Geçen haftaki yazımızda, kadını korumayla ilgili
çıkarılan 6284 sayılı yasa nın erkeği nasıl saldırgan yapacağı konusunu yazmıştım.
Bununla ilgili birkaç elektronik mesaj aldım.
Çoğu takdir mahiyetinde olmakla beraber, bir tanesi de
kadının şiddetini destekliyor şeklindeydi.
Bu kanaate nasıl vardı onu bilmiyorum ama kafasındaki
şablon neyse onu yazdı kanaatindeyim.
Bu tür eleştiri yapanların karakteristik yapısı, senin ne
söylediğin veya ne yazdığın değil, onun kafasında şekillenen şablon önemli.
Yine aynı şeyi yazacağım.
Bir erkeği ikna edip inandıramazsanız, zorla, tehditle ve
kanunlarla ona istediğinizi yaptıramazsınız.
O anki, korku psikolojisi içinde bir takım şeyleri
kabulleniyor gözükse bile, daha sonraki süreçlerde içindeki o saldırı dürtüsü
onu eyleme sürükler.
***
Şiddetin hiçbir şekli, insani ve İslami değildir.
İnsanlıktan nasibini almayan ve içinde merhamet duygusu
olmayan kişilerin başvurdukları bir durumdur şiddet.
Dünya kurulduğundan beri bu durum var mı
Var.
Halen var mı
Var.
Biz bunu ne kadar benimsemesek de, uygulamada şiddetin
her çeşidi maalesef var.
Aile içi şiddet, bunların içinde en yaygın olanıdır.
Eskiden karı-koca arasında erkek, karısına dayak
atıyordu.
Şimdi çıkarılan yen kanunlarla köşeye sıkışan erkek,
karısını öldürüyor.
Yetmiyor, ona müdahale edenleri de öldürüyor.
Sonunda da kendini öldürüyor.
Neden bunu yapıyor
Çünkü kanun gücüyle, elinden çocuğu alınıyor.
Tapusu alınıyor.
Evinin etrafına yaklaştırılmıyor.
Karısıyla barışmak istediğinde de hemen yakalanıp hapse
atılıyor.
Üzerine elektronik kelepçe takılıyor, eşine yaklaştığında hemen emniyete sinyaller
gidiyor.
Bu şekilde ablukaya alınan erkeğin gözü dönüyor ve
kendini kaybediyor.
Ondan sonrada istenmeyen feci olaylar oluyor
***
Kadını öne çıkarıp erkeği dışlarsanız ailenin ve sosyal hayatın dengesini
bozarsınız.
Bu şiddet belasını, kanunlarla, cezalarla ve polisiye
tedbirlerle önleyemezsiniz.
Aile yuvası bir kaledir.
Bu kaleye, karı ve kocadan başkası girdi mi düzen
bozulur.
Bu kalenin yasaları, kayıtlara geçmeyen yasalardır.
Her ailenin yasaları ayrı ve özeldir.
Bu yazılmayan yasaları ailenin temel direkleri olan
karı-koca belirler.
Bütün bu gerçekler orta iken siz hala polisiye
tedbirlerle mi aileyi dizayn edeceksiniz
Kanunlarla, polisiye tedbirlerle aileyi ve karı-kocayı
düzeltmeye kalkarsanız, erkekleri çıldırtır ve saldırgan yaparsınız.
Şu anda yapılan da budur.
Çare, aileyi ve karı-kocayı kaynaştırmak ve
birleştirmek için yapılması gereken maddi ve manevi girişimlerdir.
Bunun için de gönüllü kuruluşlar ve akrabalar aktif
hale getirilmeli ve teşvik edilmeli.
***
Dünya nereye giderse gitsin, kadın ve erkek birlikte
yaşamak zorunda.
Çünkü kadın ve erkek birbirini tamamlıyor ve ikinin
gücünü meydana getiriyor.
Kanunlar ve polisiye tedbirler, kadın ve erkeği
yakınlaştırmaz, bilakis uzaklaştırır.
Bunun sonucunda da kadın ve erkek gayri meşru yollara
başvurur.
Nasıl ki sınırsız serbestlik gayrı meşru yola sevk
ediyorsa, aşırı baskı da insanları bu yola sürükler.
Kanunlar, boşanma işlemlerinde hak ve hukuk için
geçerlidir.
Burada önemli olan, hayatın mutluluğu ve neslin devamı
için kadın ve erkek gönülden birbirine bağlanmalı ve sevgi mayası
oluşturulmalı.
Çünkü kadın ve erkek birbirine muhtaçtır.
İkisi de tek başına yarımdır.
Bütün olmak için tamamlanmak için birbirlerine
ihtiyaçları vardır.
Kadın erkeksiz yaşayamadığı gibi erkek de kadınsız
yaşayamaz.
Yüce Yaratan, mutluluğu ve neslin devamını buna göre
programladı.
Bunun içinde kadın, kadınlık sanatını bilmeli.
Erkek de yöneticiliği bilmeli.