Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

7 Ekim’den itibaren, önce “Kudüs, Filistin, Gazze, İsrail ve İsrail’in sonu” başlıklı yazılarla yazmaya başladık, ‘teşhis ve tedavi metodu’ ile yazdığımız yazılarımızla…

Sonra “İsrail ve yandaş ülkelerin sonunun başlangıcı” genel başlıklı -zulüm ile abat olanların sonlarının berbat olduğu- içerikli yazılar yazdık; meselenin özellikle genel olarak Kur’an, özel olarak İsra Suresi merkezli olarak olabildiğince derinliklerine daldık…

Bilahare…

“İstanbul - Kudüs (Gazze, Filistin, İsrail) - Mekke” başlıklı yazılarla devam ettik ve “‘İstanbul-Kudüs-Mekke hattı’ insanlık tarihinin merkezi mesabesinde bir hat” dedik…

“İnsanlığın çağımızda ‘sosyal tufan’ seviyesinde çözüm bekleyen sorunları var; hayatın ahlâkî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî 4 alandaki bu sorunların çözümü de var” dedik…

Ülkeler için ‘Adil Düzen’, bütün beşeriyet için ‘Adil Dünya Düzeni’ dediğimiz bu ‘çare ve çözümleri’ yarım yüzyıldan beri yazıyoruz; Gazze yani Filistin’de soykırımın da ötesinde olan katliamlar yani özellikle “Siyonist İsrail sorunu” sebebiyle yazmaya devam...

İki hatırlatma ile başlayalım…

1) Aslında ABD’den Çin’e, AB’den Rusya ve İngiltere’ye bütün dünya güçleri insanlığa hükmetme ve sömürme konusunda problemler var; sistemleri çöktü…

2) Bu emperyalist güçler Gazze’de gizli-açık bilek güreşi yapıyor, olan masum sivillere yani bebek, çocuk, kadın, yaşlı ayırımı yapılmaksızın Gazze halkına oluyor...

Genel bir hülasa ile devam edelim…

Artık yüz yılı da aşan zamandan beri dünyanın dengesi, nizamı, huzuru ve istikrarı bozuldu… Geçen yüzyılda insanlık iki dünya savaşı yaşadı… Şimdi de adı konmasa bile, dünyayı sömüren güçler arasında üçüncü dünya savaşı mesabesinde gizli-açık çatışmalar var… Biz yıllardan beri bunun ana sebebinin insanlığın çağımızda ‘sosyal tufan’ seviyesinde var olan ve çözüm bekleyen ahlâkî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî sorunları sebebiyle olduğunu yazıyor, çare ve çözümleri de her vesileyle dile getiriyoruz…

Önceleri Oryantalizm vardı, Doğu’yu Batı emperyalizm anlayışına göre sözde bilim ile ele alıp açıklayan ve uzun zamandan beri Doğu ülkelerini sömüren...

Siyonizm ise hep vardı, şimdi yine var ve sadece Doğu âlemini veya sadece Batı dünyasını sömürmekle de yetinmiyor, ana hedefinde -aynen Batı emperyalizminin yaptığı gibi- bütün insanlığı sömürmek var; bugüne kadar hep yaptı, yapmaya devam etmek istiyor…

Gazze’de yapılan soykırımın bir de bu yönü var, bunu anlayıp kavramak gerekmekte.

Prof. Ergün Yıldırım’ın bugünkü (9.12.2023) “Siyonizm ve bilim” başlıklı yazısının sonunda yazdıkları ile devam edelim: “Siyonizm de oryantalizmin en uç biçimi. En başta İslam dünyasında tanımlayan, gözetleyen ve kontrol eden bir iktidar söylem ve pratiğine sahip. Bütün dünyayı seçilmiş bir millet önünde boyun eğmeye yönlendiren bir iktidar aygıtı. İktidarın bütün biçimlerini sonuna kadar kullanıyor. Tanımlıyor, yorumluyor, damgalıyor, çarpıtıyor. Bunu da medyayla, parayla, şirketlerle, lobilerle yapıyor. İsrail üzerinden ise silah ve kanla yapıyor. Kan damlıyor bebeklerin bedenlerinden. Siyonizm, iktidar aygıtlarıyla küresel dünyayı işgal etmiş. Buna direnen tek yer Gazze. Ne devleti, ne düzenli ordusu, ne nükleer bombaları olan Gazze. Yokluklar içinden yükselen bir direniş. Egemen Siyonizm düzeni deliriyor. Bütün dünyanın büyük devletleri, silahlı kuvvetleri, medya güçleri hizalanırken onlar neyine güvenerek direnirler? Kudurmuş Siyonizm, artık kendinden geçerek şehvetle yakıp yıkıyor, bebekler katlediyor. Bunları da dünyanın gözüne sokarak yapıyor. İbret olsun istiyor. Bilim, Batı bilim adamları ya lal kesilmiş ya da bildiriyle selamlıyorlar bu vahşeti. Oryantalizm ve Siyonizm kol kola yaşıyor. Ya Gazze özgürleşecek ya da hepimiz köleleşeceğiz!”

Hakka dayalı bundan önceki beş medeniyet “İstanbul-Kudüs-Mekke” hattının doğusunda kuruldu, altıncısı da yine burada kurulacak; yaşananlar bunun doğum sancısı…

(‘Adil Dünya Düzeni’ kuruluncaya kadar olanları ve olması gerekenleri yazmaya devam...)