Her inancın/medeniyetin kendisini ifade ettiği kavramlar ve sembolleri vardır.  Toplumun iletişim dili olduğu gibi toplumlar arası iletişim de bunlar üzerinden yapılır. Hilal inanç olarak İslam’ı ifade ettiği gibi, medeniyet olarak Müslümanların medeniyetinin sembolüdür. Haçın Hristiyanları siyon yıldızının Yahudileri anlattığı gibi.

Bir mekândan hilali ya da diğer sembolleri kazımak, silip atmak o mekânı kimliksizleştirir ve silikleştirir. Aslında bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Veya herhangi bir din ve medeniyete ait kavramların içini boşaltmak, tersyüz etmek, başka anlamlar yüklemek, yasaklamak; o dini/inancı yok etmekle eş değerdir.

Çünkü kavramlar ve semboller inançların/medeniyetlerin yoldaki işaretleridir. Tarihi güne, günü geleceğe ileten taşıyıcılardır. Bir insanın aidiyeti, bir milletin kökleridir. Yani varoluşsal nedenleridir. Birey Allah, tarih, toplum ve insanlıkla bağını kavramlarla kurar.

Semavi dinlerin hepsi çıkış itibariyle tevhidi, insani ve barış içeriklidir. Ancak İslam hariç diğerleri egemen güç odaklarının müdahalesi sonucu değiştirilmiş ve bozulmuştur. Kitapları insan ürünü içerikli olmuştur. Şeytan bu konuda büyük başarı elde etmiştir. Fakat Kur’an’a müdahale edememiştir. Çünkü Allah’ın onu her türlü şerden koruyacağına dair sözü vardır.   

Buna rağmen şeytani akıl(lar) farklı operasyonlara girişmiştir; kavramların içini boşaltmak, anlam kayması ve şiddetle beraber anmak gibi… İşte İslami kavramlar küresel bazda korkunç operasyonlarla karşı karşıyadır. Öyle ki Müslümanlar Kur’an ve sünnete yer alan ve hayati önem taşıyan bazı kavramlardan ya uzak kalmış ya da onları kullanamaz duruma düşürülmüşlerdir. 

11 Eylülle başlayan Müslümanlara yönelik sindirme ve imha saldırıları; fiziki, kültürel, sosyolojik, dini ve askeri olarak tüm hızıyla devam etmektedir. Bu anlamda dinin işaretleri olan kavramlardan; Takva, infak, Hizbullah, ulul-emir, itaat, cihad, kıtal, Tağut, şehadet öne çıkan ve şiddete bulaştırılanlardır. Cihad kavramı bunlardan en önemlisidir. 

İslam düşmanları tüm saldırı aygıtları (İstihbarat birimleri, medya, siyasi vd.) ile sürdürdükleri itibarsızlaştırma ve yok edici dilleri zaman ve mekâna göre farklılık göstermektedir; önceleri fundamentalist, sonraları cihadist/cihadcı Müslümanlar hâlbuki bu tanımlamalar Kur’an ve sünnette yer almaz. Cihad kavramının karşılığı “şiddet” hele “savaş” hiç değildir. Çünkü cihad ile kıtal/savaş sözcüğü arasında hem nitelik hem de nicelik farkı vardır.  Cihad; kutsal bir gâye uğruna ortaya konulan her türlü fikrî, fiilî ve kalbî çalışmanın ortak adıdır.  “Cihad” kelimesi ve türevleri Kur’an’da 41 yerde, ayrıca hadislerde yer almaktadır. Ayet ve hadisler ışığında cihad bir ibadet türüdür; Namaz gibi, zekât gibi, Hac gibi. Son Nebi (s) cihad edemediklerinden yakınan kadınlara haccı tavsiye etmiş, kendilerinin cihadı hacc olduğunu söylemiştir. 

Gelinen noktada; yerel ve küresel anlamda “cihad” kavramı diğer kavramlar gibi ciddi bir saldırı altındadır. İnanılması ve pratiği İman ve İslam’ın şartlarından olan; kabul edilmese insanı dinden çıkaran “cihad”; egemen güç odakları tarafından Müslümanların hayatından çıkarılmak istenmektedir.

Hayır! Öyle değil; Cihad Kur’an ayetlerindendir. Ama Müslümanlara düşen şey; onu gereği üzere anlamak ve muhataplarına anlatmaktır.