60 yıl yaşayan bir insan bunun 25 yılını uykuda ve

istirahatte geçirir.

Uyumak elimizde, irademizde olan bir iş değil. İki gün

uyumadın üçüncü gün harici bir kuvvet gelir. Göz kapaklarını bastırır. Elinden

bir şey gelmez uyursun.

Uykuya daldın. 15 gün hep yatayım desen; uyumak elinde

mi Elbette değil. Hariçten gelen bir kuvvet fırlatır kaldırır.

Uykunun mevcudiyeti bizim kendimize hâkim olmadığımızı,

bizim dışımızda bir kudretin varlığını haber veriyor. Hadi uyuma bakalım. İdrar

torbası şiştiği zaman kalkacaksın. Yatmak/uyumak elinde değil.

Bize hükmeden bir kuvvet var. Biz o kuvvete Allah (c.c.)

diyoruz. Başkası ne derse desin. Biz doğrusunu söylüyoruz.

Biz kendimize bile hâkim değiliz. Biz mahkûmuz. Al işte

uykuya mahkûmuz. Uyuyunca uyanmaya mahkûmuz. Sonunda da ölüme mahkûmuz. Bundan

dolayı zamanımızı çok iyi değerlendireceğiz. Uyku bize bunu telkin ediyor. Bir

gün bu âlemi bırakıp başka âleme gideceğiz. Tuttuğumuz oruçlar bu akıbete

alışkanlık veriyor. Her şey bize, bu akıbete alış mesajı veriyor.

Bazıları kahvehaneye gidiyor, giriyor oraya, oradan

çıkmadan 8 saat oturuyor. Buraya ineği soksanız emin olun 2 saat yaşayamaz.

Oralarda oturulur mu hiç Orda hayat tüketilir mi Orada insan, cevherini

akıtır mı

Şöyle bir düşünün: Bizi bir markete soksalar içinde 25-30

bin tüketim maddesi var. Bura da 20 dakika kalacaksın. Ne alırsan al senindir

deseler; gidip içi pamuk dolu oyuncak ayıya sarılır mısın

Neye sarılacağını iyi düşün. Biz bu dünyada neye

sarılıyoruz, neyin peşindeyiz

Demek ki neyi alacağını, neye sarılacağını ve neyi

kapacağını iyi bileceksin. Hedefimiz ne Amacımız, istikametimiz ne Bunları

çok dikkatlice tespit etmek lazım.

Hedefimizi, neye sahip olmamız lazım geldiğini, niçin

yaratıldığımızı Allah (c.c.) bize haber vermiştir. Bakın Kur an-ı Kerim de

(mealen) şöyle buyuruluyor:

Ben cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye

yarattım. (Zariyet: 56) Yaratılış gayemiz anlaşıldı mı İbadet, maksada

götüren bir yoldur.

Kim Allah a kulluk ederse ibadetiyle kuldur; ya sevaba

erer veya cezaya uğramaktan kurtulur. (Bakara: 207) İbadet, Allah (c.c.) için

yapılır. (Araf: 29)

Gerçek ibadet, atılan her adımda Allah ı hatırlamak ve

O nun emirleriyle yasaklarını gözetlemekle gerçekleşir. Böylece ibadet, bütün

hayatı kuşatan bir zikir ve Müslümanı kötülükten uzaklaştıran manevi bir güç

olur.

Bütün ibadetlerde aslolan teslimiyettir. İbadetler

dini/dünyevi faydalar sağlıyor diye değil Allah (c.c.) emrettiği için yapılır.

İbadet ve ubudiyetin doyumsuz hazzı da burada saklıdır.

İbadetin menfaate dayandırılması kulluktan hâsıl olan

neşeyi törpüler. İbadetin gerçek mahiyetini belirlemeye yönelik çaba, akıldan

ziyade kalp ve gönül ile yerine oturur. Şu ayette belirtildiği gibi:

Şüphesiz benim namazım, bütün ibadetlerim, hayatım ve

ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. (En am:162) Kul, hayatı bu

yörüngeye oturtmalıdır.