ANADOLU Gençlik Derneği milletimize, kökünü ve kimliğini

hatırlatmaya devam ediyor. Hani, Erbakan Hoca sık sık Sen hangi milletin

evlâdısın, bunu düşün ve sorumluluğunu bil! diyordu ya! AGD, yaptığı

çalışmalarla bu gerçeğin sıkı ve vazgeçilmez takipçisi olduğunu göstermeye

devam ediyor.

Bu cümleden olarak, AGD bir ilki gerçekleştirdi. Doğu ve

Güneydoğu Bölgesi nin gerçek kimliğinin Müslümanlık olduğunu gösterdi. Çünkü

bugünkü statüdeki 14 ilimiz, daha sahabe efendilerimiz döneminde İslâm la

tanıştılar. Allah Rasülü (s.a.v) Hendek Savaşı sırasında Diyar-ı Bekir in

fethini müjdelemişti.

Hz. Ömer (r.a), Allah Rasülü nün (s.a.v) vefatından daha

7 yıl sonra, Başkomutan Ebu Ubeyde bin Cerrah (r.a) aracılığıyla, büyük İslâm

komutanı İyaz bin Ganem i (r.a) bu bölgenin fethi için görevlendirmişti. Bu

münasebetle, binlerce sahabe bölgenin İslâm la tanışması için mücadele etti.

İlk fetih Diyarbakır la başladı. Bu sefere Halid bin

Velid (r.a), Muaz bin Cebel (r.a) gibi seçkin sahabeler de katılmıştır. Hatta,

Halid bin Velid (r.a) kısa bir süre önce Halife nin emriyle Başkomutanlığı Ebu

Ubeyde bin Cerrah a (r.a) bırakmış; Bundan sonra, bir er olarak mücadele

edeceğim diyerek, oğlu Süleyman la (r.a) birlikte fetih için Diyarbakır a

gelmiştir.  Oğlu, burada şehit düşmüş,

bugün Diyarbakır ın tarihî camilerinden olan Süleyman Camii, Süleyman bin Halid

(r.a) ve o civarda şehit düşen 27 sahabe hatırasına inşa edilmiştir.

Sahabe efendilerimiz, Diyarbakır ve çevresinin önemli bir

kavşak ve geçit yeri olduğunu fark etmişler, Anadolu nun fethini bu bölgeden

başlatmışlardır. Diyarbakır ve çevresinin fethi, 434 sene sonraki Malazgirt

Zaferi yle İslâm ın Anadolu ya hakim olmasının öncülüğünü yapmış; 814 sene

sonraki İstanbul un fethinin zeminini hazırlamıştır. Müslümanlar, bu

fetihlerden sonra Avrupa ve Batı ya açılmışlardır.

Fethin İzleri Silinememiş

AGD nin düzenlediği Diyarbakır ın fethi programına kara

yolu ile gittik ve Diyarbakır ı gezme fırsatı bulduk. Hâlâ, Diyarbakır da

Elyesa ve Zü l-kifl (a.s) ve sahabelerin izlerini bütün canlılığı ile görmek

mümkün. Anadolu daki ilk cami olma özelliğini taşıyan Ulu Cami ve çevresi Mekke

ve Medine yi andırıyor. 5.5 km. uzunluğundaki Diyarbakır surları, şeref dolu

tarihimize şahitlik etmiş. Sahabe kabir ve makamları Peygamber Efendimiz i

(s.a.v) hatırlatıyor. Diyarbakır a bu üçüncü gidişim. Her seferinde

Diyarbakır ı canlı, hareketli ve günlük hayatın normal işlediği bir şehir

olarak gördüm.

Anadolu Gençlik erleri, Diyarbakır a giderken göz

yaşartıcı olaylara şahit oldular. Bir ekibin başı, arazide koyun sürülerinin

çokluğunu görerek arkadaşlarına hakiki koyun yoğurdu yedirmeyi vaad ediyor.

