SİYONİSTLER uzun yıllar Almanya’da başını kendilerinin çektiği Yahudi katliamını gizleme, hatta haklı gösterme gayreti içinde oldular. Sahip oldukları propaganda vasıtaları (sinema, gazeteler ve televizyonlar) sebebiyle de tüm dünyada Hitler katil olarak gösterildi. Hitlerin katil olup olmadığı elbette önemli ancak Siyonistlerin tüm dünyayı kandırdığı, belli bir anlayışa sürükleme ve mahkûm etmekle başarılı oldular. Bu mağduriyet söylemi ile başta Almanya olmak üzere tüm dünyadan Filistin’e bir Yahudi göçünü gerçekleştirdiler ve burada İsrail Devleti’nin kurulması hususunda ABD ve İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkelerin desteğini aldıklarını unutmamak gerekiyor. Kısacası, Siyonistler bir yandan kan dökerken aynı anda da kendilerinin dövüldüğü, sövüldüğü ve öldürüldükleri haberlerini yayma hususunda bugüne kadar başarılı oldular. Böyle olduğu içinde İsrail Devleti’nin kurulmasından bu yana geçen süre içinde işledikleri bunca cinayete, toplu katliama rağmen başta BM olmak üzere uluslararası örgütler ve devletler bu katliamlara karşı sessiz kalmışlardır. Bu sessiz kalışın temelini ise Hitler’in yaptığı Yahudi katliamı söylemi ve propagandası oluşturuyor.

Bu noktada Milli Gazete’de bundan yaklaşık 40 yıl önce bir dizi yazıda dile getirdiğim ve daha sonra başkaları tarafından da o iddiamın metinlerde tekrarlandığını hatırlatmak istiyorum. O iddiamın temelini Almanya’da yaşanan Yahudi katliamının dünya Siyonistlerinin Filistin’de bir İsrail Devleti kurma düşüncesi oluşturuyordu. Uzun yıllardır dünya Siyonistlerinin Filistin’de bir İsrail Devleti kurma hedefi olduğunu konu ile ilgili herkes bilir. Ancak, Filistin’de bir İsrail Devleti’nin kurulabilmesi için dünyanın dört bir yanına yayılmış Yahudilerin en azından bir bölümünün Filistin’e göçünün sağlanması gerekiyordu. Yeteri kadar nüfus olmayan bir bölgede bir devletin kurulması mümkün değildi. Ne var ki, Siyonistlerin bu çabaları istenen sonucu vermedi. Çünkü Yahudiler bulundukları ülkelerde özellikle ekonomik bakımdan çok iyi durumda bulunuyorlardı. Bu durumlarını bırakarak Filistin’in kurak arazilerine gidenlerin sayısı bir türlü istenen noktaya ulaşmadı. İşte Hitler’in Almanya’da işbaşına gelmesi ve çevre ülkeleri ele geçirmeye başlaması ve özellikle de ırkçı yaklaşımından dünya Siyonistleri istifa etme yoluna gittiler. Bir bakıma Abdülhamit Han’dan Filistin’de toprak satın almak isteyen Siyonist anlayışın Almanya’da farklı şekilde ortaya çıkmasıydı.

Çeşitli dillerde yayınlanan dergilerde Siyonistlerin Avrupa’daki Yahudilerin Filistin’e göçünü sağlamak için Almanya’da belli noktalarda Filistin şartlarına hazırlamak adına kamplar oluşturulması hususunda Siyonistlerin Hitler ile anlaşmaya vardığı bilgileri söz konusu. Ne var ki, bu kamplara rağmen Siyonistler istedikleri göçü sağlayamadıkları için bu kamplarda eğitme alınan Yahudiler üzerinde başlarındaki Siyonistlerce Filistin’e göçe zorlandığı bilgileri de ortaya çıkmış durumda. Bu zorlama sonuç olarak özellikle yaşlı Yahudilerin devre dışı bırakılması noktasına kadar götürülmesi söz konusu. Bunları yazarken Hitleri aklamak gibi bir niyetimin olmadığını hatırlatmak isterim. Hitler’in de elinin Yahudi kanına bulandığı kesin ancak, proje Hitler’den ziyade Siyonistlere ait. Bu gerçeğin Netanyahu tarafından bilenmediğini düşünmek doğru olmaz. Bugün Almanya’daki Yahudi katliamından eski Kudüs müftüsünü sorumlu tutmaya çalışması Filistinlere karşı sürdürdükleri soykırımı dünya gözünde haklı gösterme çabasıdır. Siyonistler için olayların böylesine çarpıtılması da gayet doğaldır. Çünkü onlar için önemli olan hedefe ulaşmaktır. Bu hususta her türlü yalana ve çarpıtmaya başvurabilirler. Netanyahu’nun Yahudi katliamını Hitler’e eski Kudüs müftüsünün telkin ettiği iddiasının aslı bundan ibarettir.