"Âh idüp bu matlaı dedi Şaha monlayı Rum
Câhil olmak müşkil değil ama ehli ilm olmak güç"
İsmail Hakkı [Haksal] Efendi nin cönkünden
Dedemin cönkü önümde, Millî Gazete m de. Dinim, sanatım, şiir, edebiyat, siyaset, düşünce hayatımda iç içe. Hayatımı sekülerleştirme niyetinde değilim. Bundan da şikâyetçi değilim. Benim için burun kıvırıp geçenlere sadece üzülürüm. Yazı hayatımda ihmal ettiğim bir yan yok. Bugüne değin bana öncü olmuş olan, kendilerinden feyiz aldığım her kim varsa hepsine minnet borçluyum. Dünyevilik için sanatın arkasına gizlenip birilerine kuyruk olacak değiliz, hamdolsun, şükrolsun.
Kaç gündür, yazmakta olduğum düşünce yazıları, kimilerinin deyimiyle felsefi, ağır kaçıyor. Olsun. Bu dönem bu tür yazılara ağırlık vereceğimi söylemiştim seçimden sonra. Çünkü dünyevilik insanımızı kasıp kavuruyor bu zamanda. Bir lodosa kapılınmış gidiliyor. Buna tahammülümüz zor.
Bu zamanda ilginç bir şekilde Siyonist Yahudiler, İsrailliler sevimli gösteriliyor kimi çevrelerce. Bu gözlerden kaçmıyor. Hatta, seçimlerden sonra bir köşe yazarı Erbakan Hocayı eleştirip Yahudilerin faziletlerinden ve iyiliklerinden söz etti muhafazakâr bir gazetede. Nasıl bir çabaydı bu. Ardından Yahudilerin önde gelenleriyle boy boy röportajlar Bir Müslüman lideri eleştirip, Yahudileri hoşgörüyle köşesine taşıması nasıl Müslüman ca bir bakıştı! Hayret ettik. Gazetenin manevi lideri önüne uzatılan mikrofonlara Erbakan Hocayı kastederek: "Ben o adama hiç ısınamadım, sevemedim!" deyivermişti. Aynı mikrofonlar Erbakan Hoca nın önüne uzatıldığında ise: "Biz Hoca Efendi ile günde beş vakit aynı safta buluşuyoruz" cevabını vermişti. Bakış açılarındaki fark burada önem kazanıyor. Bu, kime hangi bakışla bakıldığını görmek açısından önemli. Müslümanların kendi içlerinde sorunları olabilir, ancak bu dışa dönük değil içe dönük bir eleştiri, bir uyarı olmalı. Medya üzerinde Müslümanların birbirini kırıp dökmeleri bir işe yaramıyor, bilakis zarar veriyor. Tabii insanların niyetleri de bir o kadar önemlidir. Asl olan niyettir.
Akepe medyası [ben buna çıkarcı medyası diyorum. Kim ve ne olursa olsun fark etmiyor. Holding medyası da buna dahildir.], Akepe ile birlikte kıvranıp duruyorlar. Bazıları ise özellikle Yahudicilik yapıyor. Yahudilerin üstünlüklerini ruhlarına iyice sindirmişler.
Türkiye İran yakınlaşmasından sonra Yahudiler ayaklandı. İlk iş Ermeni soy kırımı olayını gündeme taşımak oldu. Bu, içerideki Yahudi severleri hafif yollu tedirgin etmedi değil. Tam da Yahudileri sempatik gösterme çabalarının yoğunlaştığı bir zamana denk düştü. Bununla kalsa iyi, İsrail Uçakları Türkiye hava sahasında fink atıyorlar. Yakıt tanklarını düşürmese, kameralara ve objektiflere yakalanmasa kimsenin haberi olmayacak. Büyük medya(!) içeride küçük haberlerle geçiştirdi. Onlar içeride otobüsleri zorla durdurup vakit namazını eda eden irticacıları öne çıkarmakla meşguldüler. Karşı medya ise onun üzerine atlayarak kavga etmeyi yeğliyor. Ortalık bu toz dumanla oyalanırken İsrail Uçakları kim bilir daha neler yapıyorlardı.
Nasıl bir iştir bu Elli yıllık bir İsrail bizi kıskaca alıyor. Dahası, onlar Filistin de bir soy kırım yapadururlarken içeride onlar lehine hava yumuşatılıyor. Bunların sıcaklıklarının buğusu daha geçmeden yeni bir haber daha patladı: "Yahudi lobisinden yeni çalım; 12 örgüt Ermeni tasarısını destekleyecek" Bununla yetinilmiyor İsrail Uçakları güneyimizde fink atıyor. Hükümet yetkilileri ise haberi yalanlıyor ya da pas geçiyor. Çıkarcı medya ise bu haberler karşısında sus pus. Üstelik İran sınırına doğru bir gidiş var.
Tabii burada artık tercihler söz konusu. Bizler Hamas ın yanında mı yer alacağız, el-Fetih in yanında mı Yani İsrail in yanın da mı, Müslümanların yanında mı Yani, İran ın yanında mı, İsrail in yanında mı Yani Türkiye nin yanında mı İsrail in yanında mı