Rahmetlİ babam Prof. Dr. İbrahim Hakkı Atun bundan tam 6
sene evvel ebediyete göç etti. Kendisi gitti ama kurucusu olduğu Van 100. Yıl
Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Elazığ Veteriner Enstitüsü, Pendik
Veteriner Enstitüsü gibi bilim yuvaları ve KKTC nin üniversiteler adası
olmasının fikrini ortaya atması ve kıvılcımını çakması gibi eserleri bu dünyada
kaldı. Belli ki uzun bir müddet daha kalmaya da devam edecek.
Herkesin babası kendine kıymetli ve özel ancak benim
babam yokluk yıllarının Kıbrıs ında, canını dişine takarak tek başına yollara
düşmüş bir adam Kıbrıslı bir Türk olarak, Türkiye Cumhuriyeti nin yatılı
bursunu kazanıp üniversite eğitimi için Kıbrıs tan çıkıp Türkiye ye gittiği yıl
1936. Yol ve ilk aylardaki geçim parasını karşılamak için, Karpaz bölgesinin
imamı ve hocası olan babası (dedem), rahmetli Mehmet Rifat Efendi birkaç
hayvanını satarak cebine üç beş kuruş koymuş. Uzun bir gemi yolculuğu, sonra da
kara trenle Ankara ya ulaşmaya başarmış babam bu çetin yolculuğun sonunda. Gemi, köy rammisi (otobüsü) gibi, her durağa
uğrayarak Türkiye ye haftalar sonra varabilmiş.
Şansa bakın ki
Ankara Üniversitesi nde eğitime başlayan babam, Atatürk ile karşılaşma şansına
sahip olmuş, hem de birkaç kez. Yatılı okul dışındaki yaşam giderlerini
karşılayabilmek için çeşitli işler yapmış babam. Kravat, çorap, cüzdan ve kemer
imal etmiş, eski bisikletleri alıp, yenileyerek satmış. İkinci Dünya Savaşı
çıkınca Türk Silahlı Kuvvetleri nde Teğmen olarak Edirne de, Bursa da ve
Kırıkkale de görev yapmış. Savaş bitince ABD nin açtığı burs sınavlarını
kazanarak ABD ye gitmiş ve yüksek lisansını orada tamamlamış.
Kısa bir müddet sonra ünlü Squibb firması laboratuar şefi
olan babama firma, Kal bizde çalış önerisi ile yüksek bir maaşlı iş
teklifinde bulunmuş. Babamın, yatılı okudum Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne
borcum var demesi üzerine, Biz borcunu sonuna kadar öderiz, merak etme
yanıtını almışsa da, Ben ABD de kalırsam benden sonra Türkiye de üniversite
tahsili yapmak isteyen Kıbrıslı Türklere beni bahane edip belki bir daha burs
vermezler düşüncesi ile bu teklifi nazikçe geri çevirmiş ve Türkiye ye geri
dönmüş. Bu dönüş başarı basamaklarının da kapısını açmış babama.
1952 yılında sonradan adı Elazığ Veteriner Kontrol
Araştırma Enstitüsü nü (EVKAE) olarak değiştirilmiş olan Elazığ Bakteriyoloji
ve Seroloji Enstitüsü nü sıfırdan kurmuş babam. (Enstitünün müzesinde gururla
seyrettim babamın bronz bir levha üzerine basılmış resmini ve o dönemde satın
aldığı mikroskopları ve çağdaş tıbbi laboratuar aletlerini.) Mikrop ve
virüslerin resmini çekebilmek için Laika marka fotoğraf makinesi kullanmış
babam daha 1952 yılında. EVKA Enstitüsü kurulduğu günden itibaren Doğu Anadolu nun,
daha doğrusu Ortadoğu nun en önemli araştırma enstitüsü olmuş. Halen daha bu
sıfatı gururla taşımakta.
O dönemde birkaç parça laboratuar aletinin uluslararası
patentini de almış babam. Bunlardan en ünlüsü Atun pensi. Laboratuarda
kullanılan bir çeşit cam tüpün tutulması, ısıtılması, başka solüsyonlarla
karıştırılması ve ayrıştırıcı alete konması için kullanılıyordu bu pens. Halen
kullanılıp, kullanılmadığını tıp mesleğinde olmadığım için bilemiyorum.
Doğu Anadolu ya en önemli armağanlarından bir tanesi de
Türkiye ye özgü Şap hastalığının doğru teşhisi ve enstitüde gerekli
aşılarının üretilmesi. O dönemde bir ilk olmuş Türkiye Cumhuriyeti nde aşı
üretmek, özellikle de Şap (Antrax) aşısı.
Bu başarı, dönemin Tarım Bakanı rahmetli Nedim Öktem in
gözünden kaçmamış, Başbakan rahmetli Adnan Menderes in de kulağına gitmiş ve
Bölge Müdürü olarak tayini İstanbul Pendik Veteriner Enstitüsüne çıkmış .
(Devam edecek)