Hilvan ı geçtikten sonraki bir köyde duruyorlar. İlk indikleri yerdeki evin

sahibine isteklerini anlatıyorlar. Ev sahibi büyük bir sevinçle ekibi evine

davet ediyor. İstedikleri kadar yoğurt ikram ediyor. Müsade istediklerinde Çay

içmeden olmaz diyor ev sahibi. Çayı da içip izin istediklerinde, Olmaz, yemek

yemeden göndermem diyor. Ekip başı, Erbakan Hoca nın talebeleri olarak size

ve ailenize teşekkür ediyoruz, bu misafirperverliğinizi unutmayacağız diyor.

Ev sahibi, dönüşte yine uğramak şartıyla misafirlerini uğurluyor.

Başka bir ekip, Siverek ilçesine geldiğinde, belediyenin

her sabah çorba dağıttığını öğreniyor. Herkese istediği kadar çorba ikram

ediliyor. 1, 2, 3 kâse. Çorba içildikten sonra bitişikteki kahvede çay

içiyorlar. Kahveciye çay parasını vermek istediklerinde, bir vatandaşın 50

kadar kişinin çay parasını ödediğini öğreniyorlar.

Konya da ikamet eden AGD Bölge Başkanı Mehmet Demirel,

Diyarbakır da önce ayakkabısını boyatıp sonra esnafla tanışmak istiyor. Boyacı,

gariban olduğu halde, Sen misafirsin, paranı almam diyor. Mehmet Bey,

Bereket niyetiyle deyip ısrar ediyor, parasını ödüyor. Esnafı ziyaret

ederken, Diyarbakır ın fethi programı için geldiklerini söyleyince, halk

heyecanlanıyor, memnuniyetlerini ifade edecek söz bulamıyorlar.

Kök, Kimlik Ve Çözümün Adresi Belli

Fetih kutlaması için gittiğimiz Diyarbakır da daha nice

olaylara şahit olduk. Gördük ki, Anadolu nice sıkıntılar yaşayıp nice badireler

geçirse de aslını, özünü, kökünü, kimliğini kaybetmemiş. Közün üzeri küllerle

örtülmüş. Küller üflenince asıl cevher ortaya çıkıyor. Anadolu bir hazine; o hazineyi

işleyecek gönül erleri gerekiyor. Anadolu Gençlik Derneği cevheri keşfetmiş,

üzerindeki külleri dağıtarak hazineyi halka göstermeye çalışıyor.

Fetih programında konuşan AGD Diyarbakır Şube Başkanı

Abdurrahman Ergin, Bölge uzun süre yanlış tanıtıldı diyerek şehrin kimliğini

şöyle açıkladı: Diyarbakır, İslâm ordularından önce peygamberlere ev sahipliği

yaptı. Burada 500 den fazla sahabe yatıyor. İslâm kardeşliğini bozmak için sunî

sınırlar oluşturdular. Biz, beyazıyla siyahıyla, Türk, Kürt, Arap ve Zazasıyla

kardeşler topluluğuyuz. İnşallah, sunî sınırlar kalkacak, en kısa zamanda

Endonezya dan Fas a İslâm Birliği kurulacaktır.

AGD Genel Başkanı Salih Turhan da Sunî ayrılıklar

oluşturulduğunu ifade ederek çözümün adresini gösterdi: Diyarbakır bize

peygamberler ve sahabelerin emanetidir. Renk ve kavimler vardır ve tanışma

aracıdır, bir zenginliktir. Hepimizin üst kimliği İslâm dır. Hiç kimse

İslâm dan başka yerde çözüm aramasın. Çünkü bunlar ârızîdir, sanaldır, sonuca

ulaştırmaz. Bölge tarih boyu İslâm inancıyla yoğrulmuştur. Kardeşliğimizi kimse

bozamayacaktır.

  Diyarbakır BOP un

veya AB nin parlayan yıldızı olacaktır diyenler! Hayır! Siz, Diyarbakır ı

tanımıyor, tarihini bilmiyorsunuz! Zorlayıcı şartlar ve konjonktürel sebeplerle

oluşan savrulma kimseyi yanıltmasın. Diyarbakır, 639 da kendi iradesiyle

İslâm ı seçtikten sonra gözü dışta olmamış, İslâmî kimliğine sahip çıkmış, hiç

gayrımüslimlerin eline geçmemiştir. Bu yüzden Diyarbakır ın kurtuluş günü

yoktur. Bize Müslüman olma şerefi yeter. Diyarbakır a da, bölgeye de!