Filistin-İsrail arasındaki kriz her saat daha da
genişleme ve derinleşme eğilimi gösteriyor. İsrail savaş uçaklarının
Gazze ye yönelik nokta operasyonları ile başlayan süreç, bir kara operasyonuna
doğru gidiyor. Şu anki tartışma bu harekatın kapsamı ve sınırlarıyla ilgili.
İsrailli karar alıcıların önünde üç seçenek var.
Bunlardan birincisi 2006 Yaz Yağmuru
Operasyonu , ikincisi 2008 deki Dökme Kurşun Harekatı . Üçüncüsü ise, Gazze den başlatılan roket saldırılarıyla, 3
Yahudi yerleşimci gencin öldürülmesi arasında bağlantı olduğunu iddia eden
İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman tarafından gündeme
getirilen/hatırlatılan Savunma Kalkanı .
2002 ve 2008 operasyonları kapsamları itibarıyla sınırlı.
Fakat 2006 böyle değil. Belki de şu an üzerinde tartışılan husus, 2006 da
Lübnan da Direnç Cephesi engeline takılan planın, mevcut konjonktürden
hareketle tamamlanması. Bu da, 2006 da gündeme gelen Gazze-Beyrut-Şam
istikameti ile eşdeğer. Netanyahu nun Kürdistan Devleti ne yönelik son destek
açıklaması da göz önünde bulundurulduğunda, bu yürüyüşün aşamalı olarak İran
sınırına doğru olduğu dikkatlerden kaçmıyor. Zaten, 2006 daki vekaleten
savaş ta da bu hedefin önü adı konulmamış bir ittifak tarafından kesilmişti.
Burada, İsrail in hedefleri kadar, buna yön veren temel
dinamik bir kez daha karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla, bu son operasyonun
zamanlaması, hedefleri ve İsrail in önündeki seçeneklere geçmeden önce, bu
temel dinamik ve onun önemi üzerinde kısaca da olsa durmak istiyorum.
***
Süreç, 1948 den bu yana koşar adım Büyük İsrail
Projesi (BİP) ne doğru gidiyor. Bunla ilgili sınırlar, Vaat edilmiş topraklar
olarak Tevrat ta yer alıyor. Tartışma da burada başlıyor...
BİP ve Tevrat arasındaki ilişki kendisini her aşamada
gösteriyor. Buna Filistinlilere yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonlar da
dahil.
Nitekim, yukarı da sayılanlar da dahil olmak üzere,
bugüne kadar değişik tarihlerde gerçekleştirilen operasyonların adlarının
( Sıcak Kış , Bulut Sütunu , Sonbahar Bulutları gibi) Maneviyat Dairesi
veya Psikolojik Savaş Dairesi adlı bölümler tarafından askerleri motive etmek
amacıyla Tevrat tan seçildiği bir kaç gün önce basında yer aldı.
Açıkçası bu husus bile, başlı başına dikkat çekici.
İlgili departman bunu askerleri motive etmek amacıyla belirlemiş görünebilir,
ama dışarıdaki algı bir dinler savaşı şeklinde kendisini gösteriyor. Bu da,
karşılıklı söylemler bazında bölgede gerçek anlamda cehennemin kapılarının
açılması ile eşdeğer.
***
Gelelim olası operasyonun zamanlaması ve hedeflerine...
Her şeyden mevcut gelişmeler, siyaseten sıkışmaya başlamış olan İsrail i
rahatlatmak için bir fırsata dönüştürülmeye çalışılıyor. Barış Süreci nden en
başından itibaren rahatsızlık duyan İsrail, 3 Yahudi yerleşimci gencin
öldürülmesi krizini bir fırsata çevirmeye çalışıyor. Dolayısıyla, burada
İsrail in birinci hedefi olarak Barış Süreci nin bitirilmesi ya da kendi
istediği şekilde bir barış ın gerçekleşmesi.
İkinci hedef ise, Filistinliler arasındaki birlik
sürecini sabote etmek ve bu bağlamda Milli Mutabakat Hükümeti girişimini
bitirmek olarak karşımıza çıkıyor. İsrail, Hamas ile El Fetih arasındaki
anlaşmazlık , bölünmüşlük ve çatıştırma ortamından bundan sonra da devam
etmek istiyor. Zaten, ilk hedef olarak da Hamas ın hedef alınması bir tesadüf
değil.
Nitekim bunla ilgili olarak Liberman şu hususun altını
çiziyor: Bir başka nokta da Hamas ın, uzlaşı hükümetinin kurulmasının ardından
Filistin yönetimi ve Batı Şeria yı ele geçirme girişimidir. Hamas öldürme
eylemlerine odaklanan terör örgütüydü ve hâlâ öyle. Bu bölgeyi ele geçirmesi,
askeri olarak kararlı bir şekilde engellenmeli. Bu da alt yapısına ve askeri
gücüne darbe indirmekle mümkündür.
Dolayısıyla burada açık hedef olarak Hamas ın adının
zikredilmesi ve El Fetih e değinilmemesi oldukça önemli. Bu da, büyük çaplı
askeri operasyon öncesi psikolojik operasyon un bir parçası olarak karşımıza
çıkıyor.
***
İsrail in asıl büyük hedefi ise, hem Filistin ile
yaşadığı krizi hem de bölgede devam eden kaosu değerlendirerek, Yeni
Ortadoğu nun patronu olmak. Bununla ilgili olarak Irak ta kurulma durumu iyice
netlik kazanmaya başlayan Kürt Devleti ne destek açıklaması oldukça önemli.
Ne de olsa, Arap Baharı sonrası yaşanan gelişmeler,
İsrail i 1948 den bu yana en güvenli ve en güçlü bir pozisyona taşımış durumda.
Yanı başındaki Mısır Camp David sürecine bir kez daha çekilerek pasifize
edilirken, diğer iki ülkede de işler bayağı karışık durumda: Lübnan ve Suriye.
Bu da Hizbullah ve Suriye tehdidinin neredeyse ortadan kalkması ile eşdeğer.
Dolayısıyla, İsrail in çok büyük çaplı bir askeri
operasyon için önü fazlasıyla açık. Şimdi, bu durumda siz İsrailli karar
alıcılar yerine kendinizi koyun. Böylesi bir durumda hangi operasyon seçeneğine
yönelirdiniz Muhtemelen bunun adı da Tevrat ta yazıyordur.
Son savaş ın adı olmasın bu!..