Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
‘İstanbul-Kudüs-Mekke hattı’ insanlık tarihinin merkezi mesabesinde bir hat…
İnsanlığın çağımızda ‘sosyal tufan’ seviyesinde çözüm bekleyen sorunları var…
Hayatın ahlâkî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî 4 alandaki bu sorunların çözümü de var…
‘Adil Düzen’ dediğimiz bu ‘çare ve çözümleri’ yarım yüzyıldır anlatıp yazıyoruz…
“Adil bir dünya düzeni” kuruluncaya kadar anlatıp yazmaya devam edeceğiz…
ABD, AB, İngiltere ve İsrail, dünyada giderek azalan birkaç yandaşları ile birlikte, var olan “zalim dünya düzeni” devam etsin diye var güçleri ile çabalıyorlar ama nafile; tarih yine tekerrür edecek ve zulüm ile abat olanların sonu berbat olacak…
Nasıl ve neden?
Nemrutlar, Firavunlar, zalim Romalılar ve benzerlerinin “zalim düzenleri” nasıl yer ile yeksan olup sona erdiyse, çağımızdaki zalimlerin “zalim düzenleri” de sona erecektir…
-Binlerce yıllık insanlık tarihi bunun şahididir…
-Kur’an’da anlatılanlar da bunun şahididir…
-Gazze’deki soykırım bunun şahididir…
-Bütün zulümle de bunun şahididir…
Meselenin bir de daha geniş bir boyutu var ki; bugün ona da işaret edelim, onu da hatırlayalım ve hatırlatalım, bugüne kadar verdiğimiz binlerce şehidimizle beraber en son Kuzey Irak’ta verdiğimiz 12 şehidimiz vesilesiyle (Allah onlara rahmet eylesin)…
Gazze ve Kuzey Irak’ta verilen şehitler apaçık gösteriyor ki asıl ve nihai hedef Türkiye’dir; Gazze’deki günlük şehitler ile Türkiye’nin 12 şehidi bunu gösteriyor…
“7 Ekim 2023 tarihi insanlık tarihi açısından bir dönüm noktasıdır” diyor ve yazıyorduk günlerdir; her geçen gün bu durum daha da pekişip perçinlenmektedir…
Neden?
Bunun nedenini bugün farklı bir şekilde anlamaya ve anlatmaya çalışalım…
“Gazze’de Çocuk Olmak” başlıklı yazısında Hatice Şebnem Diktürk, bu farkı yazmış: “Dünyanın her yerinde çocuklar oyun sırasına girer ama Gazze’de çocuk; beton molozlardan oluşan tepeler arasında, öksüz yetim kalan kendisi ya da kardeşi, dul kalan ve ağır yaralı annesi ya da ağır yaralı dedesi için su aramak, emin bir mekân bulmak arzusuyla Safa ve Merve arasında say yapan Hz. Hacer annemiz timsali sabırla say yaparak “Hasbünallahi ve ni’mel vekil.” der ve rahmet-i İlahi’yi bekler. Gazzeli küçük kız der ki: “75 gündür kirli su içiyorum, 75 gündür başıma bomba yağıyor, 75 gündür günde ancak 1 lavaş yiyebiliyorum, 75 gündür her gün ağlıyorum, 75 gündür güvenli yer arıyorum. Dünya çocukları gibi yaşamak istiyorum.”
Doktor Faisal Siyam, El-Şifa Hastanesi ortopedi bölümü direktörü anlatır: “Enkazın altından küçük bir kız çocuğu olarak çıkarıldı. Anestezi yapılmadan 4 uzvu kesildi.’’
Gazze’de çocuk; açlıktan karnına taş bağlayan Efendimiz ve ashabı timsali aç yatar. Yatmadan önce annesine; “Yiyecek bir şey var mı?” diye sorar. “Yiyecek bir şey yok, yavrum uyu.” der, anne. Gazzeli çocuk hayal kurar, dua eder, ağlar, enkaz arasında karnına taş basıp gezen Efendimiz misali acıya sabırla bakar. Zalimler kısa bir vakit süren, aç, susuz, bitap düşmüş bu cana, bu masum, küçük ve aç olan çocuğa füze atar. Gazzeli çocuğun aç karnına, moloz taşları dolar. Çocuk aç karnına şehadet şerbetini yudumlar, ölümü şehit tahtında kucaklar. Acılı annesi şehit çocuk evladı için “Aç öldü yavrum.” der, ağıt yakar.
Bir başka çocuk bu sahneye şahit olur ve kahramanca: “Toprağını savunacak yeni nesil doğacak ve biz o zaman daha güçlü olacağız.” sözlerini tüm dünyaya haykırarak bu hikâyenin burada bitmeyeceğini âleme tebliğ yapar. Ayçin Kantoğlu Hanımefendi diyor ki:
“Bu çocukların (Gazze) bir peygamber misali bize anlattıkları bir hikâye vardır. Bunun için hiçbir dile de ihtiyaçları yok gördüğünüz gibi. Dünyanın her yerinde her dilden, her dinden insana çok sarih bir biçimde kendilerini anlatma kabiliyetini haizler.”
(Devamı var)