çünkü onlar gizlenmek istemiyorlar ve bölgemizdeki terör örgütlerine adı ister PKK, ister DAEŞ, ister PYD veya YPG olsun açıktan silah veriyor, terör örgütlerini silahlandırıyorlar. Sadece hafif silahlar da değil, füzeler başta olmak üzere, insansız hava aracından, zırhlı araçlara kadar akla gelen her türlü silahı veriyorlar. Böylece bölgemizdeki devletlerin yerini terör örgütlerinin almasını sağlamaya çalışıyorlar.

Böyle olunca diyebiliriz ki Türkiye sadece PKK ile mücadele yürütmüyor aynı zamanda ABD ve bazı AB ülkeleri ile mücadele veriyor. Ortada sadece terör örgütlerinin görünüyor olması bu gerçeği değiştirmiyor.

Böyle olunca terörle mücadeleyi devletimizin birkaç teröriste karşı yürüttüğü sanılmamalıdır. Adı ne olursa olsun bölgemizde ve dünyanın çeşitli köşelerinde faaliyet gösteren terör örgütleri dış destek almadıkları ya da arkalarındaki dış destek kesildiğinde kısa sürede yok olup gideceklerdir. Bu bakımdan artık emperyalist ülkeler doğrudan çatışma alanlarında yer almak yerine ipleri ellerinde olan piyonları meydana sürerek vekâlet savaşları yaptırıyorlar. Görünürde savaşanlar kuklacılar ama meydanda sanki kendileri ile alakası olmayan bir takım piyonlar görülüyor. Belki bu piyonlar yürüttükleri çatışmayı kendi adlarına ve kulaklarına fısıldanmış hedefe ulaşmak için yürüttüklerini sanıyor ve buna inanıyorlar ama gerçekte başkaları adına ve hesabına başlarındaki lider dedikleri kimselerin aldıkları vekâlete dayanarak ölüyor, öldürüyorlar.

Her olayın ardından gazetecilerin ilgililere yönelttikleri ilk soru olayı hangi örgütün yaptığı oluyor. Hâlbuki hangi örgüt olursa olsun arkasındakiler aynı. Irak ve Suriye’de yaşananlar bu gerçeği görmek istemeyenlerin bile görmesini sağladı. Artık biliyoruz ki, adı ne olursa olsun terör örgütlerinin arkasında İslam düşmanı sömürgeciler var. Böyle olunca terörle mücadelede yeni bir strateji belirlemek, hedef doğrudan kuklaların arkasındaki el olmalıdır. Bunun nasıl yürütüleceği elbette bilinir. Öncelikli olarak siyasi ve ideolojik mensubiyeti ne olursa olsun terörle mücadele konusunda millet olarak ortak bir noktada buluşmak gerekiyor. Bir takım siyasi çıkar hesapları ile bu birlikteliğin oluşmadığı görüntüsü teröristler ve arkalarında ellerin işini kolaylaştırır. Öte yandan terörle mücadelede mutlaka kesin bir tutum sergilenmeli, gece gündüz terörle mücadele yürütülürken terör örgütlerinin arkasındaki ellerin sahiplerini artık dost ve müttefik olarak nitelendirmekten vazgeçilmelidir. Çünkü bir yandan, “AB’ye mecbur değiliz” diyerek rest çekerken ardından, “AB hedefimizden vazgeçmedik” şeklinde açıklamalar yapılırsa söz konusu ülkelerin terör örgütlerine verdiği desteği kestirmek mümkün olmaz.

Sözün özü; artık her katliamın arkasından bu işi hangi örgütün yaptığının tespiti kadar söz konusu örgütün arkasındakilerin yakasına yapışılması gerekiyor.