Yıldız Sarayı, ilk kez Sultan III. Selim’in (1789-1807) annesi Mihrişah Sultan için yaptırıldı. Özellikle II. Abdülhamit Han döneminde de Osmanlı Devletinin ana sarayı olarak kullanıldı.

***

 

Beşiktaş Yıldız Tepesi’nde bulunuyor. İçerisinde üç köşk var. Malta, Çadır ve Şale Köşkleri. Bir de tiyatro ile kütüphane var. Peki bu bilgiyi neden verdim. Yıldız Sarayı’nı tanıtmak için mi? Hayır!

***

 

Aldığım duyumlara göre, Ankara’daki Külliye’den sonra İstanbul’a da bir Başkanlık Sarayı geliyor. Bunun için Yıldız Sarayı uygun bulunmuş.  

***

 

Yıldız Sarayı, Halen Yıldız Teknik Üniversitesi yerleşkesinde bulunuyor. Üniversiteden, bir yıla kadar sarayı boşaltmaları istenmiş. Sarayın bir bölümünü kullanan IRCICA’nın (İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi) da taşınması isteniyormuş. Sarayda tadilat ve restorasyon çalışmaları başlatılmış. 

 

KADİFE GİYMEKLE…

Şarkıcı Özlem Çelik, yeni albümündeki Horon bestesinde şu Karadeniz deyimini kullanıyor: “Kadife Giymek ile Kocakari kiz olmaz.”

 

Siyasette de eskimiş, yorulmuş metale zımpara atmakla da çelik olmaz!

 

ENİŞTELER İN, DAMATLAR OUT!

Önce Topbaş’ın damadı Kavurmacı, Sonra Arınç’ın damadı Ekrem Yeter... Tutuklandılar. Sonra serbest bırakıldılar. Damatlar, adaletin vicdanını kanatıyor.

***

 

AK Parti de kaynıyor. Şamil Tayyar, “Yeter artık!” dedi. Yandaş yazarlar “Damat adaletinden” muzdarip! Bahçeli, kripto eller devrede dedi. 

***

 

Farkındalar mı bilmiyorum. Taban da kaynıyor, tavan da. “Damatlar bizi batıracak!” diye. 

 

15 Temmuz’da ENİŞTELER in, damatlar out’tu. Bugünlerde enişteler out, DAMATLAR in!

 

İKİ FOTOĞRAF!

 

Recai Kutan, Mustafa Kamalak ve Temel Karamollaoğlu… Saadet’in üç genel başkanı. 

 

Bir de Abdullah Gül- Tayyip Erdoğan- Ahmet Davutoğlu- Binali Yıldırım, hatta Bülent Arınç’ı aynı karede düşünün!

 

Bence bu iki fotoğrafı ayıran şu. Bir yanda 40 yıldır omuz omuza süren 

Aynı dava! 

Aynı Hareket!

Aynı Masa!

***

 

Diğer yanda; 15 yılda darmadağın olan bir hareket! 

 

BAKAN OLACAK VEKİL, YÜRÜYÜŞÜNDEN BELLİYDİ!

Önceleri… Hükümet kurulma dönemlerinde Bakan olacak iddialı vekiller olurdu. Ankara’da adeta “Bakan gibi” yürürlerdi! Onları biraz da yürüyüşlerinden tanırdık! 

***

Peki ya şimdi? İsmi en çok geçenler dahil, iddialı yürüyene denk gelmedik! “Kabineye isminiz geçiyor” diyecek oluyoruz. “Sakın yazmayın!” diyorlar. Çekiniyorlar. “İsmim çıkarsa Reis çizer” diye korkuyorlar! Dahası, kimse hiçbir şey bilmiyor!

 

ATO’DA SULAR DURULMAMIŞ!

Geçen hafta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin de katıldığı ATO’da bir iftara katıldım.  Gazilerimizle birlikte iftar yaptık. Gazilerimiz için hiçbir masraftan kaçınılmamıştı. Aile Bakanı da gecedeydi, Sanayi Bakanı da. TOBB Başkanı da.

***

 

ATO Başkanı Gürsel Baran, Emine Hanımla teyze çocukları oluyor. Bizim merakımız ise ATO seçimlerindeydi! Siyasi hayatında belki de Osman Gökçek ile ilk kez kaybeden, Melih Bey vazgeçmiş miydi?

 

Acaba iktidar, Melih Gökçek ile “ATO karşılığında Ankara Büyükşehir pazarlığı!” yapar mı? Bu sene sonunda ATO’nun seçimleri var. Şimdiden 10 bin yeni, paravan şirket kurulduğu söyleniyor. Dedikodu çok tabi. ATO’yu izlemeye devam!

 

KATAR’DA DUA, HİNDİSTAN’DA YAĞMUR!

Katarlı hocalar yağmur duasına çıkmış. Katılan müminler de amin demiş. Ancak yağmur Hindistan, Bangladeş ve Pakistan’a yağmış! Çünkü Körfez’de yerli nüfus çok az. 2 milyon 200 bin nüfuslu Katar’ın, 2 milyonu göçmen işçi. Hizmet sektöründeler. Nüfus deyip geçmeyin!

 

GENİŞ BİR AİLE OLDUK! 

Dile kolay! 1970’lerden, 2010’lara beş kuşak Milli Gazete Ankara çalışanları Ahlatlıbel’de iftarda buluştuk. Neredeyse yüz kişiydik.  Geniş bir aile olduk. Muhabbetler ettik. Güzel bir gece oldu. 

 

Yurtdışında olduğu için katılamayan arkadaşlarımız ise “Mahzundu.”