Kafa karışıklığı bütün yönleriyle sürüyor. Hangi yandan bakılırsa bakılsın, insanların zihnî bir bulamaç içinde çırpındıkları gözden kaçmıyor diyeceğiz ama zihni karışıkların sorun üretmesi de başlı başına bir sorun. Sorun üreten odaklar olduğu gibi kafa karıştıran odaklar da bulunuyor. Bunlar birbirinin tamamlayıcısı.
Sağlıklı bakılamadığı ve dolayısıyla düşünülemediği gerçeğinin üzerinde durulmalıdır.
Sorunları kurcalarken, ya da düşünürken risk alanlarının çokluğundan adım atmada da zorlanılıyor. Her yönüyle insan kendisini bir mayın tarlasının içinde buluyor. Sorun nedir öyleyse
Hayatı yönlendirecek olanların düşünceden çok günübirlik bakışları, olaylarla birlikte savruluşları sorunların artmasına ve içinden çıkılamaz hale getiriyor.
Bir yazı niçin yazılır, kafa karıştırmak için mi Bu yöntemi sürdürenlerin yazılarına dikkatle bakılırsa, aslında hiçbir şey söylemedikleri görülüyor.
Bir zamanlar düşünce üretme adına ifade ettikler şey şuydu. "Kafalarınızı kiraya vermeyin!" Yani, siz başkalarını dinlemeyin. Hatta şunlar da ifade ediliyordu kimileri tarafından. "Ben kafalarınızı karıştırıyorum." Doğrusu bu tür kalem sahiplerinin yazılarına baktığımızda zihinleri bir bulamaca çevirdikleri doğru. Ama bu bulamacın içinden ele avuca gelir bir tek şey bulamazsınız. Çünkü günümüzün en önemli sorunu, düşünce üretmek, insanları düşündürmek ve sağlıklı bir sonuca varmak ve vardırmak. Amaç, insanları düşündürmemek. Oysa Kur an ı Kerim de bir çok kıssa, olay ve hüküm anlatıldıktan sonra: "Siz hiç düşünmez misiniz " sorusu geliyor. Bu önemlidir.
İslâm inanç ve düşüncesinde, her şeyden evvel arınmış bir zihin, düşünceye yaslanan bir yapı kurulur. İslâm dışı olanların, öteden beri, İslâm ı, değişmez nasları olan bir düşünce sistemi olarak görüyorlar ve dolayısıyla skolastik olmakla nitelendiriyorlar. İslâm, onların ifade ettiği skolastik değildir. Elbette nasları ve hükümleri vardır, olmalıdır da. Batı düşüncesinin temel sorunu da, nas ve hükümlerinin olmayışıdır. Bu kadar çok izm in doğması ve her dönem yeni bir bulamaca sürüklenmesi önemli bir sorunudur.
İslâm da haramlar bellidir. Haramın alanları çizilmiştir. Onun dışında kalan ne varsa insanlığın helal sınırları içinde yer alır. Bir de soruna bu açıdan bakılmalıdır.
Batı düşüncesinde insan korunmuyor, insanın bir değeri yoktur. Oysa İslâm da insan korunuyor. İslâm ın insana bakışındaki en önemli sorun "Kul Hakkı"yla insanın koruma altına alınmış olmasıdır. Bir insan hakkında olumsuz düşünmek ve bunu dil ile ikrar etmek bile kul hakkına girer. Kişiden helâllik alınmadan bu sorumluluk insanın üzerinden kalkmıyor.
Hak batıl mücadelesinde ve düşüncesinde, İnsanlar ister istemez zihinlerini medeniyetlerine, düşüncelerine ve kültürlerine odaklamak zorundadırlar. Okumak, öğrenmek, dinlemek zorundadırlar. Biz eğer bir insana kafanı başkalarına kiraya verme dersek, o zaman ey insanlar siz medeniyet düşüncemizdeki insanları okumayın ve dinlemeyin anlamına gelir. Hatta bu, şu anlama da gelir. Siz hak mücadelesi veren düşünce adamlarına aldanmayın, kafalarınızı karıştırın ve bu karışıklıkta nereye varırsanız varın, anlamı da çıkmaktadır.
Bugün dönüp etrafımıza baktığımızda, insanların zihni bir dağınıklık içinde oldukları görülecektir. Zaten insanlık reklâmın, medyanın ve iletişim araçlarının bombardımanı altında bulunmaktadır. Bugün, insanlığın zihnini bunlardan arındırabilmek için, onları kültür tarihimize, düşünce geleneğimize ve sahih olan düşünce ve siyaset adamlarına yönlendirmek gerekmektedir. İnsanların zihnini bulandıranlardan da uzak tutmak gerekmektedir. Çünkü, kafanızı başkalarına kiraya vermeyin deyip, karışıklığa, düşüncesizliğe, hedefsizliğe ve hatta abedeciliğe kiraya vermek anlamına geliyor. Popülarizm ve hatta düşüncesizlik ve kafa karışıklığı günümüzün bakış açısı.
Eğer insanlık sahih bir düşünce ve siyaset geleneğine yönlendirilirse, sorunların altından kalkılabilir. Bizim her şeyden önce duru ve sahih bir bakışa ihtiyacımız bulunmaktadır.