İslami hizmetleri olan değerli bir hoca hakkında ileri geri laf eden, ağza alınmayacak iftiralar söyleyen birine dinleyenlerden biri sorar: "Sen bu güne kadar Filistinde Müslüman çocuk ve kadınları öldüren Siyonistlere karşı ne yaptın Çeçenistan da Müslüman öldüren Ruslara karşı harp yaptın mı Irak ta yüz bin Müslüman ı öldüren Amerikalılara karşı herhangi bir şey düşündün mü "

- Hayır diye cevap veren adama "Mademki Müslüman katillerine karşı hiçbir şey yapmıyorsun. Niçin Müslüman kardeşinin kanını içiyor, etini yiyorsun Rabbimiz Hucurat süresinin 12 nci ayetinde Müslüman kardeşinin hoşlanmayacağı sözlerle gıybet edilmesini o kardeşinin etini yemek gibi olduğunu haber veriyor " Bazınız bazınızı gıybet etmesin. Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi Siz bundan iğrendiniz. Allah tan sakının. Şüphesiz Allah tevbeleri kabul edendir, merhamet edendir." Buyuruyor der.

Müslümanları birbirine düşürmek için çalışanlar bilsinler ki, bundan en büyük zararı kendileri görürler. Başkasının evine ateş atan, o yangının kıvılcımlarından kendi evini de yakmış olur.

"Böl ve yönet" tuzağını kuranın Firavun olduğunu Rabbimiz  Kasas süresinin dördüncü ayetinde şöyle haber verir: "Şüphesiz Firavun, yeryüzünde büyüklük tasladı ve ülke halkından bir gurubu zayıflatmak için onları gurup / kastlara ayırdı."

Böldü ama yönetemedi. Denizin derinliklerinde su içinde cehennemin ateşini gördü ve geberip gitti.

Hani babamızdan ve annemizden dünyaya gelen oğlan veya kız kardeşimizle olan kardeşliğimizi belgeleme mecburiyetinde kalırsak, nüfus dairesine gideriz. Nüfus dairesi oradaki defteri açar ve oraya bakarak elimize de bir kardeşlik belgesi verir. Filan şahıs filanın oğlan kardeşidir veya kız kardeşidir. Annesi şudur, babası şudur der. Yani kardeşliğimizi nüfus memuru onaylar, ama yanlış olabilir.

Meselâ babamız kardeşimizi kendi üzerine sonradan kaydettirmiş olabilir. Anne-babamızın üzerine bir başka çocuk evlat edinme gibi kaydedilmiş olabilir, ama nüfus memuru evet bu bunun kardeşidir demek mecburiyetindedir.

Fakat Allah Kur andaki kaydında yani kitabında, mü minler arasındaki kardeşliği onaylıyor. Hucurat 10- "Mü minler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah tan sakının ki, merhamet olunasınız." buyuruyor. Öyle ise mü minler kardeşse, kardeş kardeşi öldürmez, kardeş kardeşi sürgün etmez, kardeş kardeşi esir olarak almaz. Kavga edebilirler mi

Cevap, Hucurat süresinden ayet 11- "Ey iman edenler, hiçbir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınlarla (alay etmesin). Belki o kadınlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kimde tevbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir."

Peygamber Efendimiz de "Mü minler kendi aralarında bir vücudun azaları gibidirler. Vücudun herhangi bir yeri acıyacak olursa, hastalanacak olursa, bütün vücut acıyı hisseder" diyor.

Yani bırakın kesmek, öldürmek, işkence yapmak, esir alma olayını yasaklıyor. Nasıl ki elimizi esir almamız, elimizi dövmemiz, elimizi kesip atmamız, elimizi sürgün etmemiz mümkün değil ise, Müslüman kardeşimizi de dövmemiz veyahutta sürgün etmemiz, kesip atmamız mümkün değildir.

Peygamber Efendimiz "Mü minin mü mine olan yardımı, tuğlaları birbirine yardım eden sımsıkı örülmüş bir bina gibidir" buyurmuştur. Ebu Musa el-Eş ari Peygamber Efendimiz in bu hadisi irad ettikten sonra parmaklarını birbirine geçirdiğini rivayet ediyor. (Buhari kitab-ü mezalim 5)

Bugün dünyanın her tarafına yayılan Müslümanlar, İslâm binasını meydana getiren tuğlalar, taşlar gibidirler. Birbirlerine her yönden sımsıkı sarılacaklardır.

Yaratılıştan gelen zekâ, bedeni güç, sevgi, korku, cesaret gibi farklılıkları olacak, ancak bunlar övünmeyi veya karşısındakini hakir görmeyi gerektirmeyecektir.

Bu İslâm binasına temel taşı da gerekir, tepe taşı da gerekir. Köşe taşı da gerekir aradaki boşlukların doldurulması için küçük taşlar da gerekir.

Kubbede Peygamberimizin bayrağındaki hilâli (1) temsil eden tepe taşının, temeldeki taşa üstünlüğü olmadığı, ikisinin de aynı binadaki görevi paylaştığı gibi mü minler de övünmede değil, birbirine yardımda yarışmalıdırlar.

Sağcı Müslüman, Solcu Müslüman, Laik Müslüman, Demokrat Müslüman, Şeriatçı Müslüman, Tarikatçı Müslüman, Radikal Müslüman, Ilımlı Müslüman gibi parçalayıcı, paralayıcı, karalayıcı, yaralayıcı isimlere itibar etmeyeceğiz ve "Müslüman" ismini gözümüzün önüne kadar yaklaştıracağız ve o güzelliğin seyriyle birbirimizi seveceğiz.

(1) Teratübül İdariyye Kettani