Dağlıcadaki çatışmada kaçırılan 8 askerin tutuklanması ile kafalarda birtakım sorular oluştu. Aslında günler öncesinden birtakım sorular gündeme geldi. Ancak, bu sorular fazlaca dillendirilmedi ama, fısıltı halinde sürekli konuşuldu. Söz gelimi önce köprünün havaya uçurulup ardından bir süre sonra askeri birliğe saldırılması hep soru işaretleri oluşturdu. Önce, "Madem ki birliğin çok yakınındaki bir köprü havaya uçurulmuş, tehlikenin çok yakına kadar geldiğini hissedip gereken tedbirlerin alınması gerekmez miydi " sorusu kulaktan kulağa üfürüldü.
Ardından kaçırlan askerlerin içinde bir DTPmilletvekilinin yakın akrabasının bulunduğu söylentisi yayıldı. Böylece kaçırılan askerler arasında bir köstebeğin bulunduğu iddiaları yaygınlık kazandı. Bu arada askerlerimizin serbest bırakılması ile birlikte Adalet Bakanı Şahinin "Sevinemedim" şeklindeki açıklaması toplum üzerinde soğuk duş etkisi yaptı ve daha önceki söylentilerin doğruluğuna dair bir delil gibi algılandı. Bu arada Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıtın, "Askerler arasında köstebek bulunduğuna dair iddiaların doğruluğuna ihtimal vermiyorum" açıklaması geldi. Bu açıklama yürekleri biraz serinletti. Kulaktan kulağa üflenen birtakım iddiaların inanılırlığını azalttı. Toplum olarak askerlerin ifadelerinin arkasından serbest bırakılmaları beklenirken bu defa da 8 askerin tutuklandığı haberi geldi. Doğrusunu söylemek gerekirse 8 askerin tutuklandığı haberini ilk aldığımda hem şaşırdım hem de üzüldüm. Ne olursa olsun kaçırılan askerlerin tutuklanması onların suçlanması, teslim olmadan önce gereken direnişi göstermedikleri düşüncesini akla getiriyordu.
Gazetelerde yer alan ifadelere bakıldığında kaçırılan askerler gerekeni yaptıklarını söylüyorlar. Askerlerin gazetelere yansıyan ifadeleri doğru ise tutuklanmamaları gerekerdi. Tutuklandıklarına göre medyaya yansımayan birşeyler var demektir. Sanırım işin iç yüzü yakında ortaya çıkar. Ancak, netice ne olursa olsun kafalardaki şüpheler tamamen silinmeyecektir.
H H H
Kafa karıştıran açıklamalardan bir diğeri de Başbakan Erdoğan, Bush ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamalarda harekat için sözün Genelkurmayda olduğunu, gerekli görüldüğünde harekatın başlatılabileceğini söyledi. Bir bakıma siyasi iradenin bu konuda tavrının netliğini vurgulayarak bundan sonra görevin askerlere ait olduğunu söyledi. Ya da Başbakanın açıklamalarından ben bunu anladım. Eğer yanlış anlamış isem sanıyorum bu yanlış anlamada benim kadar Başbakanın kullandığı sözcüklerin de rolü var.
Başbakanın bu açıklamalarına karşılık Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt medya temsilcilerine verdiği birifingde "Hükümet harekata karar verdiğinde bize talimat verir vermez biz harekete geçer gerekeni yaparız. Buna hazırız. Zaten biz daha önceden de ihtiyaçlarımızı hükumete ilettik" diyordu. Bu açıklama sanki harekat konusunda Başbakan ile Genelkurmay Başkanı arasında olaya farklı bir bakışın olduğunu gösteriyordu. Bir bakıma Kuzey Iraka yönelik harekat konusunda Başbakan topun artık askerlerde olduğunu söylerken, Genelkurmay Başkanı bu konuda kendilerine hükümletin bir talep iletmediğini, iletilirse gerekenin yapılacağını belirtiyordu.
Tüm bunlar ise toplumun kafasının karışmasına sebep oluyor. Olay sadece kafa karışıklığı ile de sınırlı kalmıyor, tereddütler oluşuyor.