Bu haftalarda İslâm dünyası son derece faal ve dünya medyasının da ilgi odağı. Bu hayli enteresan bir gelişim çünkü genelde İslâm dünyasında olup bitenleri fazla öne çıkartmazlar. Çıkarsalar da genelde hep olumsuz yansımalar olmaktadır. Bu haftalarda durum çok farklıdır. Ufak bir dünya turu yapmakta yarar vardır:

Malezya daki seçimler:

Mart içindeki seçimde İslâmi partiler ilerleme kaydederek öne çıkmıştır. Malezya yaklaşık 330,000 km2, yani Türkiye nin yarısı kadar bir yerde, 25 milyon nüfusun yaşadığı ve büyük çoğunluğu (yüzde 60 dan fazlası) Müslüman olan bir ülkedir. Petrol, madenler, kauçuk ve baharat zengini olan bu ülkede parlamenter bir Monarşi vardır. Yani 13 eyaletten 9 tanesi babadan oğula geçen krallık/ sultanlıklardan meydana gelmiştir. 1 tanesi federal bir eyalettir. Kişi başı gelir 14,400 dolardır.

Uzun yıllar, özellikle İngiltere nin sömürmeye gayret ettiği bu zengin topraklar şu an için en zengin ve kalkınmakta olan, teknolojisi ileri bir Müslüman devlettir. Özellikle uçak sanayiinde öne çıkmaktadır.

Nüfusun %19 u Budist, %9 u Hıristiyan, %6 sı Hindu, %6 sı Çin dinlerine mensuptur. Seçim platformunun en büyük sloganı: Birlikte hareket ve birlikte ilerleme olmuştur. Yani üstünde çalışılan en büyük hedef bu farklı kitle ve gurupların birlik içinde yaşayıp kaynaşmalarıdır. İslâmî parti, gücünü 1 eyaletten 5 eyalete çıkartarak, ilerleme kaydetmiştir.

Malezya, D-8 lerin kurucusu ve önemli bir üyesidir.

Pakistan daki gelişmeler:

Şubat başında yapılan seçimlerle yeni partiler seçilmiş fakat ülkedeki istikrarsızlık henüz sona ermemiştir. Butto nun partisi PPP,  Benazir Butto nun ölümünden sonra ortalığı talan etmiş, sokak çatışmaları çıkartmış, bankaları (175 adet) soyup ateşe vermişlerdir. Şimdi anlaşıldığına göre birkaç ay içinde çeşitli parti içi bürokratik işlemlerden sonra Benazir Butto nun eşi Zerdari başbakan olabilecektir. Zerdari gaddar, hiç kural tanımayan ve kamu servetini sömürmeyi iyi bilen ve bu sebeple de Pakistan içinde ve dışında hakkında pekçok dava bulunan bir zattır. Pakistan daki davalar, başkan Müşerref in etkisi ile mahkemelerde düşürülmüştür. Bu maalesef, hukukun üstünlüğünü savunan demokrasilerde olmaması icap eden bir durumdur. Başkan Müşerref in koltuk hırsı ve inadı maalesef yanlış kişi ve yerlerden medet ummasına ve işbirliği yapmasına sebep olmaktadır.

Bu yapılan seçimlerde İslâmî partiler büyük bir kayba uğramış, hem eyalet ve hem de merkez parlamentolarda kaybetmişlerdir. Müşerref in partisi de erimiştir. Bunun en büyük sebebi de bu partilerin ve liderlerinin halka verdikleri sözleri tutmamış olmaları, halkın hayatının iyileşmesine katkıları olmazken kendi rahatlarının artması, kriz anlarında bir türlü bir araya gelememeleri ve hiçbir konuda güçlü bir platform kuramamaları olmuştur.

Halka itimad telkin edecek güçlü bir hükümet kurulmadıkça, güvenilir bir isim başa geçmedikçe, hem kuzeydeki sınır aşiretlerinde, hem Svat vadisi ve Belucistan da olaylar devam edecektir. Pakistan dış mihrakların tahrik ve oyunlarına hedef olacaktır. Bu arada, Navaz Şerif ile Zerdari bir koalisyon hükümeti kurmak üzere anlaşmaya yaklaşmışlardır. Pakistan ın kuruluş kararının kabul günü olan 23 Marta kadar anlaşmayı hedeflemektedirler.

Pakistan, D-8 lerin kurucusu ve çok önemli bir üyesidir.

İran seçimleri:

İran da, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ı destekleyenler seçimlerden zaferle çıktı. Tüm alışılmışın dışında davranışlarına rağmen, Ahmedinejad, halkın ve din ulemalarının tercihi olarak görüldü. Gıda ve enerji fiyatlarının artmasına ve gelir dağılımındaki eşitsizliğe rağmen, Ahmedinejad taraftarları kazandı. Görüldü ki İran yine muhafazakâr Müslüman gruplar kazanmaktadır.

İran, hem ekonomik kalkınmasını ve hem de nükleer çalışmalarını her şeye ve her türlü baskı ve ambargoya rağmen yürütmeyi başarmıştır. Rusya ile önemli anlaşmalara imza atan İran, Çin tarafından da desteklenmekte ve onunla da işbirliği içine girmektedir. Bölgesel anlaşmalara girmektedir. Kimse de İran ın rejimine bakarak ticari veya teknik anlaşmalardan uzak kalmamaktadır. Bununla beraber, gelecek yıl cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar, Ahmedinejad ın iç konulara yönelmesi ve durumu düzeltmesi gerekmektedir.

Yine, geçtiğimiz hafta içinde, Irak ta bulunan işgalci ABD güçleri başındaki general ABD nin İran politikasını ve planlarını tasvip etmediği ve bunları ABD için tehlikeli bulduğunu dile getirdiği için istifa etmiş bulunmaktadır. Bu son derece önemli bir noktadır. Kimileri bu istifayı, İran a saldırıya hazırlık olarak algılarken, diğerleri de askeri idare kademesi ile siyasi kademe arasında artan huzursuzluğun işareti olarak görmektedir.

Seçimlerden daha da güçlü çıkan Ahmedinejad ın, Irak ve Senegal temaslarına bakılırsa, Ortadoğu politikalarında değişikliklerin yaşanacağı bir döneme girildiği görülmektedir.

İran da, D-8 in kurucusu ve çok önemli bir üyesidir.

Mısır yerel seçimleri:

Burada ise diğerlerinin tersine bir durum gözlenmektedir. Başkan Mübarek in talimatı ile "Müslüman Kardeşler"e mensup bütün belediye başkan adayları çeşitli sebeplerle tevkif edilerek gözaltına alınmaktadır. Dolayısı ile 8 Nisan da yapılacak belediye seçimlerinde, bunların fiilen seçime girmelerine imkân bırakılmamaktadır. Oysa şu anda mecliste büyük bir çoğunluk Müslüman Kardeşler in bağımsız adaylar olarak seçimi kazanmaları sonucunda elde edilmiştir. Parti siyasi yasaklı olduğundan, üyeleri kendi başlarına seçime girerek parlamentoya dâhil olmuşlardır.

İşte bu noktada, halkın istek ve talepleri ile tamamen ABD, İsrail ve Batı yanlısı idare birbirlerine zıt bir davranış, görünüş içindedir. Müslüman Kardeşler, son aylarda Hamas ve Gazze deki Filistinlilere çok büyük bir yardım sağlamışlardır.

Mısır da yapılan anketlere göre, baskı arttıkça, fakirlik arttıkça özellikle genç Mısır nüfusu arasında İslâm a daha sıkı bir şekilde bağlananların sayısı artmaktadır. Bu bilgiler, yine Batılılarca yapılan anket ve araştırmaların sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Senegal deki İKÖ toplantısı:

Bu sene 57 ülkeden 5000 kişinin katıldığı Senegal in Dakkar şehrinde yapılan toplantıya tam 30 ülkenin başkanı katıldı. Katılımcılar 3 grup halinde katıldılar. Birinci ve en büyük grup STK (Sivil Toplum Kuruluşları)dır. İkincisi Dışişleri Bakanları platformudur. Üçüncüsü ise Devlet Başkanlarının toplantısıdır.

Bu son derece önemli toplantı şu anda tüm dünyanın ilgisini üstünde toplamış bulunmaktadır. BM (Birleşmiş Milletler) den sonra etkisi en çok hissedilmesi beklenen büyük kurul toplantısıydı. BM Genel Sekreteri de katılımcılar arasındaydı.

Bu toplantı Dakkar da yani Batı Afrika da yapıldı. Zor günler geçiren, kıtlık, susuzluk, hastalık ve fakirlikle mücadele eden, Avrupa ve Batı nın sömürüp bitirdiği bu kıtada İslâm Örgütü bir umut, bir birlik ve heyecan oluşturan bir toplantı ile bulundu.

Tartışılan birçok konu olmasına rağmen bazıları önemlerine binaen öne çıkmaktadır:

* KKTC buraya devlet başkanları seviyesinde davet edilmiştir.

* İKÖ Genel Sekreteri, Ekmeleddin İhsanoğlu iyi kabul gören işler yapmaktadır.

* İKÖ kuruluş anlaşmasının değiştirilmesi yıllardır gündeme gelmekte ve daha geniş işbirliğini sağlayacak değişiklikler yapılması istenmektedir. Büyük tartışmalara rağmen, dışişleri bakanları bir anlaşmaya varamamışlardır.

* Diğer taraftan son derece önemli iki karar alınmıştır. Bunlardan birincisi, daha fakir olan Müslüman ülkelerin, zengin İslâm ülkelerinden aldığı borçlar silinmiştir. Böylece onlar, buradan temiz bir sayfa ile ayrılacaklardır.

* İkincisi de son yıllarda özellikle ABD ve Avrupa tarafından körüklenen "İslamofobya- İslâm Korkusu"na karşı hep birlikte ciddi bir şekilde mücadele edilmesine karar verilmiştir.

* İslâm ın doğru anlaşılması ve tanınması için gerekli çalışmaların yapılmasına karar verilmiştir.

* ABD buraya özel bir büyükelçi tayin etmiş ve toplantıya yollamıştır.

*Aynı şekilde Rusya da buraya Dışişleri Bakanı, Sergei Lavrov u yollamıştır. Konuşmasında Lavrov, "Rusya, hiç kimsenin, Rusya ile İKÖ ülkeleri arasına girmesine izin vermeyeceklerine ve daima İKÖ nün alacağı kararlara saygılı olacaklarına" vurgu yapmıştır. "Ne yönetim sistemi olarak ve ne de medeniyetler çatışması şeklinde, İKÖ ülkeleri ile Rusya arasında hiçbir problemin bulunmadığını" özellikle belirtmiştir. Rusya, bu toplantıda resmi "gözlemci" sıfatı ile bulunmaktadır. Başkan Putin de buraya özel bir mektup yollamıştır.

* Tüm D-8 ülkeleri burada gayet aktif çalışmalar yapmışlardır.

Tüm İslâm dünyasının çeşitli tehdit ve tehlikeler altında olduğu bu yıllarda, bu tür toplantıların önemi daha da büyümektedir. Gelişmeler dikkatle izlenmelidir